29 Haziran 2022 Çarşamba
 
ANA SAYFA   KIRIKKALE WEB TV  
Haber Ara  
 
Dışa Bağımlılığı Ortadan Kaldıracak
Dışa Bağımlılığı Ortadan Kaldıracak
Meslek lisesinde ekmek üretimi başladı
Meslek lisesinde ekmek üretimi başladı
Başkanım Mahallemde, Başkana Soruyorum
Başkanım Mahallemde, Başkana Soruyorum
Türkiye Şampiyonu Sporculardan İl Müdürüne Ziyaret
Türkiye Şampiyonu Sporculardan İl Müdürüne Ziyaret
  YAZARLARIMIZ
VERİMLİ KISA ÖMÜR Ömer Seyfettin 1884-1920
11 Şubat 2022 Cuma Bu yazı 4786 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

11 Mart 1884’te Balıkesir’in Gönen kazasında doğmuştur. Babası Ömer Şevki Efendi redif taburunda yüzbaşıdır. Ömer Bey Kafkasyalı halis bir Türktü. Ömer Seyfettin, dört çocuklu bir ailenin ikinci çocuğudur.

 

Ömer Seyfettin’in annesi Fatma Hanım ise İstanbulludur. Babası “İsfendiyar oğullarından Ankaralı topçu kaymakamı Mehmet Bey’dir.”

 

Ömer Seyfettin, dört yaşında iken, Gönen’de Mahalle Mektebi’ne başlamıştır. “Gönen’den (1892) tarihinde ayrılan Ömer Şevki Efendi, bir zaman İnebolu ve Ayancık gibi Karadeniz kasabalarında bulunmuş ve Ömer Seyfettin’in bu kasabalardaki okul hayatının tamamen çığrından çıktığını gören annesi Fatma Hanım, kocasının Ayancık’a tayinini fırsat bilerek Ömer Seyfettin’i birlikte alıp İstanbul’a getirir. Ömer Seyfettin, artık dedesinin Kocamustafapaşa’daki konağındadır. İstanbul’a bu suretle yerleşen Küçük Ömer, Aksaray’da bulunan bir özel okulda, “Mekteb-i Osmanî”de ilköğrenimine başlar.

 

“Ömer Seyfettin 1893 yılında Eyüp Sultan’daki Baytar Rüştiyesi’ne yerleştirilir.”  “1896 yılında da Edirne Askeri İdadisine başlar.” “1900’de İstanbul’a gelerek Mekteb-i Harbiye-i Şahane’ye katılır”

 

“Mekteb-i Harbiye’den 22 Ağustos 1903 tarihinde mezun olur.”. Mezun olduktan sonra “1906’ya kadar İzmir Redif fırkasında hizmet eder. 1906’da açılan İzmir Jandarma zabitan ve efrad mektebine muallim tayin edilir. 1908’de Üsteğmenlikle üçüncü ordu nizamiye taburlarına, biraz sonra Bulgaristan hududunda “Yakorit” bölüğüne naklonur. 1910 yılında tedris ücretini vererek askerlikten istifa eder. Selaniğe gelir.”

 

1910 yılında Hüsn ve Şiir dergisi ile tanışmıştır. Bu dergi daha sonra Genç Kalemler ismi altında yeni bir edebi akımın, yeni bir idealin bayraktarlığını yapacaktır. Fakat bu dergide başlayan yaygın hayatı Trablusgarp ve Balkan savaşının başlamasıyla yarım kalmıştır.

 

Savaş sırasında gördükleri ve yaşadıkları, daha sonraları yazacağı hikayelere, Türkçülük idealine hatta tüm hayatına yön vermiştir. “18 Ocak 1913’te Yunan askerlerine esir düşer ve 15 Kasım 1913’te serbest bırakılır”

 

İstanbul’a döndükten sonra Türk Yurdu ve Türk sözü dergilerine yazılar yazar. 1914 yılında Kabataş Sultanisi’nde edebiyat öğretmenliğine başlar. 1915 yılında Calibe Hanım ile evlenir. 1916’da Fahire Güner adında bir kızları olur. Fakat Ömer Seyfettin Fransız okulunda okumuş ve hayat tarzını da bu yönde şekillendirmiş Calibe Hanım ile anlaşamayarak 1918’de ondan ayrılır.

 

Bu ayrılıktan sonra Ömer Seyfettin Kalamış’ta Münferit Yalı adını verdiği köşke yerleşir. Bir süre yazı yazamaz ve hasta olur. Ölümüne kadar olan süre hikaye yazması bakımından en verimli yılları olur. Münferit Yalı’da geçen zaman içinde başta Ali Canip Yöntem, Faruk Nafiz, Cemil Sena, Reşat Nuri, Yusuf Ziya Ömer Seyfettin’i yalnız bırakmazlar.

