26 Mayıs 2022 Perşembe
 
ANA SAYFA   KIRIKKALE WEB TV  
Haber Ara  
 
Balışeyh, Badem ve Ceviz'de Gözde Olacak
Balışeyh, Badem ve Ceviz'de Gözde Olacak
Kırıkkale'de firari 2 hükümlü yakalandı
Kırıkkale'de firari 2 hükümlü yakalandı
Ersan, Derece Kazanan Öğrencilerle Buluştu
Ersan, Derece Kazanan Öğrencilerle Buluştu
Kırıkkale'yi Gururlandırdılar
Kırıkkale'yi Gururlandırdılar
  YAZARLARIMIZ
GÜZ AYLARI
07 Eylül 2021 Salı Bu yazı 5894 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Güz mevsimi veya güz ayları, ülkemizin de içinde olduğu kuzey yarımküre için yılın Eylül, Ekim ve Kasım aylarını içine alan zaman aralığı, yaz ile kış mevsimi arasındaki dönem olarak bilinir. Yazın uzun ve yorucu koşuşturmalarının ardından kış mevsimi gelmeden kış boyunca yenilip içilecek, giyilecek, kullanılacak, yakılacak bütün malzemenin tedarik ve tahkiminin yapıldığı, depolandığı, tekrar tekrar kontrol edildiği bir dönem olarak yer etmiştir hafızamda. Orta Anadolu’da doğup büyüdüğüm için depoladığımız erzakın bizleri ve hayvanlarımızı en az beş altı ay idare etmesini umar, sarfiyatımızı ona göre ayarlamaya azami dikkat ederdik. Elbette bu süre doğuya doğru gidildikçe iki veya üç ay daha uzun, batıya gidildikçe de bir iki ay daha kısa olurdu. Kurutmalıkların bir kısmı bu mevsimde yapılır; bağ bozumu ve pekmezin kaynatılması, sirkenin ve tabii ki turşunun kurulması, tarhana, sucuk, pastırma, kavurma gibi enfes yiyeceklerin temini hep bu mevsimde gerçekleşirdi. Un, şeker, yağ, pirinç, bulgur, soğan, patates gibi mutfak malzemeleri de bu dönemin istiflenen yiyecekleriydi. Kerpiçten mamul evlerin damları sonbaharda yağacak yağmur ile kışın yağacak kara bu mevsimde hazırlanır, killi toprak yuvak ya da loğ adı verilen ağır taşlarla damın üzerine adeta bir membran gibi yayılıp pekiştirilirdi. Kiremit ya da sac örtülü çatılar da yine bu mevsimde elden geçirilir, varsa arızalı alanlar yenileriyle değiştirilirdi. Kapı ve pencerelerin, fitillerin kontrolü de yine bu mevsimdeydi. Küçükbaş hayvancılık yapanlar koç katımını bu dönemde gerçekleştirir, çiftçiler tohumu toprakla bu mevsimde buluştururlardı. Bu durum hâlâ büyük ölçekte bu minval üzere deveran eder gider vatanımızda.

Elbette çocukluk dönemlerimizde bizler de üzerimize düşen vazifeleri bi-hakkın yerine getirir, getirmeyenlerimiz de azarlanmaktan sopa yemeye kadar varan cezalandırmalara maruz kalırdık. Güz aylarının benim hafızamda yer etmiş olan en büyük zevki ise, ikindi vaktine yakın bir zaman diliminde yorgunluktan kaynaklı bir mahmurlaşmanın ardından üzerime daha kalın bir pike alıp terlemeden ve hatta hafif bir ürperme hissi içinde uyuyup kalmaktır. Dün tam da tarif ettiğim gibi bir uyku uyudum ve tabii ki çocukluğumu hatırladım. Eksik olan şey anamdı, zira anneler merhametlerinin tezahürü olarak uyuyup kalan çocuklarının üzerlerini sıkı sıkıya örterler ya, işte rahmetli anam da “yatanın üzerine kar yağar” diyerek üzerimizi örterdi. Sağ olsun, anamın vazifesini hanımım üstleniyor da uyuyup kaldığım demlerde üzerimi o örtüyor artık.

