29 Haziran 2022 Çarşamba
 
ANA SAYFA   KIRIKKALE WEB TV  
Haber Ara  
 
Dışa Bağımlılığı Ortadan Kaldıracak
Dışa Bağımlılığı Ortadan Kaldıracak
Meslek lisesinde ekmek üretimi başladı
Meslek lisesinde ekmek üretimi başladı
Başkanım Mahallemde, Başkana Soruyorum
Başkanım Mahallemde, Başkana Soruyorum
Türkiye Şampiyonu Sporculardan İl Müdürüne Ziyaret
Türkiye Şampiyonu Sporculardan İl Müdürüne Ziyaret
  YAZARLARIMIZ
Manastır'lı SEYİT ONBAŞI
21 Mart 2022 Pazartesi Bu yazı 4263 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

276 KİLOLUK KOCA TOP MERMİSİNİ SIRTLAYIP TARİHE YÖN VEREN SEYİT ONBAŞI'NIN HAYAT HİKAYESİNİ OKUDUNUZ MU HİÇ?

OKUMADIYSANIZ BUYRUN O HALDE...

 

Köyünde onu herkes öldü bilmektedir.

 

Çanakkale’den Havran’daki köyüne kadar 145 kilometreyi 13 günde yayan yürür.

Geldiğinde evine giremez.

Çünkü 9 yılda belki karısı, yeniden evlenmiş olma ihtimalini düşünür. Tedirgindir...

 

Akşamdan geldiği evini sabaha kadar göz hapsine alır.

 

Sabah koyunları çıkarmak için gelen bir akrabası ile karşılaşır.

 

“-Sen kimsin?

-Ben Seyidim.

-Biz seni öldü biliyoruz.

-İşte sağ döndüm.

-Bir şey sormak istiyorum.

-Buyur sor.

- Benim hanım evli mi?

-Hayır, değil. Bir çocuğun var. Lâkin bu şekilde çocuğun karşısına çıkma, korkutursun. Bağırarak git ki, haberi olsun.”

 

Seyit evinin avlusunun önüne gelir ve kapıdan eşinin ismini seslenir. 8 yaşında bir kız çocuğu kapıya gelir.

-Anne, kapıda sakallı bir adam var. Tanımıyorum ama görüntüsünden çok korktum” diyerek koşarak eve girer.

 

Annesi gelir kapıya ve bakar ki; “Korkma kızım, o senin baban” der.

 

Ve 9 yıl sonra kızıyla böyle tanışır Koca Seyit.

 

O kız, yıllar sonra nine olup da torunlarına bu anısını anlatırken, “Baba deyip de bir müddet kucağına oturamadım” diye bahseder...

 

* * *

 

Namıdeğer KocaSeyit'in gerçek adı, SEYİT ALİ'dir aslında.

1934 yılında çıkartılan Soyadı Kanunu ile ÇABUK soyadını almıştır.

 

Çanakkale’de 276 kiloluk top mermisini tek başına sırtlayıp İngiliz zırhlısını vuran kahraman...

 

1889'da Balıkesir'in Havran ilçesine bağlı bir orman köyü olan Manastır köyünde doğan Seyit Ali, Yörük çocuğudur.

 

Mavi gözlü ve ufak tefektir.

Gariban Anadolu köylüsü.

Keçi güder arada kaçak odun kömürü yapar satar.

 

1909’da askere gider.

1912’de Balkan Savaşı’na katılır.

1914’te Birinci Dünya Savaşı başlayınca Çanakkale cephesinde topçu eri olarak bulunur.

 

18 Mart1915'te Müttefik donanması Çanakkale Boğazı'nı geçmek için saldırıya geçer. Bu sırada Seyit Ali, Rumeli Mecidiye Tabyası'nda görevlidir.

Savaşın en kritik anlarından birinde Queen Elizabeth zırhlısından atılan bir top mermisi Mecidiye Tabyası'na isabet eder.

Mecidiye Tabyası'nın pozisyonu çok kritiktir. Boğazdan geçen düşman savaş gemilerini vurmak üzere oradadır.

 

Ve hedef alınan tabyada geriye sadece iki er ve tabya komutanı kalmıştır. Bu erlerden bir tanesi Seyit Ali'dir.

 

Seyit, 276 kiloluk bir mermiyi, mataforası, yani vinci bozuk olan topçu bataryasına tek başına sırtlayarak yerleştirmeyi başarır.

Ve Ocean gemisini dümen sisteminden vurarak darmaduman eder.

 

Ocean daha sonra sürüklenir ve Nusrat’ın döşediği mayınlardan birine çarparak batar.

 

Bu başarısından ötürü onbaşı rütbesine yükseltilmiş ve bir de ödül olarak çift tayın verilir.

O da bir hafta sonra kursağından geçmeyince istemez tayınını...