 

Ömer Seyfettin 6 Mart 1920 tarihinde Haydarpaşa Tıp Fakültesi’nde şeker hastalığından ölür. Önce Kadıköy’deki Mahmut Baba mezarlığına gömülür. Daha sonra da Zincirlikuyu Asri Mezarlığı’na nakledilir.

 

Böylece Türk Edebiyatının en değerli simalarından, Milli Edebiyat ve Yeni Lisan’ın en ateşli savunucularından, Türkçülük idealinin fikir adamlarından olan ve 36 yıla sığdırdığı, sayısız hikaye, makale ve şiirlerin sahibi olarak Ömer Seyfettin’in tarihteki doldurulamaz yerini alır.

 

 ESERLERİ

 

Romanları: Foya, Sultanlığın Sonu (yarım kalmıştır.)

Hatıra: Balkan Harbi Hatıraları, And

Tiyatro: Mahçupluk İmtihanı (Bir perdelik komedi)

Hikâyeler: 125 hikâyenin yer aldığı eserleri; İlk düşen Ak, Yüksek Ökçeler, Bomba, Gizli Ma­bed, Asilzadeler (Efruz Bey), Perili Köşk, Bahar ve Kelebekler, Beyaz Lale, Dalga, (Tarih Ezeli Bir Tekerrürdür ), Eski Kahramanlar, Nokta. Hikâye­leri kitap olarak değişik tarihlerde yayınlanmış ve yayınlanmaktadır.

 

Başta hikaye olmak üzere, şiir, tiyatro, hatıra ve makale dalında eserler veren Ömer Seyfettin’in yazı hayatı savunduğu Yeni Lisan ve Milliyetçilik akımıyla bir paralellik gösterir. Hemen hemen yazdığı bütün eserler, üç kıtaya yayılmış büyük bir imparatorluğun dağılma döneminde yaşadığı kesitler ve bu sürecin birey ve toplum üzerindeki etkileri çerçevesinde şekillenmiştir. O, toplumun yaşadığı bu buhranın teşhisini hem ortaya koymuş hem de buna bir çözüm önerisi getirmiştir.

 

Ömer Seyfettin çok iyi bir gözlemciydi ve bazen kendi hatıralarından, bazen arkadaşlarının anlattıklarından hikaye çıkarabilecek bir yeteneğe sahipti. Başkası için çok küçük veya önemsiz denebilecek küçücük bir olay Ömer Seyfettin için bir hikaye veya hikayenin ana hatlarını oluşturabiliyordu.

 

Eserlerindeki zengin mevzunun diğer bir nedeni de, kısa yaşamına rağmen kendi hayat tecrübelerini de yazı hayatına aksettirebilmesidir. Trablusgarp ve Balkan savaşı sırasında aktif olarak orduda yer alması, esir düşmesi ve İstanbul’a dönüşünde bir edebiyat çevresi içinde yer alışı ona zengin bir malzeme sunmuştur. İşte böyle bir karakterde ve bu tip bir ortanda Ömer Seyfettin kendini çok kolay ifade edebilmiştir. “Edebiyata şiirle başlayan Ömer Seyfettin’in ilk şiiri 25 Ekim 1900’de yayımlanan Mecmua-i Edebiyye’de, F. Nezihi takma adıyla çıkan “Terane-i Giryan”dır.

 

Ömer Seyfettin ilk şiirlerinde Divan Edebiyatının etkisinde kalarak Aruz vezniyle yazmışsa da sonraları hece vezniyle ve İstanbul Türkçesi ile yazmaya özen göstermiştir. Bunun dışında şiirlerinde göze çarpan diğer bir özellik ilk şiirlerinin konusu aşk iken bir zaman sonra tarihi ve sosyal konulara değinen şiirler yazmasıdır.

 

Şiirleri yanısıra hikayeleriyle de edebiyatımızda yerini alan Ömer Seyfettin’in hikayesi 13 Nisan 1902’de, Sabah gazetesinde çıkan “Tenezzüh”tür. 1911 yılında Yeni Lisan akımına katılmadan önce İzmir’de hikaye ve şiirler yazmıştır.” İzmir onun edebi ve fikri hayatının ilk şekillenmesini hazırlayan Baha Tevfik, Şahabettin Süleyman ve Edirneli Türkçü Necib ile yakın dostluklar kurduğu, Fransızcasını bir hayli ilerlettiği bir yerdir.” “İzmir’de yazı ve şiirlerinin yayınlandığı gazeteler, Haftalık İzmir, Sedat ve Muktebes’tir.”

 

Ömer Seyfettin Genç Kalemler Dergisinde yerini alması “Bahar ve Kelebekler” adlı hikayesiyle olmuştur. Hikayede 97 yaşında bir nine ve 18 yaşındaki torununun torunu ile olan konuşma anlatılmaktadır. Nine Fransızca roman okuyan genç kıza kendi dönemindeki samimi, milli ve sosyal değerlere yabancılaşmamış hayat tarzını tasvir eder ve genç kızın kendi manevi dünyasından nasıl uzaklaştığını anlatır. Hikaye, zamanın alafranga kadınına bir eleştiri niteliği taşır.

