30 Kasım 2021 Salı
 
ANA SAYFA   KIRIKKALE WEB TV  
Haber Ara  
 
Yapılan çalışmalar başarıyı getirdi
Yapılan çalışmalar başarıyı getirdi
KOP Bölge Kalkınma Planı Tanıtım Programı ve Bilgilendirme Çalıştayı
KOP Bölge Kalkınma Planı Tanıtım Programı ve Bilgilendirme Çalıştayı
Cenaze törenine katılan korona virüslü kadın otobüste yakalandı
Cenaze törenine katılan korona virüslü kadın otobüste yakalandı
Kırıkkale'de İhracat ve İthalat Azaldı
Kırıkkale'de İhracat ve İthalat Azaldı
  YAZARLARIMIZ
ZAMAZİNGO HAYAT– 1
04 Ekim 2021 Pazartesi Bu yazı 8440 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Kemâ tekûnû yuvellaaleyküm/Nasılsanız öyle yönetilirsiniz

Hadis

 

İçinde yaşadığımız ülkemiz insanın ruh halini yansıtan hayattan ders alınacak bir Armağan Çağlayan röportajı: “Ben roman mahallesinde gecekonduda doğan bir Aşk çocuğuyum.Gecekondu hayatından kaparsam yaşayamam gibi geliyor bana. Apartmandaki hayatı sevmeyiz. Ben evlendikten sonra dairede oturduk yan komşumuzun adını bile bilmiyorduk. Romanlar yat alayım, kat alayım, fabrika kurayım diye düşünmez. Biz hayattan zevk almak, mutlu olmak için yaşıyoruz. Yaşamayı seviyoruz. Romanlar kimsenin yaşamadığı zenginliği yaşar. Hiçbir zengin romanlar gibi yaşayamamıştır. Her anımızda mutlu olmaya çalışıyorum, her anı doya doya yaşamak istiyorum. Benim evim pavyon gibi, kapım gümüş simden. Tavanlara kadar her şeyi boyadım. Televizyonun kenarlarını yaldızlı sarıya boyadım. Figen ablam da televizyonu şeker pembesine boyadı. Duvarları da pembe, hayata pembe bakacakmış. Biz hayata renkli bakmak isteriz, hepimiz çatlağız, hep böyle cıvıl cıvıl yaşamayı seviyoruz.

Hayatta çocuklarımıza biz hiç kıyamayız,onların üzülmesini istemeyiz. Biz çocuklarımızın gerçek isimleri ile konuşmayız. Paşam, bebeğim, aşkım deriz. Çocuklarımıza, annelerimize, atalarımıza çok düşkünüz. Ben halalarımla, dayılarımla, yengelerimle hiç isimleriyle konuşmam. Hiçbirimiz öyle değiliz. İçimizden ne geliyorsa. “Aşkım, ne yapıyorsun hocam” falan. Öyleyiz. Biz ne istersek onu yaparız. Hiçbir şeyimizi saklamayız. Bütün mahalleye her şeyimizi anlatırız. Herkes birbiriyle dertleşir.Birbirimizin ağzına bakarız.Şimdi her şeyim var ama kızımın elinde telefon, oğlumun elinde telefon, karımın elinde telefon, benim elimde telefon sohbet yok, hiçbir şey yok.Babaannem duaları öğretti bana, yaşanmışlıkları öğretti bana. Fakirliği, zenginliği, öğretti bana hep konuşarak büyüdük şimdi sohbet bile bitti evlerde. Bu beni korkutuyor”- Kobra Murat - Romanların ünlü modacısı, tasarımcı, terzi, şarkıcı.

