29 Haziran 2022 Çarşamba
 
ANA SAYFA   KIRIKKALE WEB TV  
Haber Ara  
 
Dışa Bağımlılığı Ortadan Kaldıracak
Dışa Bağımlılığı Ortadan Kaldıracak
Meslek lisesinde ekmek üretimi başladı
Meslek lisesinde ekmek üretimi başladı
Başkanım Mahallemde, Başkana Soruyorum
Başkanım Mahallemde, Başkana Soruyorum
Türkiye Şampiyonu Sporculardan İl Müdürüne Ziyaret
Türkiye Şampiyonu Sporculardan İl Müdürüne Ziyaret
  YAZARLARIMIZ
ÜLKEMİZİN YAĞ VE YAĞCILAR İLE SINAVI
09 Mart 2022 Çarşamba Bu yazı 3491 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

1950 yılına kadar ülkemizde margarin yağı ve ayçiçek yağı yoktu. Ege ve Akdeniz bölgemizde zeytin yağı, Karadeniz bölgemizde fındık yağı, Hayvancılığın yoğun olduğu İç Anadolu ve Marmara bölgelerimizde tereyağı kullanımı yoğundu.

 

2.dünya savaşı sonrasında meşhur Marshall planı dahilinde zeytin yağımız amerikaya gönderilirken karşılığında çok miktarda mısır özü yağı getirilir ve 1952 yılında ülkemizde ilk margarin fabrikası açılır.

 

O tarihlerde dünyanın en büyük mısır üreticisi amerikadır ve elinde büyük stokları bulunmaktadır. Elindeki mısırı değerlendirmeye çalışan amerika yardımda bulunacağı silah sanayi olmayan ülkelere mısır özü yağı almasını şart koşar.

 

Anlayacağınız amerika elindeki mısırı paraya çevirsin diye biz mısırözü yağı ve margarinle tanışırız.

 

Zeytinyağlı yiyemem aman türküsü tamda o tarihlerde 1954 yılında bestelenir.

 

Zeytin yağının yemeklerde kullanılması kansere yol açar diye açıklamalar yapılırken margarin kullanımı teşvik edilir, halk margarin kullanmaya özendirilir.

 

Büyük bir tesadüfle 1951 yılında İspanya hükümeti ülkemizden o güne göre yüksek bir meblağ ile binlerce ton odun kömürü ister. Bir tek şartı vardır. Odun kömürleri Ege ve Akdeniz bölgelerimizde yoğun olan Delice ağacından yapılacaktır.

 

İstek dönemin Hükümeti tarafından yüksek getirisinden dolayı sevinçle karşılanır, ülkemizde bol miktarda bulunan delice ağaçları kesilir, yakılır ve kömürü ihraç edilmeye başlanır.

 

Delice ağacı aşılanmamış zeytin ağacıdır ve o günlerde Ege ve Karadeniz bölgemizde dağ taş delice ağacıdır.

 

Dönemin İspanya ateşesi konuyu iyice araştırır. Ülkemizden gönderilen odun kömürlerinin İspanyada otoyollarda dolgu malzemesi olarak kullanıldığını, bir anlamı olmadığını, İspanyanın zeytinyağı üretiminin ve ihracının artırdığını, Delice ağaçlarının zeytin üretimindeki önemini anlatsa da kimse dinlemez.

 

Sonuç olarak biz amerikanın mısır özü yağının en iyi müşterisi olurken İspanya zeytinyağı ihracatında liderliği ele alır, ülkemizde zeytin yağı üretimi düşer, margarin tüketimi artar.

 

Biz zeytin yağından, tereyağından ve fındık yağından mısır özü yağına ve margarine geçerken ayçiçek yağı kullanımı varmıydı, dünya ne ara ayçiçek yağına döndü ona da bir bakalım.

 

Ayçiçeği bitkisinin yağlık olarak üretilmesi ve ıslahı 1870 li yıllara dayanır. Ülkemizde yağlık ayçiçeği üretimi de 1960 lı yıllarda Trakya bölgesinde yapılan ekimlerle başlar.

 

Marshal planı dahilinde binlerce ton mısır özü yağının ithali ve bitkisel yağların kullanımının artması ile aynı döneme denk gelmesinden dolayı üretim ve tüketim hızla artar.

 

Ayçiçeği ülkemizde bugün için 7,5 milyon dekar alanda 3,2 milyon ton üretimini yapmamıza rağmen dışardan alım yapmamız gereken , yıllık 3,5 milyon ton tükettiğimiz bir ürün haline gelmiştir. Düşünsenize yıllık kişi başı 45 lt ayçiçek yağı kullanıyoruz.

 

Tabiki bu durumun en önemli nedeni diğer yağların fiyatlarının çok daha yüksek olmasıdır.Tereyağ, zeytin yağı ve fındık yağı fiyatlarının normal tüketimde kullanılamayacak kadar yükselmesi halkımızı ayçiçeği yağı tüketimine yöneltmektedir.

 

Ülkemiz marketlerinde tereyağın kg , fındık yağı ve zeytin yağının lt fiyatı 100 TL üzerinde iken Ayçiçek yağının lt fiyatı 15- 20 TL civarındadır. Bu yüksek fiyat farkı ayçiçek yağının tüketimini her geçen gün artırmaktadır.

 

Yağlık ayçiçeği tarımı yüksek işgücü gerektirmeyen, makinalı tarıma uygun bir üretim olup, ekim alanlarımızın artırılması ile ayçiçeği yağı ihtiyacımızın tamamını kendi ülkemizde üretmemiz iyi bir planlama ile kısa zamanda mümkündür.

 

Sonuçta Arabistan veya İsveç değiliz, toprağımız var, işgücümüz var  uygun iklimimiz var. 231 milyon dekar verimli tarım arazisi olan, 4 milyon insanı tarımsal üretimle geçimini sağlayan bir ülkeyiz. Boş kalan arazilerimizin % 10 una yağlık ayçiçeği ekimi yapıp, verimli hasat yapabilsek değil tüketmek yağı satacak yer ararız.

 

Tarımsal üretimde aşmamız gereken sıkıntılarımız olsa da unumuzda, şekerimizde, yağımızda çok düşmanın helvasını yapmaya yeter.

 

Aslolan ise daha sağlıklı olmaları nedeni ile  halkımızın zeytin yağı, fındık yağı ve tereyağı tüketiminin artırılması, ayçiçeği yağı tüketiminin azaltılması, yağlık ayçiçeği üretiminin ihtiyacımız oranında artırılması ve tüm tarımsal üretimlerde ihtiyacımızı karşılamanın yanında ihracaat yapacak hale gelmemiz olmalıdır.

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Kamil ÖCAL
Yener KAZAN
Sami GÜLER
Şadiye ERYILMAZ
Müfit ASLAN
Ahmet ULUSOY
Dede BULUT
Hidayet DOĞAN
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  28 Haziran 2022 Salı
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net