26 Kasım 2022 Cumartesi
 
ANA SAYFA   KIRIKKALE WEB TV  
Haber Ara  
 
BAŞARILAR DİLERİZ
BAŞARILAR DİLERİZ
Vali Bülent Tekbıyıkoğlundan 24 Kasım Ziyareti
Vali Bülent Tekbıyıkoğlundan 24 Kasım Ziyareti
SİLAH OSB  TOPLANTISI YAPILDI
SİLAH OSB TOPLANTISI YAPILDI
EGİTİME ÖNEM VERİYORUZ
EGİTİME ÖNEM VERİYORUZ
  YAZARLARIMIZ
ÜLKEDEN SON MANZARALAR
08 Kasım 2021 Pazartesi Bu yazı 9050 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Yurdum insanı 3 kere umreye, 2 kere Mekke’ye gitti, tarikata girdi, kurban kesti, zekât verdi yinehuzura eremedi. En temel kişisel sorunlarını halledemedi. Çağın insanı depresyonla, stresle,  gelecek korkusuyla tanıştı. Geceleri sokaklarımız insandan geçilmezken bugünıssızlaştı, korkulacak bir sessizliğe bürünüp küpeli, kısırlaştırılmış başıboş sokak köpeklerine kaldı. Beş, on milyonluk şehirlerde kalabalıklar içerisinde insanlar yalnızlaştı. Evi, arabası, parası olanlar bile mutsuz, huzursuz.

      Son yıllarda toplum büyük bir kargaşa ve kaos ortamına girdi. Herkes kendi kişisel çıkarının, kendini kurtarmanın peşine düştü. Siyasetçisinden tut, öğrencisine kadar herkeste bir öfke var, bir hırs var. Ailede öfke, trafikte öfke, mahallede öfke, işte öfke, sokakta öfke, sinir, haksızlık, düzensizlik, toplumsal değerlerde bir bozulma. Sesini yükseltmeden konuşan din adamı yok.

      Örnek mi! Al sana hakikat:  60’lı ve 70’li yıllarda ülkenin en saygın ve itibarlı mesleğiydi memurluk. Memurlar arasında derin bir mesleki arkadaş sevgisi vardı. Ast-üst münasebetleri, hiyerarşik kademe, silsileimeratibe gibi düzen ve intizamı simgeleyen kurallara, kaidelere uyulurdu. Mesleğine âşık titiz ve temiz giyimli, kravatlı kılık kıyafet yönetmeliğine uygun giyimine özen gösteren örnek insanların oluşturduğu bir meslekti. Toplumda belli bir saygınlığı ve itibarı vardı memurların. Memur bir topluma girdiğinde ayakta karşılanır, yer gösterilirdi. Bugün mevcut “kılık ve kıyafet yönetmeliği” değişmediği ve yasak olduğu halde kanun hükmünü hiçe sayıp kot pantolonlu, renkli tişörtlü, belik saç örgülü ve çengel bıyıklı, dövmeli, küpeliher tür renkten kıyafet giyip işe gelen memurlar var.

      “Dünya bir gün o da bugün” anlayışı ile yarınından endişe etmeden güler yüzle, iyi niyetlesıkı ilişkiler ve derin muhabbetler içerisinde kalabalık aile ortamında yaşayan yurdum insanı artık tek başına yalnız evlerde yaşamak istiyor. Her konuda sorunlar çıkıyor. Uyumlu, anlayışlı birlikte yaşayan aynı insanımızın kısa sürede karakteri, huyu değişti. Herkesin kafasıkarışık. Toplum kendini yenileyemiyor. Çoğu insanımız biriken sorunları, deneyim, tecrübe ve yetenek eksikliği sebebiyle para kazanamıyor ve bu haliyle birilerine bağımlı yaşıyor, o da mutsuz ediyor. Bu olumsuzluklarvicdan, merhamet, vefa, iyimserlik, sevgi gibi mutluluğu artıran insani duyguları azaltmasıyla toplumsal huzursuzluk, şeker hastalığı, depresyon, stres gibi çağın en hızla yayılan sağlık sorunlarını ortaya çıkardı.

