26 Mayıs 2022 Perşembe
 
ANA SAYFA   KIRIKKALE WEB TV  
Haber Ara  
 
Balışeyh, Badem ve Ceviz'de Gözde Olacak
Balışeyh, Badem ve Ceviz'de Gözde Olacak
Kırıkkale'de firari 2 hükümlü yakalandı
Kırıkkale'de firari 2 hükümlü yakalandı
Ersan, Derece Kazanan Öğrencilerle Buluştu
Ersan, Derece Kazanan Öğrencilerle Buluştu
Kırıkkale'yi Gururlandırdılar
Kırıkkale'yi Gururlandırdılar
  YAZARLARIMIZ
DAHİ ÇOCUK PLANLAMA (- 6 AY, + 11 YAŞ)
10 Ocak 2022 Pazartesi Bu yazı 6406 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Dahi çocuk dünyaya getirme ve planlama ile ilgili mükemmel görüşleri olan düşünürlerden bir tanesi Alman düşünür Nietzsche, diğeri Hintli filozof Osho, üçüncüsü de İngiltere’de akıl, zekâ, düşünme, düşünce, algı alanında 10 yıl eğitim görmüş, konunun otoritesi, düşünce insanı Prof. Dr. Niyazi Kahveci’nin dâhice fikirleri: 

*

Nietzsche: “Çocuk kendiliğinden yuvarlanan boş tekerlektir. Üstün insanın da üstünde üst insan yetiştirebilirsiniz.

Üst insan olabilmek için çok okuyup ışık olmak gerekir. Işık olmak için de yanmak gerek. Yanarak ışık olun, önce kendinizi ışıtın, aydınlatın sonra etrafınızı aydınlatın. Işık olduğunuzda etrafınızdaki karanlıklardan sıyrılıp yükselirsiniz, yükseldikçe aşağılara bakıp ne kadar karanlıkların olduğunu görüp gülersiniz”

*

Osho: “İnsanlar ne yaptıklarını bilmeden hayvanlar gibi bilinçsiz şekilde çoğalıyorlar. Araba alırken her alternatifi düşünüyor, çocuklar söz konusu olduğunda ne tür bir çocuk sahibi olmak istediğini, bir çocuğa annelik, babalık yapmaya hazır olup olmadığını, koşulsuz olarak sevgi verip veremeyeceğini asla düşünmüyor. Sağlıklı bir dünyanın geleceği için kontrollü şekilde çoğalmalı. Çocuk sahibi olacak anne/babanın en doğru zamanı Nevroz’suz olduğu, yaşamı karanlıktan oluşmadığı, içeri ışığın sızdığı, sevgisini verebildiği zamandır. Doğacak çocuğa sağlıklı bir yaşam veremeyecek nevrozlu insanlar çocuğun varlığına da kendi nevrozlarını yerleştirir, bilinçsizce hastalıklı kopyalarını yeniden üretir. Psikanalizciye, psikiyatra gider hayatı boyunca bir problem olur. Bu tür anne-babanın bir ruhu dünyaya getirmeye hakkı yoktur. Bu bir suçtur! Çocuk sahibi olmaması gerekir! Dünya zaten hastalıklı varlıklarla fazlasıyla dolu. Daha huzurlu bir düşünce haline girip içindeki nevrozlardan kurtulup temiz olduğunu anladığı andan sonra bir çocuğa karar verilmeli. Çocuk sahibi olmadan en az altı ay önce (- 6 ay) eşler sigarayı bırakmalı. Rahimdeyken çok şey anneye bağlıdır, yaptığı her şey çocuğa ulaşır. Çocuk gevşemiş, rahatlamış gergin olmayan bir rahmin içinde gelişir, anne bedenini ve zihni izler, özümser. Anne negatifse bu negatiflik ta en başından çocuğun yapıtaşına nüfuz eder, en başından nevrozlu olmaya başlar. Nevrozlu anne manevi olarak boştur. Çocuğu besleyeceği manevi besini yoktur. Anne, üzgün ve öfkeliyse karnında kızgınlık, gerilim oluşur. Annenin ruh hali neyse çocuğun ruh hali de odur. O yüzden negatif olma. Öfke, kavga, nefret-kıskançlık, hüzün, şiddet vb. tüm olumsuzluklardan uzak dur. Her çocuk kutsaldır. Çocuk öfkeden daha önemlidir. İnsanda var olan en kutsal şeydir sevgi bu yüzden ibadet gibi olmalı, kişi daha çok sevgiyle dolmalı. Daha çok zevk al, dans et, şarkı söyle, pop müzik değil bilinçaltının en derinine inen klasik müzikler dinle çünkü çocuk oradan duyar. Sessiz şekilde otur, ağaçlarla, kuşlarla, hayvanlarla birlikte ol, doğanın tadını çıkar. Dua et, meditasyon yap ve cinsellikle hiçbir alakası olmayan farklı tür fiziksel bir enerji ile dolduğun zaman sen yüksek kalitede bir ruha açık hale gelirsin. Ondan sonra hastalıksız bir çocuk doğur. Çocuğa hayatını, sevgini ver daha iyi bir dünyanın yaratılmasına yardım et. Çocuk dünyaya bir ruhu olmadan fiziksel bir varlık bir tabula rasa (boş levha)  olarak üzerine hiçbir şey yazılmadan, masum, saf halde gelir. Yalnızca geleceği vardır, geçmişi yoktur. Annenin varlığının devamıdır. Onların kendi tarzlarında çiçek açmasına, kendileri olmasına izin ver. Ruhsal ve bedensel gelişimini düşün. Çok daha az insan anne ve baba olmaya karar verseydi çok daha iyi bir dünya olurdu. Daha az kalabalık, daha az zihinsel hastalıklı, daha az deli olurdu. Bilge ve kutsallık düzeyinde çocuk yapmak senin elinde. Ancak, bilgelik akşam yatağa erken giderek gelmez.”

