29 Haziran 2022 Çarşamba
 
ANA SAYFA   KIRIKKALE WEB TV  
Haber Ara  
 
Dışa Bağımlılığı Ortadan Kaldıracak
Dışa Bağımlılığı Ortadan Kaldıracak
Meslek lisesinde ekmek üretimi başladı
Meslek lisesinde ekmek üretimi başladı
Başkanım Mahallemde, Başkana Soruyorum
Başkanım Mahallemde, Başkana Soruyorum
Türkiye Şampiyonu Sporculardan İl Müdürüne Ziyaret
Türkiye Şampiyonu Sporculardan İl Müdürüne Ziyaret
  YAZARLARIMIZ
ZOR YILLAR
16 Kasım 2021 Salı Bu yazı 8214 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

(Bir Köy Öğretmeninin Anıları)

O gece heyecandan sabaha kadar uymamıştım.

Tan yeri ağarmaya başlamış köyün içi horozların sıra le ötmesiyle ayrı telden çalan notalı birmüzik salonunu andırıyordu. Doğmamış güneşin kızıllığının yansımaları ufukta parlamaya başlamış,gökyüzü ve çevredeki varlıklar kendisini yeni güne hazırlıyordu.

Bu gün bizim için ailemiz için yeni bir yaşamın ilk günüydü.

Annem yer ocağını yakıp, köz oluşturarak hem benim, hem kız kardeşimin tok karnına evden ayrılmamız için hazırlık yapıyordu.

Ocağın közünü deşip yufka ekmeği gevretmek için ateşin üzerine attı.

Annem:

-          Bugün sadece şerbet yaptım çayımız kalmadı diye mırıldandı

-          Olsun anacığım bugünlerde geçer, üzülme.

-          Allah’ın izni ile oğlun öğretmen oldu. Seni ve kardeşlerimi rahat ettirmek için ne gerekiyorsa yapacağım.

Annem kız kardeşimin okumak için benim de ilk olarak öğretmenliğe başlamak için gitmeme çok duygulandığı her hareketinden belliydi. Özellikle kızkardeşimin küçük yaşta gurbete çıkıpyatılı okula gitmesi hem beni, hem annemi çok düşündürüyordu.

Annem:

-          Allah’ıma binlerce şükür olsun yedi yıl önce Halil Emmin ‘’Sana ne var, Allah’ın izni ile senin oğlan yârin öğretmen olup gelir, sanada bakar kardeşlerine de’’ dediğinde bende nerde o günler gelecek demiştim. Çok şükür geldi. ‘’Sabreden derviş muradına erermiş’’derlerdi ya ne kadar doğruymuş. Yaratanıma binlerce şükürler olsun.

Kız kardeşim ilkokuldan sonra Urfa Hemşire Okulu’na girmişti. Yaşı daha çok küçüktü. Notları iyi olduğu için tercihli olarak ikinci sınıfta Kütahya Hemşire Okulu’na nakil olmuştu.

O zamanlar ülkemizde ulaşımda çok zordu. Sabah Keskin, Kırıkkale, Ankara, Eskişehir den sonra Kütahya’ya vardım. Tabi bu yolculuğumun her durağı ayrı acı bir yaşam konusu gerektirecek kadar zor geçiyordu.

Benim en büyük endişem ise bir gün sonra ilk göreve başladığım zaman,ilk maşımı peşin alıp alamayacağımdı. Çünkü yârinden sonra param kalmayacak beş kuruşsuz tanımadığım yerlerde perişan olacaktım. Hep düşüncem ya yârin ilk maşımızı vermezlerde birkaç gün sonraya atarlarsa diye düşünüyordum.

Yine Kütahya, Eskişehir, Ankara’dan sonra Serhat Kars’ın otobüsüne binerek Yozgat’ın Sorgun İlçesine doğru yola çıktım. Cebimde sadece 20 Lira kalmıştı. Hiçbir şey yemeden Sorgun’a varıp bunuda otel parası yapmalıydım. Ozamanlar Sorgun’da bir tane otel vardı. Onunda gecelik fiyatı yirmi liraydı.

Otobüsün içerisinde sekiz on kişi vardı. Bu kadar az yolcuyla Kars’a gidilir mi diye düşündüm.

Sonra en arka beşli koltuğa giderek Kırıkkale’yi geçince uzandım. Karnım açtı saatlerce bir şeyler yememiştim.Uyumak hiçaklıma gelmiyordu. Zira sabahtan beri yaşadığım, yolda karşılaştığım arkadaşlarımı, yaşadıklarımı düşünürken uyumam zannediyordum.

Şoföre ve muavine de Sorgun’da ineceğim diye tembihlememiştim.

Gözlerimi bir açtımki otobüsümüz karanlığı yararak gidiyor. Etrafta pelit ağaçlarının olduğunu zannettiğim ormanlık bir bölgeden geçiyorduk. Otobüste şoförden başka herkes uyuyordu. Yol tabelasından Sivas ve Akdağmadeni Kmsini yazıyordu.