 

Ömer Seyfettin’in sonraki hikayesi Pamuk İpliği’dir. Bu hikayede bir Ermeni kızıyla evlenmek isteyen Türk gencinin karşılıklı konuşmaları yer almaktadır. Ermeni kızı burada Türk-İslam evlilik tarzını, boşanmayı ve poligamiyi kendi inançlarıyla bağdaştıramaz. Ona göre böyle bir evlilik ancak Pamuk İpliğine benzetilebilir.

 

Ömer Seyfettin Turancıdır. O bütün dünya­da yaşayan Türklerin önce bulundukları bölgede kendi hâkimiyetlerini kurmalarını, sonra bu gün­kü Avrupa Birliğine benzer bir sistemle “Turan Birliği” adını verdiği tek bir bayrak altında toplan­masını, Osmanlı Sultanının da İlhan unvanı ile bu birliğin başında bulunmasını arzu etmektedir.

 

Ömer Seyfettin, Türk milletine, Türk çocuk­larına tarihini, dilini sevdirmek, milli bilinci oluş­turmak için hikâyelerinin çoğunu tarihi kahra­manlardan seçer. Bunlardan bazıları Vire, Teke Tek, Topuz, Ferman, Kızılelma Neresi?, Forsa, Kütük, Primo Türk Çocuğu Nasıl doğdu?, Primo Türk Çocuğu Nasıl Öldü, Bomba, Beyaz Lale, Tu­haf Bir Zulüm gibi hikâyelerin konusu tarihî ve günlük olaylardan seçilen kahramanlardır. Bu kitaplarda, Makedonya İhtilali, İtalya ve Balkan savaşları sonucunda geride bıraktığımız vatan toprakları ve üzerinde yaşayan Müslüman Türk halkına yapılan katliamlar, haksızlıklar, zulümler anlatılır.

 

Bu hikayelerin yanısıra toplumun taassubunu ve İslamı yanlış yorumlamaktan kaynaklanan olayları konu aldığı Büyücü, Türbe, Kurbağa Duası, Kesik Bıyık, Eleğimsağma gibi hikayeleri de mevcuttur.

 

Meşrutiyet dönemi fikir cereyanlarına paralel olarak gelişen Batılılaşma ve Batıcı aydın tipi de Ömer Seyfettin’e konu olmaktan kendini kurtaramamıştır. Bu tipin en başarılı örneği Efruz Bey’dir.

 

Hikayeleri dışında makaleleri de Ömer Seyfettin’in iç dünyasını anlamaya yardımcı öğelerdir. Genel olarak makalelerinin bir kısmı Yeni Lisan ve Türkçe’ye dair, bir kısmı da milliyetçilik, Türkçülük ve kültürel konular etrafında şekillenmiştir. Yeni Lisan’ın niteliklerini anlattığı ilk makalesi Genç Kalemler’in birinci sayısında 11 Nisan 1911’de çıkar. “Makalede üç dilden mürekkep ve halk arasında konuşulmayan dilin yerine İstanbul’da halkın konuştuğu sade Türkçe’nin yazı dili olması anlatılmaktadır.”

 

Ömer Seyfettin şiir, hikaye ve tiyatro dışında Fransızca’dan tercümeler yapmıştır. Maupassant, Catulle Mendes ve Gorki çevirileri yanısıra İlyada ve Kalavela’yı Türkçe’ye çevirmiştir.

 

 Kimi yazılarında kendi ismini kullanmamış, “Ayas, Ayın, Ayın Ha, Ayın Kef, Ayın Sin, Camsab, C. Nazmi, Ç. Kemal, Enver Perviz, Feridun, F. Nezihi, M. Enver, M. Enver Perviz, Ö. Seyfettin, Ömer Tarhan, Perviz, Sin, Süheyl Feridun, Şit, Tarhan ve Tekin” gibi rumuzlar kullanmıştır. Yazılarının yayımlandığı başlıca dergiler ise, “Donanma, Düşünüyorum, Genç Kalemler, Hüsnü Şi’r, Haftalık İzmir, İslam Mecmuası, İzmir, Kırım Mecmuası, Mecmua-i Edebiye, Milli Talim ve Terbiye Mecmuası, Muallim, Nevsal-i Milli, Serbest Fikir, Serbest İzmir Türk Sözü, Yeni Mecmua ve Yirminci Asırda Zeka’dır” Yazı yazdığı gazeteler ise “Akşam, İfham, Tanin, Tercüman-ı Hakikat, Turan, Vakit ve Zaman’dır”  

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Kamil ÖCAL
Yener KAZAN
Sami GÜLER
Şadiye ERYILMAZ
Müfit ASLAN
Ahmet ULUSOY
Dede BULUT
Hidayet DOĞAN
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  28 Haziran 2022 Salı
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net