*

Prof. Dr. Niyazi Kahveci: “0-2 yaş evresindeki bebek animal (hayvani) davranır. Dört ayak üzerinde yürür, bağırarak iletişim kurar, saldırgandır. Dili yoktur, iki yaşına kadar ağlayarak, bağırarak inga, aggu ile iletişim kurar. 2 yaş sonrasında iki ayak üzerinde yürümeye, dili icat etmeye, konuşarak iletişim kurmaya başlar. 12 yaşına kadar pratik ve somut düşünür, soyut düşünemez, zihinsel olarak soyut anlamları algılayamaz, mantığını kullanamaz. Dış dünyayı, nesneleri ve gerçekleri duygusal olarak algılar. Kuralsızca sezgisel düşünme yapar. Kapsamlı yorum, akıl yürütmeleri yapamaz. Çoğu zaman “rasyonel” olan her şeye karşı gelir. Hayatın somut sorunlarını yine somut yollarla çözmeye çalışır, çözdüklerini sanırlar ama çözmezler. Geçmişe ve geleceğe bakma becerileri yoktur. Bu nedenle 12 yaşına kadar çocuklara, objelerin somut bilgileri öğretilmeli. Tanrı, cin, şeytan, cennet, cehennem, ölüm, ahret, azap gibi soyut anlamlar öğretilmemeli. Çünkü çocuk bu yaşa kadar soyut şeyleri algılayamaz. Düşünme evresi gelişmemiştir. 12 yaşından sonra çocuk, somut düşünmenin yanında soyut düşünme yapmaya, biyolojik aklının yanı sıra beşeri aklını da kullanmaya başlar. Soyut düşünme eğitim ve öğretilme ile elde edilir. Ülkemizde eğitim kurumlarında soyut düşünme öğretilmez. Bu nedenle insanımız somut düşünme ile yaşıyor. Soyut düşünemeyenin beyni 12 yaş öncesindedir. İnsanı, diğer canlılardan ve insanları birbirinden üstün kılan özellik insanın ürettiği beşeri yani soyut, manevi, anlamsal, mantıksal düşünmeyle üretilen bilgi ve fikirlerle kavramsal algılama, analiz, tümevarımla sentez ve çıkarımlar yapmadır. Var olan maddi varlığı, anlamsal manevi varlığa dönüştürmedir. Sorgulama yapma; neden-sonuç ilişkisini kurabilmektir. Soyut düşünmeyi beceremeyenler pratik bilim yapar, teorik ve kuramsal bilim ve felsefe yapamaz o nedenle de teknik hiçbir şeyi icat edemezler ve fikir bulamazlar. Hayvanlar somut düşünür, çünkü fikir üretemezler. İnsanlar ise akıllarını kullanarak bilgi ve fikir üretirler. Soyut şeyler icat eden kişiler beynini tümden kullanıp çok boyutlu soyut düşünenlerdir. Saldırgan kişi, somut düşünen kişidir. Soyut düşünen kişi saldırgan olamaz. Somut doğaldır, soyut ise insan ürünü yapaydır, manevidir, anlamsaldır. İnsan ne kadar soyut anlam anlıyor ve üretiyorsa o kadar insandır. Somut şeyler duygulara, soyut şeyler ise akıl/zihin/düşünceye hitap eder. Beşeri akıl tanrı tarafından verilen bir akıl değildir, o nedenle herkeste yoktur. Çocuk doğduğunda da yoktur. Ona daha sonra biz 30, 40, 50 sene eğitim vererek geliştiririz. 70, 80 yaşında bile beşeri akla sahip olmayanlar vardır. Doğuştan gelen bir şey değil, kazanımlı, aposteriori/insanın elde ettiği bir akıldır.”

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
Erdal CANBOLAT  -  11-01-2022 - 11:40
Sayın değerli dostum hemşerim Yener bey, bir müddet köşe yazılarınızı takip edemedim, her geçen gün başarılarınız katlanmakta, kaleminiz güçlenmekte, toplumda her konulara değinmekte , okuyucuları bilgilendirmekte ve büyük bir zevkle sizleri izleyerek bilinçleniyoruz, elinize yüreğinize kaleminize sağlık iyi ki varsınız...
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Hidayet DOĞAN
Şadiye ERYILMAZ
Sadettin KARALÖK
İdris KARAKUŞ
Sami GÜLER
Cenk DOĞAN
İlknur TUNEY
Yener KAZAN
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  26 Mayıs 2022 Perşembe
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net