      Tutkulu aşklar, sevgi, muhabbet, uyum, derin komşuluk ilişkileri tamamen bitti. En önemli değer güven yok oldu. Sevgi ve aşk bile çıkara ve menfaate dayandı. Parası ve işi olmayan hiçbir erkekle kızlar evlenmiyor. Aileler tek başına yetişkin çocuklarını dahi sokağa göndermiyor. Herkes yarınından endişe eder hale geldi.

      Öte yandan bu millet Cuma namazlarına koşarak gidiyor ancak dinden imandan zevk almıyor, bir kısmı deist oluyor, dini bırakıyor ama müziği kimse bırakmıyor. Bay-Bayan gençliğin tamamının şarkıların, türkülerin altında derin sevgiye, aşka, ilgiye, alakaya, güzele olan özlemlerini anlatan on binlerce yorumları var. Hüzünlü şarkılar ve türkülerin altındaki ölesiye, kahırlı sitemler bunun açık göstergesi. Gençlerin içinde bulunduğu ruh ortamı şarkıların ve türkülerin altında yatan dertli yorumlardan anlaşılıyor. Adeta acıdan besleniyor.

      Dokunduğun her gönülde bir yara var.Manevi ve ruhsal yalnızlık, duygusal çöküşler erkek ve bayan tüm gençlerimizi gece âlemine sürüklüyor. Eskiden barlarda pavyonlarda gösterişli, bakımlı bayanlar çok az bulunurdu. Şimdi olağanüstü güzellikte, şık giyimli, bakımlı, milyarlık mücevherli, eğitimli bayanların çalıştığı cazibe merkezleri haline geldi. İçkili vetürkülü barlar, pavyonlar psikolojik destek, tedavi merkezi haline dönüştü.     Popüler sanatçı Hüseyin Kağıt’ın“İnsanlar eskiden içkiyle her şeyini kaybediyordu, şimdi ayık kafa ile kaybediyor.” Sözleri bu günkü insanımızın ruh halini anlatıyor. Artık insanlar içmeden bazı değerlerini kaybediyor. En ufak hatada karanlığa düşen, parasız kalan insanı en yakınları bile “enerji alamadım”, “tenlerimiz uyuşmadı”, “ay yanılmışım şekerim”, “dayanamadım hayatım”gibi bahanelerle dert yanıp gözünün yaşına bakmadan terkediyor.

      Jean Baudrillard’ın “Tek başına bir insan yemek yiyorsa orada insanlık ölmüştür.” Sözü bu manada çok önemli.

      *

      Durmuş Çiğdem’in bir şarkısında söylediği gibi:

      “Şimdi kalbim kırık düzenim bozuk

      Sen hem beni yaktın hem kendine yazık

      Yarım kalan aşka çektim bir cızık

      Seni bundan sonra affeder miyim?”

      Sözlerinde olduğu gibi en yakınların üzeri çizilir hale geldi.

      *

      Yine şarkıcı Fatih Ürek’in söylediği “Beni üzen en yakınlarımı bile hayatımdan sildim” sözü çok önemli. Hiç kimse kahır çekmiyor, katlanamıyor, kimse kimseye tahammül bile edemiyor. En yakınlarını bile basit sudan sebeplerle siler hale geldi. Bu gidişat insanlarımızı korkutuyor, herkes geleceğinden endişeli. İnsanlığın sonu faili meçhul.

      *

                Derin dostluğun, seviyeli muhabbetin, tutkulu aşkın, ölesiye sevginin olmadığı bir ortamda insanlık huzur ve mutluluğa eremez. Bir çayıra aşık olun, bir çimene, çiçeğe aşık olun, ağaca, bitkiye, bir bebeğe aşık olun. Tutkuyla bağlandığınız bir kitap okuma, gazete okuma, türkü dinleme, sevginiz, sevdanız, aşkınız olsun. Yeter ki boş olmayın. Derin bir aşkınız, tutkunuz yoksa hayatta yoktur. Aşkı olmayan insan akıldan yoksundur

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Sadettin KARALÖK
Dede BULUT
Başar ÖZDEMİR
Ömer ŞENGÜL
Sadettin KARALÖK
Hidayet DOĞAN
Sami GÜLER
Şadiye ERYILMAZ
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  22 Kasım 2022 Salı
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net