Anne ve babalar ile çocuklar açısından güz aylarının en heyecanlı tarafı okulların başlıyor oluşudur. Öğretmenlerini ve arkadaşlarını özlemiş olanlar okulların açılışını dört gözle bekler, ilk defa okula gidecek olanlarda ise farklı bir heyecan kendisini gösterir. Çocukların anne ve baba demesi, diş çıkarması, ilk traşı olması, ilk adımı atması ve yürümesi, tuvalet alışkanlığını kazanması, erkekler için sünnet olması gibi aşamalardan sonra ebeveynler için en önemli hadise çocuklarının okula başlamasıdır. Bu demlerde anneler babalardan daha heyecanlı, ama aynı zamanda korku ile karışık haklı bir gururun da sahipleridirler. Bu dönemleri geride bırakmış birisi olarak eşimin ve çocuklarımın heyecanını hatırlıyorum da, geçmişin o tatlı ve anları gözlerimin önünden geçip gidiyor. Eğer Allah izin verir de torunlarımızın olduğunu ve biraz önce zikrettiğim dönemlerini görebilirsek kazandığımız tecrübeyle o güzel heyecanı tekrar yaşama imkanımız olacak. Bu yaşlarda en büyük bahtiyarlık bu olsa gerek.

Bazı bölgelerimizde kurak geçen ve rekolte düşüşüne sebep olan, bazı bölgelerimizde sel ve taşkınlara yol açan, yine bazı yörelerimizde orman yangınları ile akciğerlerimizin ve sayısını hesaplayamayacağımız mahlukatın yanıp kül olmasına yol açan âfetlere şahit olduk bu sene. Devam etmekte olan salgının üzerine gelmesi ise başka bir imtihan oldu ve gerilim oluşturdu. Yaz gelsin sıcaklar olsun bu salgın geçecek, kış gelsin virüsler ölecek, biraz dişimizi sıkalım, sabırlı olalım ve kurallara dikkat edelim bunlar geride kalacak diye diye bir buçuk yılı geride bıraktık. Salgın bitmedi, virüs ölmedi fakat insanımızdaki umut ve sabır tükenme noktasına geldi. Bazılarımızda korku tavan yaptı, psikolojiler bozuldu. Bazılarımız ise sanki bir şey olmuyormuş ve olmayacakmış havasına girdi. Neticede her gün sanki büyükçe bir uçak düşüyor ve bir uçak dolusu insanımızı yitiriyormuşuz duygusuyla ama aynı zamanda tükenmeyen umudumuzla yolumuza devam ediyoruz. Okulların açılıp açılmayacağı, açıldıktan sonra kapanıp kapanmayacağı gibi endişe ve belirsizlik psikoloji borsasında hâlâ prim yapıyor. Bu dönem, benim yazılarımda da bir kuraklığa ve çoraklığa sebebiyet verdi, yazı yazma isteğim kalmadı. Bu yazıyı da kuruyup gitmeyeyim, yazma alışkanlığımı kaybetmeyeyim diye ve biraz da zorlamayla yazdım, ancak sizler de farkına varmışsınızdır, tadı ve tuzu yok maalesef.

Şimdi yağmurları rahmet olarak bekliyor, insanlığın üzerine karabasan gibi çökmüş olan musibetlerin bir an önce gezegenimizden gitmesini arzu ediyoruz. Allah Teâlâ biz kullarına rahmetiyle ve şefkatiyle muamele eylesin, bizleri bela ve musibetlerden muhafaza etsin inşallah.

Baharı yaşamamış olan güz gülleri gibiyiz adeta, niyazım tüm mevsimleri farkına vararak ve güzel bir şekilde yaşamamız üzerine. Mevlâ âkıbetimizi hayreyleye inşallah.

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Cenk DOĞAN
İlknur TUNEY
Yener KAZAN
Mesut ARLIER
Şevket ÖZSOY
Kamil ÖCAL
Sami GÜLER
Hidayet DOĞAN
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  25 Mayıs 2022 Çarşamba
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net