08 Ağustos 2022 Pazartesi
 
ANA SAYFA   KIRIKKALE WEB TV  
Haber Ara  
 
Roket-San ve Jandarma’nın Dev Yatırımları Yükseliyor
Roket-San ve Jandarma’nın Dev Yatırımları Yükseliyor
Giyilmeyen Kıyafetler Çöpe Değil Kumbaraya
Giyilmeyen Kıyafetler Çöpe Değil Kumbaraya
MobiHealth Uygulaması Hayata Geçiyor
MobiHealth Uygulaması Hayata Geçiyor
Hayvanlarınızı ucuza satmayın!
Hayvanlarınızı ucuza satmayın!
  YAZARLARIMIZ
Ekonomik Kangren
01 Nisan 2022 Cuma Bu yazı 3695 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Temelinde üretim odaklı olmayan hiçbir ekonomi asla ayakta duramaz. Bu nedenle ekonominin merkezinde yetişmiş insan gücü vardır. İnsan öğrenecek, deneyecek, uygulayacak, üretecek, hem kazanacak hem de kazandıracak. Milletçe ekonomik refahın  tek anahtarı alın teriyle şekillenir ve  bu anahtar nasırlı ellerle  bereketin kapılarını açar.
            Sanayi ve tarım başta olmak üzere  teknolojik gelişim ve alt yapı ulusal ekonomileri ayakta tutan taşıyıcı kolonlardır. Tarihte hiçbir devlet ya da bir kavim yoktur ki tüketimle gelişebilsin. Tüketim toplumları her zaman kaybetmeye mahkûmdur. Tüketim toplumlarının başta gelen özellikleri; tembellik, hareketsizlik,  kısa yoldan emeksiz kazanç, dışa bağımlılık, sürekli harcama isteği, modaya düşkünlük, marka tutkusu, savurganlık, şatafat ve lüks bir hayat özentisidir. Tüketim çılgınlığının bireyleri ya da kitleleri eninde sonunda götüreceği yer yoksulluk veya iflastır. Tüketim toplumlarını bekleyen diğer bir tehlikede yaşadığı çevreden soyutlanma ve yalnızlıktır. Çünkü tüketim toplumları, birleştirici değil ayrıştırıcıdır. Emeksiz kazanç insanı bencil ve duygusuz yapar. Bencillik insanı yapayalnız bırakır. Oysaki üretim, paylaşım ve dayanışma, bireyleri bir arada tutar, dostluğu, arkadaşlığı ve samimiyeti geliştirir.
                Ekonomik buhranlar kısa sürede oluşmaz. Bugünün Ekonomik krizlerinin altında çok uzun yıllar boyunca ihmal edilmiş insan emeği ve alın teri vardır. Popülist politikalarla halkı kısa süreli tatmin etme ve yönetilen kitlelere hoş gözükebilme uğruna bilinçsizce savrulan milli kazançlar orta ve uzun vade de yine dönüp büyük halk kitlelerini vurmaktadır. Sanayisi ve tarımı gelişmemiş, ihmal edilmiş  ya da bilinçli olarak desteklenmemiş ülkeler de makine seslerini, yeşile bürünmüş buğday tarlalarını, atmosfere dumanıyla birlikte bolluğun ve bereketin müjdesini savuran fabrika bacalarını göremezsiniz. Ne ekmeğin ne aşın ne de suyun tadı yoktur bu memleketlerde. Beton kusan semtler, simsiyah asfalt la döşenmiş caddeler,  insan ruhunu paramparça eden korna sesleriyle, maneviyatınızı zehire boyayan egzoz gazlarıyla hiç bitmeyen bir kâbusu yaşatırlar size.
               Bacası tütmeyen, çarkları dönmeyen ekonominin topluma verebileceği bir gelecek yoktur. Sosyal bir devlet çalışır, çalıştırır, kazanır ve kazandığını halkıyla hakça paylaşır. Ulusal refahın ve zenginliğin esası budur. Çalışmayan, üretmeyen devletlerin tek gelir kaynağı büyük halk kitlelerinin cebidir.  Devlet ekonomik sıkıntılara girdikçe ağır vergi yükleriyle  biner omuzlara. Bütçe açık verdikçe,  vergi gelirleri, giderleri karşılamaktan uzaklaştıkça daha da katmerli olur yük.  Ekonomik yük toplumun sırtına bindikçe fakirlik, sefillik daha da çekilmez bir hâl alır. Ölçüsüz vergi, kayıt dışı ekonomiyi hortlatır. Fert bazında ya da şirketler genelinde kazancı düşük göstererek ödenecek vergi tutarları en aza indirilmeye çalışılır. Vergi kaçırma ve usule uygun olmayan bir sürü yolla devlete verilmesi gereken vergiler iç edilir. Üretimsiz ve de vergisiz kalmış ekonomi dışa bağımlı hale gelir. Dışa bağımlılık ulusal ekonomiyi bir kanser gibi kemirip bitirmeye başlar. Millî paranın değeri yabancı paraların karşısında pula döner.  Dışa bağımlı ekonomi de kur artışları ithal edilen mal ve hizmetlerde enflasyonu azdırırken yüksek enflasyon dönüp faizlerin aşırı yükselmesine neden olur. Yüksek faiz tüketicilerin mağduriyetine ve yerli yatırımların ertelenmesine ya da tamamen durmasına neden olur. Yatırımların durması işsizliği özellikle de genç işsizliği arttırır. İşsizlik toplumsal huzursuzluğu  yaratır.  Sonuçta hasta ekonomi  kur, yüksek enflasyon, faiz ve işsizlik sarmalı içerisinde debelenir durur. Enflasyon faizi, faiz ise enflasyonu besler.
                  Yüksek kur, yüksek enflasyon ve yüksek faiz milli ekonominin en ince kılcallarına kadar sirayet ederek parasal dolaşımı tıkar ve ekonomik kangrene sebep olur.  İktisadi gelişimin yegâne olmazsa olmazı her alanda üretim seferberliğine geçiştir. Akılcı, çağdaş ve üretim odaklı bir ekonomik programla ekonomiyi düştüğü yerden kaldırarak milli ekonominin temellerini yeniden inşa ederek bu çıkmazdan kurtulabiliriz. Aksi takdirde ekonomik çöküntü, devletin siyasi bağımsızlığını da tehlikeye sokar.
               Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi “Devletlerin siyasi bağımsızlığı ancak ekonomik bağımsızlığı ile mümkündür”. 

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Yener KAZAN
Hüseyin GÜNEY
Ahmet ULUSOY
Sadettin KARALÖK
Rabia Saylam TAŞDEMİR
Dede BULUT
Başar ÖZDEMİR
ÜLKÜ'CE
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  07 Ağustos 2022 Pazar
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net