Sorgun’u çok geçtiğimizi anlamıştım. Yerimden kalkarak şoförün yanına gittim.

-Şoför ağabey Sorgun’a yaklaştık mı?

-Ne Sorgun’u,kafayı mı bozdun kardeşim? Akdağmadeni’ne geldik. Sivas’a yaklaştık.

-Şoför Ağabey ben yeni öğretmen olarak atandım. Yârin ilk olarak göreve başlayacağım. Benim tekrar gidiş param yok. Elimde olmayarak uyumuşum. Sorgun’uda çok geçmişim.

-Tamam, Hocam Akdağmadeni’nde yemek molası vereceğiz. Seni orada geliş arabalarımıza bindireceğim. Seni para almadan Sorgun’a kadar götürürler.

Akdağmadeni’ndeki molada şoför dâhil herkes inmişti. Bende arabada durarak şoförü bekliyordum, karşı gelen arabaya bindirmesi için.

Biraz sonra muavin gelerek şoförün beni lokantada beklediğini söyledi. Muavinle beraber lokantaya gittik.

Şoför beni yanına çağırdı. Hocam gel. Senin karnında açtır dedikten sonra garsona benim yemem için ne gerekiyorsa getirmesini söyledi.İyice karnımı doyurduktan sonra Ankara’ya geliş istikametindeki şoför arkadaşına beni Sorgun’a kadar götürmesini ve yol parası almamasını söyledi.

Sorgun a geldiğimde sabaha yakındı. İlçenin tek oteline vardığımda otelci dâhil herkes uyumuştu. Bende boş odalardan birine girerek yattığımda hemen uyumuşum.

Sabah kalktığımda biraz geç olmuştu. Hemen otelciyi para vermek için aradığımda, otelde kimseler kalmamıştı.

Yirmi lira hala cebimdeydi. Otelciyi göremediğim için de sevinmiştim. Çünkü hala Ankara’dan beri harcamadığım yirmi lira beni sıcak tutuyordu.

Hemen İlköğretim Müdürlüğüne giderek göreve başladım. Milli Eğitimin memuru ….İlk okulunda ….öğretmen var sizin mutemettiniz ona git belki bugün maşınızı verir dediğine bende okula varana kadar inşallah bir aksilik olmaz, ilk maşımı alırım diye dua ediyordum.

Okulu araya araya buldum. Hemen mutemetolan öğretmen arkadaşın yanına gittiğimde sağ olsun ilk maşımı ‘’Bin Lira’’ olarak vermişti.

Parayı alır almaz otele doğru giderken yürüyüşümün değiştiğini, benzime ve bedenime kan geldiğini hissettim. Bir saat öncesine göre kendime güven gelmişti. Saçımı başımı elbiselerimi düzelterek ben öğretmenim diyordum. Maaş almadan önceki korkak çekingenlikten eser kalmamıştı. Paranın insanı sarıp sarmaladığını, bir yorgan gibi ısıttığını o gün çok iyi anlamıştım.

Daha öncekimutemedin yanına gelirken geçtiğim derin düşüncelerden görmediğim yollarda meğer akan bir çayın üzerinden bir köprüden geçip büyük Selvi ağaçlarının süslediği güzel bir yol varmış.

Tekrar otele varıp otelciyi bulup kendimi tanıtarak parayı uzattım.

-          Hayırdır neparası?

-          Sabah beşte geldiğimde, sizlerde uyuyordunuz.  … nolu oda boşmuş bende orada yattım.

-          Hocam siz saten sabah gelmişiniz para almamız olmaz. Bizden yanı helal olsun. Sen bizim otelde çok yatarsın, daha senin çok paranı alırız.

Sorgun’un nüfusu o zamanlar bayağı azdı. Yozgat’ın ikinci büyük ilçesiydi. Adına da eskiden olduğu gibi ‘Köhne’ derlerdi. Doğu yolu üzerinde ve kömür madeni çıktığı için hızla gelişip büyüyeceği de o günlerden belliydi.

Yozgat İli, Sorgun İlçesi Akocak Köyü ilk görev yerim olması nedeni ile hayatımda çok önemli bir yeri vardır. Burada o zamanlar köyün Hocası olan Osman Hoca’ma ve eşine çocuklarına beni bağırlarına basıp bir evlatları gibi bakıp korudukları için ne kadar teşekkür etsem azdır. Ayrıca Zabit Karebel, Talat Türker Mustafa Amca (Kokulu) ve ailelerinin o ilk günlerimde çok yardım ve desteklerini gördüm. Ölenlere başsağlığı, rahmet, kalanlara ise sağlıklı ve uzun ömürler diliyorum.

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Kamil ÖCAL
Yener KAZAN
Sami GÜLER
Şadiye ERYILMAZ
Müfit ASLAN
Ahmet ULUSOY
Dede BULUT
Hidayet DOĞAN
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  28 Haziran 2022 Salı
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net