30 Kasım 2021 Salı
 
ANA SAYFA   KIRIKKALE WEB TV  
Haber Ara  
 
Yapılan çalışmalar başarıyı getirdi
Yapılan çalışmalar başarıyı getirdi
KOP Bölge Kalkınma Planı Tanıtım Programı ve Bilgilendirme Çalıştayı
KOP Bölge Kalkınma Planı Tanıtım Programı ve Bilgilendirme Çalıştayı
Cenaze törenine katılan korona virüslü kadın otobüste yakalandı
Cenaze törenine katılan korona virüslü kadın otobüste yakalandı
Kırıkkale'de İhracat ve İthalat Azaldı
Kırıkkale'de İhracat ve İthalat Azaldı
  YAZARLARIMIZ
ARIZALI TOPLUM YAPISI
30 Ağustos 2021 Pazartesi Bu yazı 5784 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

“Biz bu dünyaya var olmaya mahkûmuz. Bu yüzden hayatı en düzgün şekilde inşa etmeliyiz. Benim siyasi görümün temeli bu”Sven Olof Joachim Palme(Eski İsveç başbakanı)

 

      Kırıkkale, Balışeyh ilçesi Karalı köyü, 1965 yılları 6 yaşındayım. Biçer döver ustası babam amcamla Nisan ayından Haziran ayı sonuna Adana, Adıyaman, Çukurova bölgesinde Haziran sonundan Ağustos ayına kadar iç Anadolu’nun değişik yörelerinde Buğday, Arpa, Çavdar biçimiyle uğraştığından yılın 5 ayı evinden, ocağından ayrı tarım işleriyle uğraşırlardı. Geniş avlu içinde yer alan kerpiç dam evlerde yaşadığım ailemdeki yaşlı ana, yenge, dedeve abilerimiz gözetiminde bostan, bağ- bahçe, orakla arpa yolma, yığın yapma, çavdar alma, sap toplama, saman yapma, çapalama vb. onlarca tarım işleri yaparken bir düzine çocukların bakımı gelin çağına gelmiş, her an taliplisi çıkabilir gözüyle bakılan,fiziki yıpranması istenilmeyen Tekmile ve Fatma halalarımın kültürüyle yetişiyordu. Köyün en büyük kültür, eğitim ve çocuk terbiyesi çocukların dinle, imanla, sopayla korkutulup, cezalandırılması, köy imamından Arapça dini kültür öğrenilmesi üzerine kuruluydu. Kendimizi ifade edemeyecek düzeyde Türkçe konuşmayı dahi beceremediğimiz, 30 yada 40 kelime dahi zor bildiğimiz bir yaşta bir kelimesinin dahi Türkçe anlamını bilmediğimiz Arapça: “Elif” “Lam” “Mim”, “Ra”, “Ya” “Sin”harflerile en basit bir duayı dahi aylar geçmesine rağmen zor öğreniyor, öğrendiğimizin yarısını doğru yarısını yanlış telaffuz edebiliyorduk.

      İyi niyetli ve masum olmasına rağmen “Kız çocuğu okur mu” düşüncesiyle okutulmamış halalarımın bizleri disipline sokma, akıllı, terbiyeli olma, düşünce ve kültürü ürünü olan:

      “Mazaratlık yapmayın yoksa sizi horhuta veririm”,

      “Yerinizden kalkmayın yoksa tek gözlü dev canavarın önüne atarım”, 

      “Küllükten geçmeyin ağzınız aha böyle olup ağzınız g…e döner” (ellerini, gözlerini, ağzını eciş bücüş yaparak)

      “Akıllı olursanız cennete gidersiniz, akıllı olmazsanız cehennemde kaynar kazanlarda yanarsınız.”        

      “Yaramaz çocukları enkebit basar, içine şeytan girer, cin çarpar”

      vb. tarzda onlarca ürperten, korkutan sözler biz çocukları aptallaştırıp, korkudan ne yapacağımızı bilemezdik. Bu korku ile her gece çayır döşekte yatarken geceleri karanlıkta tepesinde kocaman kırmızı tek gözü olan ve ateş gibi parlayan ama bedeni kapkara, simsiyah uçarak gelen hayaletleri görür, yumruklarımı sıkar, titrer, karanlıkta sessizce ağlar, korkular içinde kan ter içinde kalıp uyuduğumu hatırlar, sabah halamın “Bu yatağa kim işedi, çabuk ortaya çıksın” bağırtılarını duyduğumda saklandığım yerden bir türlü çıkamazdım.

      Ülkemin 1959-1979 dönemi çocukları böyle yetişti. Fen, Matematik, Felsefe, Mantık ve ilmin zerresinin bulunmadığı, eğitim seviyesi sıfıra yakın bir toplum, hayatın her dakikası saçma sapan ahiret, kabir, azap, cin, şeytan, dini bilgiler üzerine kurulu aklın mantığın kabul edemeyeceği tarzda dini bir toplum yapısı. Asırlardan beri devam eden atalarımıza ait ilkel gelenek ve göreneklerin din kuralları sayıldığı, hatta dinin önüne geçtiği bu travmayı aynı döneme ait ülkemiz insanlarının tümü yaşadı. Aynı durum ülkenin büyük bir bölümünde etkisini halen sürdürmektedir. Böyle bir ruh ortamında, bu arızalı toplum yapısında yetişen körpe zihinler bu nedenle gelişemedi, ilerleyemedi, taşlaştı, vasat düzeyde kaldı, gelişmesi istenilen sevide bir türlü artamadı.

