29 Haziran 2022 Çarşamba
 
ANA SAYFA   KIRIKKALE WEB TV  
Haber Ara  
 
Dışa Bağımlılığı Ortadan Kaldıracak
Dışa Bağımlılığı Ortadan Kaldıracak
Meslek lisesinde ekmek üretimi başladı
Meslek lisesinde ekmek üretimi başladı
Başkanım Mahallemde, Başkana Soruyorum
Başkanım Mahallemde, Başkana Soruyorum
Türkiye Şampiyonu Sporculardan İl Müdürüne Ziyaret
Türkiye Şampiyonu Sporculardan İl Müdürüne Ziyaret
  YAZARLARIMIZ
Makedonya Kahramanları YÜCELCİLER
03 Mart 2022 Perşembe Bu yazı 5089 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Dünya’da en fazla katliam, sürgün ve soykırımına uğrayan milleti hiç şüphesiz Türkler’dir. Türk’ün yaşadığı ve bağımsız milli devlet kuramadığı her yerde zulüm, soykırıma şahit oluyoruz.

Osmanlının Balkanlardan çekilmesi ile beraber Balkan Türkleri sahipsiz kalmış, meydana gelen göçlerle nüfusla beraber nüfuzları da giderek azalmıştır. Osmanlı sonrası balkanlarda kurulan devletlerde Türkler, neredeyse bütün siyasi ve sosyal haklarından mahrum kalmışlardır. Azınlık statüsüne düşen Türklerin balkanlarda kalması istenmediğinden her türlü baskı ve zorlamaya da maruz kalmışlardır. 1912’den 1940’lara kadar geçen zaman hiç de kolay olmamıştır. Yaşanan savaşlar ve bütün olumsuz koşullar içerisinde bilinçlenen bölgede yaşayan Türkler arasında bir teşkilatlanma söz konusu olur.

Bu teşkilatın adı “Yücel Teşkilatı”dır. Yücel isminin bizzat Şuayp Aziz tarafından verildiğini ve teşkilatın tüzüğünün ilk bölümlerini de Şuayp Aziz yazmıştır. “Yücel Teşkilatı” üyeleri veya kısaca “Yücelciler”, tıpkı birçok destan veya halk hikâyesi kahramanları gibi 1941 yılında Makedonya‟da Türklere karşı yapılan haksızlıklara karşı durmak, Makedonya Türklerinin millî ve dinî varlıklarını korumak ve yaşatmak üzere faaliyetler yürütmek için bir araya gelen aydınların oluşturduğu toplumsal bir harekettir. “Yücelciler’in kahramanca mücadele ettiklerini, içerisinde bulundukları Türk toplumunu daha aydınlık bir geleceğe hazırladıklarını söyleyebiliriz. Bunun için inanmışlardı. Bu inanç onların Teşkilata girerken ettikleri yeminden de bellidir. Yücel mensubu olmak isteyenlerin Kuran, Bayrak ve silah üzerine el basarak ettikleri yeminin bir bölümü şöyledir: “Türklük, Türkiye Cumhuriyeti menfaatleri için gerekirse kanımın son damlasına kadar çarpışıp canımı vereceğim.” Bu topluluk bir araya gelme ilkeleri doğrultusunda, tarihi bir Şuurla fikirlerini hayata geçirdiklerini ve bu amaç uğrunda kurşuna dizilmek suretiyle canlarını feda ettiklerini görmekteyiz.

 “Yücelciler’in 1948 yılında yargılanıp suçlu bulunmaları ve birçoğunun kurşuna dizilerek idam edilmesi, verilen müebbet hapis cezaları, el konan mallar, mahkeme kararlarının Türklerin yoğun olarak yaşadığı mahallelerde hoparlörlerle halka duyurulması, dün olduğu gibi bu gün de Türk toplumunun hafızasında derin izlere sahiptir.

Yücelciler’i Doğuran Sebepler ve Yücel Hareketi

Osmanlının 1912 Balkan savaşlarından sonra bölgeden çekilmesi üzerine Balkan Türklerinin çok kötü bir duruma düştükleri görülmektedir. Uğradıkları baskılar, zulümler ve soykırımlar sonucunda başlayan 1924 de 1. göç dalgası sürekli kan kaybeden bir nüfus yapısına yol açmıştır. Dönemin Sırp-Hırvat-Sloven Krallığı altında her türlü hakları ellerinden alınan, malları müsadere edilen Türkler zaman içerinde bulundukları bölgelerde azınlık durumuna düşmüştür.