 

İşin ilginç yanı Çanakkale savaşından bir gün sonra Seyit Ali Onbaşı'dan top mermisi sırtında fotoğrafı çekilmesi istenir. Seyit Ali Onbaşı ne kadar zorlansa da top mermisini bir türlü kaldıramaz. Sonra Seyit Ali Onbaşı latife yaparak, “Yine savaş çıksın, yine kaldırırım” diyerek ortama tebessüm katar. Fotoğrafı ise ancak tahta bir mermiyle çekilebilir.

 

Seyit Ali, 1909'da gittiği askerden, 1918'de onbaşı olarak döner.

 

1915’teki zaferden sonra 3 yıl daha Çanakkale’de askerliğe devam eder.

1918’de terhis olur.

 

BİR TEK ATATÜRK HATIRLAR

 

Kocaseyit, harpten döndükten sonra burada köyünde kimseye savaş ile ilgili hiç bir şey anlatmaz. Dokuz yılda yaşadıklarını kendinde saklar.

 

Kolay değil, yaşanan olaylar. Büyük travmalar yaşatmıştır muhtemelen.

 

1929’da Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bir açılış için Havran'a gelir. Açılıştan sonra Havran Nahiye Müdürü’ne der ki, “Burada bir Seyit Onbaşı olacaktı onu görmem lazım” der.

 

Ancak Havran Nahiye Müdürü, Seyit Onbaşı’nın hangi köyde olduğunu bilmez. “Buluruz tabii Paşam” deyip, Edremit askerlik şubesinden Seyit’i sordurur.

 

Şubeden 2 jandarma görevlendirilip salınır. Manastır köyünde bulunur. Sabah çıkan jandarmalar akşamüstü köye gelir.

 

Kocaseyit, dağa kömüre gitmiştir.

Jandarmalar evinin önünde akşama dek bekler.

 

Akşam geç saatte evine gelen Seyit, jandarmayı görünce, kaçak kömür için geldiklerini sanır.

Ama bozuntuya vermez. Askerlere “suçum ne ki” diye sorar. “Hayır, suçun yok biz seni bekliyoruz. Seni Paşa çağırıyor.” Seyit, sevinir.

 

Gece yarısı vardıklarında nahiye müdürü, Seyit’i perişan vaziyette görünce, önce onu bir güzel yıkatır, berberde saç sakal traşı yaptırır. Sabah da elbisesini verir.

 

Atatürk’ün yanına çıktığında, biraz sohbetten sonra Paşa ‘'ne istersen iste, sen büyük kahramanlık yaptın’' der.

Maaş bağlatılmasını teklif eder. Seyit Ali, “Hayır paşam, biz görevimizi yaptık maaş için değil” der. Tek bir isteği olur Atatürk’ten, “Ben dağda kaçak odunla kömür imal ediyorum.

Havran ve Edremit'te gece kaçak satıyorum.

Senin emrinle o dağdaki ormancılar baltamı almasa.

Rahat çalışsam, maaş da istemem” diyerek Paşa'dan sadece birtek ricasını dile getirir...

 

Atatürk, nahiye müdürüne talimat verir; "Kesinlikle Seyit'e dokunulmasın."

 

Ancak iki yıl sonra yeni gelen nahiye müdürü bu emri uygulamaz. Seyit’e pek rahat verilmez.

 

Seyit Ali Onbaşı, bir süre daha dağda odun kömürü yapar.

Yaşlanmaya başlayınca zorlanır, Havran’da bir fabrikada hamallığa başlar.

 

Seyit Ali Çabuk, 1939'da 50 yaşındayken, zatürreye yakalanır ve yaşamını yitirir.

Köyündeki mezarlığa gömülür.

 

İŞTE BÖYLEE...

Kocaseyit’in öyküsü, bir yerde Türkiye’nin tüm kahramanlarının öyküsüdür aslında...

 

* * *

 

NİCE KOÇYİĞİTLER VAR Kİ;

ADLARI BİLİNMEZ,

NİCE KOÇYİĞİTLER VAR Kİ; CÜMLELER KÂFİ GELMEZ...

 

Çanakkale'ye kanlarıyla destan yazan, başta Mustafa Kemal ATATÜRK olmak üzere tüm kahraman vatan evlatlarını rahmet ve minnetle yad ediyorum...

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
Hakan ÖZTÜRK   -  22-03-2022 - 10:59
Çok teşekkür ediyorum Muratım cantertibim. Daha da bu toprağa kanını akıtmış sancağı düşürmemiş ne yiğitler adı anılmamış.... Allah hepsinden binlerce kez razı olsun.... Bunları kaleme alıp, sizlere bir nebze olsun faydam olmuşsa ne mutlu bana... Sağlıcakla kal kardeşim...
Murat  -  21-03-2022 - 17:15
Allah razı olsun gardaşım bize bu bilmedigimiz yigiti tanıtıp hatırlattığın icin analar ne yigitler doğurmuş onların hayrına başımıza taş yağmıyo desene mevlam kalemine zeval vermesin
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Kamil ÖCAL
Yener KAZAN
Sami GÜLER
Şadiye ERYILMAZ
Müfit ASLAN
Ahmet ULUSOY
Dede BULUT
Hidayet DOĞAN
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  28 Haziran 2022 Salı
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net