27 Ekim 2021 Çarşamba
 
ANA SAYFA   KIRIKKALE WEB TV  
Haber Ara  
 
Kırıkkale Savunma Sanayiinin Lokomotif Şehri
Kırıkkale Savunma Sanayiinin Lokomotif Şehri
11 Yıldır İhtiyaç Sahiplerinin Yardımına Koşuyor
11 Yıldır İhtiyaç Sahiplerinin Yardımına Koşuyor
Dünyanın en kaliteli tuzunu üretiyoruz
Dünyanın en kaliteli tuzunu üretiyoruz
Yapılandırma Borçlarının İlk Ödemeleri Başladı
Yapılandırma Borçlarının İlk Ödemeleri Başladı
  YAZARLARIMIZ
Alışmak
05 Eylül 2021 Pazar Bu yazı 3024 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Bir yaman mücadeledir yaşamak.  Sevinciyle, kederiyle, acılarıyla ve umutlarıyla. Derler ya her şeye rağmen  yine de güzeldir yaşamak. Yaşamak, alışabildiğiniz ölçüde güzeldir. İnsanın en büyük özelliği alışabilme özelliğidir. İnsan her şeye alışır.  Her karşılaştığı duruma,  her karşılaştığı ortama bir süre sonra uyum sağlar. Ölümler görür,  zulümler yaşar,  yokluklar,  hastalıklar, zindanlar... Daha niceleri.

             Zaman her şeyin ilacıdır derler ve de doğrudur bu söz. Zamanla, bitmez denilen çileler,  geçmez denilen acılar her şey hafifler geçer gider. Fakat her yaşanılan dert bir çizik atar insanın yüreğine. İnsanın alnında ki kırışıklıklar gibi, her bir alın çizgisi  yaşanmış olan bir derdin, çekilen bir çilenin imzası gibi kazanmıştır İnsanın alnına.

          Yaşlı bir ağacı tam ortasından keserek devirdiğinizde içten dışa birbirini kuşatan halkalar görürsünüz. Yaş halkaları denir bunlara.  Her halka ağacın yaşadığı bir yıla karşılık gelir. İnsanın alın kırışıklıklarını oluşturan çizgileri de böyledir.

Her alın çizgisi bir tecrübe vermiştir,  hayatın içerisinden bir şeyler öğretmiştir insana. Zamanla her acıya, her çileye hatta ölümlere bile nasırlaşır insan. Evet ölüme bile nasırlaşmak. Hiç şahit oldunuz mu cenaze evlerinde ya da mezarlıkta. Ölen bir yakını olduğunda ya da defnedilirken kaskatıdır etraftaki insanların suratları. Gözlerinden bir damla yaş dahi akmaz çoğu zaman. Kabristanlarda defin sırasında kazma kürek sesleri arasında dahi dünya işleri konuşulur. Ölüm sanki onlara asla uğramayacak. Defnedilen bir insan değil de bir ağaç kütüğü,  bir kaya parçası sanki. İşte böylesine bir vurdumduymaz bir umursamaz ruh haliyeti içerisinde savrulup gider ve ömrünü mü tüketir insan.

              Ne acı vericidir ömrün, güzelliğin, delikanlılığın, genç kızlığın bir daha asla gelmemek üzere uçup gitmesi. Aynalar eskisi gibi gülümsemez olur, saçlara, şakaklara kar düşmüştür dünden. Gözler eskisi gibi görmez kulaklar işitemez olmuştur. Daha yirmi yıl öncesine kadar iştahla yediği yemekler artık midesine ve bağırsaklarına kurşun gibi oturan bir ağırlıktan başka  bir şey değildir. Buna da mı alışır insan, evet. Nice güzelliklerin yavaş yavaş kaybolup gitmesine de kayıtsız olan insan yetmişinde, sekseninde doksanında kahkahaları basar aniden. Göbeği çatlarcasına, nefesi kesilircesine güler insan. 96 yaşına kadar gelmiş ve halen bankadaki hesabını şişirmenin derdine düşmüş insanların varlığına şahit oldunuz mu?  Evet hepsi de bu dünya da, aramızda belki de bir alt katımızda oturuyorlar. Belki de amcamız, dayımız veya teyzemiz ya da kendimiz.

             Ya alışmak diye bir şey olmasaydı? Bir düşünün tüm sıkıntılar, acılar,  ilk günkü gibi taze, ilk günkü gibi yakıcı olsaydı dayanılmaz acılar içerisinde nasılda çırpınırdı insan. Cezaevinde yirmi yıldır yatan birisinin alışabilme yetisinin olmadığını ve koğuşta geçirdiği her günü hapse ilk girdiği gün gibi hissederek yaşadığını düşünebilir misiniz? Çıldırır böyle bir insan. Onun içindir ki insandaki alışabilme özelliği,  Allah'ın insana verdiği bir lütfudur.

                Bir kişi tanırım,  tam 35 yıl boyunca ölesiye sevdiği, aşık olduğu kimseye bir türlü aşkını söyleyememiş, hep onun hayaliyle yaşamış. Sevdiği insanı 35 yıl boyunca içerisinde, yüreğinde taşımış, içinde büyütmüş. Onu, onsuz yaşamış. Bir gün bir yerde aniden karşılaşmış o insanla. İçerisinde yaşattığı o güzelden, o güzellikten geriye bir şey kalmadığını görmüş. Zihninde taşıdığı kişi tam 35 yıl öncesinin haliyle anımsadığı kişi olduğundan, sevdiği kişi ile karşılaştığı anda yaşadığı hayal kırıklığı ile feryatlar etmiş. "Çekil git git ne olursun. Sen o olamazsın, o değilsin. Ben içimde seni sensiz yaşayarak senin o eski halinle  bir cennet yarattım. Cennetimde ki güzel o eski bildiğim, o alıştığım güzeldi. Sen o değilsin. Allah aşkına git ve ben yine içimdeki o sevgilinin hayaliyle yaşamaya devam edeyim" diyerek 35 yıl sonra karşısına çıkan sevdiğinden kaçmıştır.

               İnsan sadece görünen maddi dünyaya değil, zihninde kurduğu hayallere bile alışabilen bir varlıktır. Hayaller gerçekleşmese bile.

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
YAZARLAR Tüm Yazarlar
İsmail Dursun Kuzucu
Yener Kazan
Nesrin Bulat
Kamil Öcal
Şevket ÖZSOY
MESUT ARLIER
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  27 Ekim 2021 Çarşamba
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net