Tüm bunlar olurken 1925 yılında, daha sonra Yücel hareketine ilham verecek olan ve Makedonya, Sancak, Kosova ve Bosna Müslümanlarının kurduğu İslam Muhafaza-i Hukuk Cemiyeti ile bu cemiyetten Arnavut milliyetçilerin baskısı sonucu ayrılmak zorunda kalan Türkler tarafından Cenubi Sırbistan Müslüman Teşkilatı ve Yardım Cemiyeti’nin kurulduğu görülür.

1929 diktatörlüğü döneminde çok zor olan kültürel faaliyetlerin yürütülmesi ve Türkiye ile ilişkilerin devamı da imkânsızlaşır. Sürekli kötüleşen şartlardan dolayı 1936 da 2. göç dalgası yaşanır.

Balkan savaşlarından sonra Makedonya Türklerinin en zor durumları 2. Dünya savaşı dönemlerinde olmuştur. 2. Dünya savaşı yıllarında Naziler bütün balkanları işgal etmişler. Kendi emelleri doğrultusunda hareket edecek Bulgar askerlerine de Yugoslavya’yı teslim etmişlerdir. Bir yandan savaş devam ederken bir yandan Bulgar zulmü olmuş, diğer yandan da bir Arnavut asimilasyon baskısı görülmüştür. Tüm bu haksızlıklara ve yok sayılmalara karşı temelleri 1937’de atılmışsa da Yücel Hareketi veya kısaca Yücelciler resmen 1941 yılında kurulmuştur. Temel olarak Makedonya Türklerinin millî ve dinî varlıklarını korumak ve yaşatmak üzere faaliyetler yürütmüş dönemin Makedonya Türk aydınları tarafından kurulmuş toplumsal bir hareket olduğu görülür.

 O dönemde bir zaruret olarak oluşan ve milli kimliklerinin korunması talebiyle oluşan teşkilatın kurucu üyeleri; Şuayp Aziz, Şerafettin Ferid, Nazmi Ömer, Muzaffer Ahmet, Fettah Süleyman Pasiç ve Mehmet Dalip’tir. Resmi belgelere de yansıdığı kadarıyla bir ara köylere kadar nüfus eden Yücelciler‟in sayısı beş yüze ulaşmıştır, ancak faal üyesi elli kadar  olduğu belirtilmektedir. Altan Deliorman “Ağır baskıya ve Arnavutlaştırma gayretine karşı Makedonyalı genç münevverler hem tepki olarak hem de savunma gayesi güderek kendi aralarında teşkilatlandılar.”  demektedir.

Makedonya Türkleri için çok önemli kazanımları elde eden Yücelciler ilk Türk okulunu, radyosunu ve gazetesini kurmuştur. Teşkilatın, “Türk azınlığı arasında millî şuuru kuvvetlendirmek ve Türk halkının “komünizmin aleti” hâline gelmesini önlemek söylemlerini öne sürerek gerçekleştirdiği bu kültürel çalışmaların ilki, 23 Aralık 1944 tarihinde Nazmi Ömer’in teşviki ile Türk gazetesi olan Birlik gazetesinin yayımlanmasıdır. Birlik gazetesinin ambleminde çift minareli bir caminin konmuş olması İslamî değerlere bağlılığın da bir göstergesiydi. Birlik gazetesi bünyesinde geniş bir yazar ve okur kitlesi de oluşturmuşlardı.

 Yücelciler o dönemde birçok ilki de başarmışlardır. Bunlar, ilk Türk okulu olan ve günümüzde de eğitim-öğretim hizmetini sürdüren “Tefeyyüz” adlı okulu açması, yeni Türk alfabesi ile okuma kitapları basmak, Üsküp Radyosunda ilk Türkçe yayın ve eğlence programı yapmak gibi birçok yeni oluşum gerçekleştirmiştir. Ayrıca millî şuur oluşturma noktasında önemli gördükleri bazı eserleri Türkiye’den Yugoslavya topraklarına getirtmiştir. Atatürk’ün Nutuk’u başta olmak üzere, Mehmet Akif’in Safahat’ı, Ziya Gökalp, Mehmet Emin Yurdakul, Namık Kemal’in eserleri ve Yahya Kemal Beyatlı’nın şiirleri en çok okutulan eserler arasında yer almaktadır. Dönemin Yugoslavya Türk aydınları arasında başlayıp dalga dalga bütün ücra köylere kadar yayılan bu teşkilat daha çok milli kültün korunması, kimliksizleştirmeye karşı durma, asimilasyonları önleme ve komünist rejime uyum sağlamak istememe amacı etrafınca şekillenmiştir. Yücel hareketi siyasi bir hareket olmasının ötesinde Balkanlarda Türk milli kültürü, edebiyatı ve sanatının yaşamasını sağlayan entellektüel bir harekettir.