*

Hayat o kadar hızlı akıyor, o kadar hızlı değişiyor ki nereden geldiğimizi, kim olduğumuzu, bizi biz yapan değerlerin çoğunu unuttuk. Aynı mekânda diz dize yaşayan aile fertlerinin mesafeleri, duyguları, düşünceleri akıl almaz derecede yabancılaştı, farklılaştı. Herkes kendine özel dünyasında yaşar hale geldi. “Özelime karışamazsın” gerekçesiyle eşler dahi birbirinin telefonuna bakamaz hale geldi. Kimse kimseyi anlamadan kendi zevkini dert edinip başkasının canını yakan acıdan keyif alır hale geldi. İyiliğe alamet dostça sözler, muhabbetler bitti. Maddi manevi imkânlar sınırsızca çoğaldı ancak çağın şartlarına uygun, altından kalkamayacağımız yeni problemler ortaya çıktı. Modern dünya sahip olduğumuz değerlerin çoğunu unutturdu. Toplumun her ferdi bir sorunla karşılaşınca “Hazreti Google bir bakalım ne diyor” diyerek hemen internete sarılıyor. Araştırmaya, düşünmeye, en yakınlarımızla bile konuşmaya, muhabbete, sevgiye zaman ayırmıyoruz. Gazete, kitap satışları yok seviyede.

Zamazingo bir dünyada yaşıyoruz. Bilime, teknolojiye akla gelen her şeye erişim kolaylaştı.Kol gücü, beden gücü bitti, kafa gücü çağı başladı. Yeni mabet bilgisayar, internet, akıllı telefon, lüks otomobil, avm’ler, tüketim çılgınlığı oldu. Bunlar bir yönüyle hayatımızı kolaylaştırdı ama bir yönden de teknolojinin esiri edip insanı birbirinden kopardı.

      Orijinal insan sunileşti, erkek yumuşadı, kadın erotikleşti, türbanlı sokakta kovboy gibi sigara içer hale geldi. Herkes en kısa yoldan meşhur olma peşine düştü. Facebook, instagram, twetter eğlencesini bulan insanımız çılgınlar gibi kendini meşhur etme sevdasına düştü.

      Ömründe sosyoloji, psikoloji, mantık, siyasi, dini, felsefi, edebi, fikri bir tek kitap okumamış insanlar internette Mevlana şunu dedi, Şirazi bunu dedi, Peygamber şöyle yedi-içti, şeyh böyle keramet getirdi,  tarzında kes-yapıştır yazıları paylaşarak birbiriyle yarışır hale geldi. Hiçbir şey bilmeyenler ise “mis gibi köpüklü kahve haydi beğenin” ve “ay çok harika şekerim” diye onu beğenen yalaka tipler. Akla hayale gelmeyen maskaralık yapanlar, yetmiş yaşında çiftetelli oynayan nineler, karnına şiş sokan, sırtını zincirle döven, “Gavs’a gel Gavs’a, bizim tarikata gel” diyen müritler, kartondan okunmuş sandalet satan tarikat şeyhleri...

      Etrafımız parayla tez yazdıran akdemisyenler, diplomalı ama deneyimsiz,  tecrübesiz, birikimsiz içi boş kuru kul yığınlarıyla dolu. Şefkat, merhamet, vicdan bitti, kimsenin kimseye güveni ve acıması kalmadı. Herkes sahip olduğu bir liralık mal ve hizmeti beş liraya nasıl satarım tefeci zihniyetini benimsedi. “Dinin yarısı insaftır” felsefemiz ortadan kayboldu. Sars, mers, hiv, ebola, hanta, covit vb. onlarca gözle görülmeyen insandan insana bulaşan mikroplar, virüsler ortaya çıktı. İnsan insandan kaçar hale geldi.

      Şiir, resim, sanat, müzik değerini yitirdi. Eser, şekilsiz, estetikten uzak, kimliğe büründü. Müzik seksileşti. Erkek kıvırtarak, elde kaşık ve zillerle dansözler gibi göbek atarak, oyun oynar hale geldi. Her yanda asayiş, güvenlik, pahalılık, geçinemiyorum feryatları zirveye çıktı.

Öte yandan her şey paraya endekslendi. Bir insanın parası varsa itibar görüyor. Saygı görüyor. Amerikalıların“dünya parayla döner.” sözünü tüm toplumlar benimsedi.

Eşler, aileler, birbirinden zevk alamaz hale gelip aynı odada yaşayanlar ruhsal olarak, duygu, düşünce olarak birbirinden koptu. Bu günkü insan her şeye sahip ama yine de mutlu olamıyor, tatmin olamıyor.(devamı haftaya)

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Yener Kazan
Nesrin Bulat
Cenk Doğan
Şevket ÖZSOY
İsmail Dursun Kuzucu
MESUT ARLIER
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  29 Kasım 2021 Pazartesi
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net