      55 yıllık araştırmalarım, deneyim, tecrübe ve 1000’e yakın okuduğum felsefe, mantık, psikoloji, sosyoloji, tarihi, fikri, edebi vb. kitaplar ve her görüşe sahip on binlerce gazete, dergi incelemelerim sonucu durumu anlayabildim, taşlaşmış beynimi ancak bu sayede çözebildim.

      Sigmund Freud, Alfred Adler, Carl Gustav Jung,William James, AlfredBinet, MaxWertheimer,Abraham Harold Maslow, Jean Piaget, Burrhus Frederic Skinner, Karl SpencerLashley, IvanPavlov vb. başta olmak üzere dünyanın en büyük eğitimcileri, psikologları, psikiyatristleri 12 yaşına kadar çocuklara saçma sapan dini bilgiler verildiğinde zekâlarının gelişemeyeceğine dair dünyaca kabul görmüş eserleri vardır.

      Finlandiya, Danimarka, İsveç, Norveç gibi Avrupa ülkelerinde nüfuslarının iki katı günlük gazete,milyonlarca kitap okunduğu, Japonya’da ilkokullarda öğrencilere haftada 1 saat gazete okuma dersi verildiği, Çin ve Güney Kore’de bire bir eğitim yapıldığı ve sözü edilen bu ülkelerin öğrencilerinin son yirmi yılda Uluslararası Öğrenci sınavı Pisa sınavlarında en üst sıralarda yer aldıkları, bu tarz saçmalıklardan dolayı aynı uluslararası sınavlarda ülkemiz öğrencileri başarı seviyeleri en altlarda yer aldığı, İmam Hatiplerde okuyan öğrencilerimiz ise normal fen liseleri öğrencilerinin aldığı başarının yarısı oranında başarılı olduklarını basından öğrenmekteyiz. Bu verilere göre;

• Öğrencilerimizin çoğu: Matematik,geometri dersini sevmiyor, felsefe, fizik, kimya dersini çok az kişi seviyor,

• Uluslararası ve ulusal sınavlarda en basit problemleri çözemiyor,

• Yüce dinimizin “Aklını kullanmayanların üzerine pislik yağdırırım, belayı üzerlerinden eksik etmem” ve “aklınızı artırın” mealindeki onlarca uyarıcı emrine rağmen yine de aklımızı artıramıyoruz.

• Yüzde yüz yerli bize ait hiçbir bilimsel icat bulamıyoruz.

• Hem yerli hem de yabancı yazar, düşünür, entelektüellere göre de aklımızı artıramıyor, kullanamıyoruz.

• Ahmet Hamdi Tanpınar: “Şark oturup beklemenin yeridir”

• Prof. Dr. Niyazi Kahveci: “Ülkemiz insanın çoğunun algılama yeteneği zayıf, düşük, aklını artıramıyor.”

• Cemil Meriç: “Asırlardır cehaletin hüküm sürdüğü topraklardır bu topraklar. Çürümüş bir toplumda dev yetişmez. Dehanın tuğla kadar değeri yok. Kitaptan korkmayın kitapsızlıktan korkun”

• Gottfried Wilhelm Leibniz: “Türk türü yazgı anlayışı akıldışıdır, çünkü tehlikelerden sakınmayı önler, öngörüyü ve akıl yürütmeyi özendirmez. Bu anlayışta ayrıca “iyi ile kötü” arasında ayrım yapılmaz. Türkler “nedenlerle ilgilenmezler.” Önlerinde bulduklarıyla yetinirler.”

• Immanuel Kant: “Küçük Asya’da yani Anadolu’da “akıldışılıklar” egemendir.”

• Georg Wilhelm FriedricihHegel: “Doğu’da istenç ve bilinç özgür değildir. Avrupalı aklını özgürce kullanır. Öz bilinç ancak Batı’da özgürleşir. Türklerin Tanrı’sı akıl soyutlaması değildir. Kaba saba Türkler buluntu bir akla sahiptir.

• Karl Marx ve Friedrich Engels: “Türkler akıl soyutlaması gerektiren uygar değerler yaratma yeteneğinden yoksun”

• FriedrichNitzsche: “Avrupa, Asya’dan “üstündür.” Avrupa’nın üstünlüğü akılcı eğitimden kaynaklanır. Türkler dinsel yazgı anlayışları gereği boyun eğerler, insana karşı ön belirlenmişliğin üstünlüğünü kabul ederler.”

      Kişiliğimizi yapan hafızadır, hafıza ise okumadan, araştırmadan, sorgulamadan gelişemez. Körü körüne itaat eden değil, birbirine düşüncesini dayatarak, birbiriyle çatışarak farklı düşünce kamplarına bölünen değil sorgulayan, araştıran, kafa ve zihin gelişimini sağlayan, tartışarak doğruyu, orta yolu, hakikati bulan uyumlu, kültürlü toplum olmalıyız.  Bu ise çağdaş, bilimsel eğitim modeliyle gerçekleşebilir. 

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
Yusuf Adıbay  -  16-09-2021 - 13:42
Çok güzel olmuş yazı Yener Bey . Sizin klasınızda bir yazı olmuş Bravo başarılar
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Yener Kazan
Nesrin Bulat
Cenk Doğan
Şevket ÖZSOY
İsmail Dursun Kuzucu
MESUT ARLIER
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  29 Kasım 2021 Pazartesi
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net