Yücel hareketi ile beraber, bitme noktasına gelmiş Balkan Türk edebiyatının da canlandığını görürüz. Hemen hemen hepsi öğretmen olan Yücel mensupları, hem yetiştirdikleri öğrencileri edebî ürünler verme noktasında yönlendirdiler hem de çıkardıkları gazete ve dergiler etrafında Milli bir edebiyatın şekillenmesine yardımcı oldular. Bu gün Makedonya Türk edebiyatının varlığı o dönem millî bir şuurla mücadele veren ve bu amaçla Türk edebiyatının kaynak eserlerini Balkanlarda yaşayan Türklere ulaştıran Yücelciler sayesinde olmuştur. Oluşturdukları bu edebi muhitin yansımaları olarak Birlik Gazetesi, Sesler ve Tomurcuk dergileri etrafında teşekkül etmiş Türk edebiyatı üzerine sayısız araştırma yazılarının çıkmış olması buna örnek olarak gösterilebilir.

İlk Tutuklama ve İdamlar

Gelişmelerden rahatsız olan siyasi yönetim 1947’de bir ihbarı gerekçe göstererek apar topar tutuklamalara, soruşturmalara başlar. İlk tutuklamalar Ağustos 1947‟de gerçekleşir. “Zamanın ileri gelen tüm aydınları, sağduyu sahipleri, halkın gerçek temsilcileri bir gecede vatan haini ilan edilip, jet mahkeme kararlarıyla hüküm giyerler. Henüz hukuki yapılamanın bile tamamlanamadığı bir dönemde, terörist-ispiyoncu teşkilatını kurarak Makedonya'da yaşayan Türkleri Makedonya Halk Devletine karşı organize etmek, devlet düzenini değiştirmeye/ yıkmaya yönelik eylem hazırlığında olmak gibi asılsız iddialarla” yargılanırlar.

“ilk grup tutuklu 16 kişinin duruşması 19 Ocak 1948’de başladı. Bu süreçte basın aracılığıyla ve hoparlörler kullanılarak Yücelciler aleyhinde kamuoyu oluşturulmakta, Türkler sindirilmeye ve psikolojik baskı altına alınmaya çalışılmaktaydı. Tutuklanan Türklerin avukat tutmalarına izin verilmedi. Yönetimin tayin ettiği avukatlar da hapis korkusuyla savunma yapamıyorlardı. 25 Ocak “ta mahkeme jet hızıyla kararını verdi.”

27 şubat 1948 tarihinde “Göstermelik yargılama neticesinde dört kişi; medeni ve siyasi haklarından mahrum ve mallarının müsadere edilmeleri suretiyle idama mahkûm edildiler.” Mahkumiyet kararlarının ardından İdrizova’daki hapishaneye konan Yücelciler’den “27 Şubat 1948 tarihinde ;

Şuayb Aziz İshak

Ali Abdurrahman Ali,

Nazmi Ömer Yakup

 Adem Ali Adem

İdrizova hapishanesinden kamyona bindirilerek Güreler köyü yakınındaki Suşitsa köyüne götürülür, köyün girişinde bir kayanın önünde (veya orada daha önce bulunan karakolun bahçesinde) bu 4 kahraman kurşuna dizilerek şehit edilir.”

Geriye kalanlar o zamanın idamdan sonraki en büyük cezası olan 20 yıl ile 8 yıl arasında hapis cezalarına çarptırıldı. Mayıs 1948 ve sonrasında da 2. ve 3. grup tutuklama ve sürgün furyası başladı. Bu Yücelciler de 9 yıl ile 1 yıl arasında hapis ve dört ay ile bir ay arasında sürgün cezası aldı.” Böylelikle yargılanan “Yücelciler‟in dördü idama, 60 mensubu da çeşitli  hapis cezalarına  çarptırıldılar.

Türklük için dünyanın neresinde olursa olsun mücadele eden, şehit düşen tüm kahramanlarımıza Allah’tan rahmet diliyoruz. Türk gençliğinin bu kahramanlardan haberdar olması ve bu kahramanlarımızın hayat mücadelelerinden feyz almalarını temenni ediyorum. 

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Kamil ÖCAL
Yener KAZAN
Sami GÜLER
Şadiye ERYILMAZ
Müfit ASLAN
Ahmet ULUSOY
Dede BULUT
Hidayet DOĞAN
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  28 Haziran 2022 Salı
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net