08 Ağustos 2022 Pazartesi
 
ANA SAYFA   KIRIKKALE WEB TV  
Haber Ara  
 
Roket-San ve Jandarma’nın Dev Yatırımları Yükseliyor
Roket-San ve Jandarma’nın Dev Yatırımları Yükseliyor
Giyilmeyen Kıyafetler Çöpe Değil Kumbaraya
Giyilmeyen Kıyafetler Çöpe Değil Kumbaraya
MobiHealth Uygulaması Hayata Geçiyor
MobiHealth Uygulaması Hayata Geçiyor
Hayvanlarınızı ucuza satmayın!
Hayvanlarınızı ucuza satmayın!
  YAZARLARIMIZ
Zor Günler
31 Mayıs 2022 Salı Bu yazı 2481 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Kültürel, ahlaki, sosyal ve manevi yozlaşmanın inadına kasıp kavurduğu toplumlarda huzur ve güven ortamı, yerini huzursuzluğa ve yer yer kitlesel kargaşalara bırakmıştır. Her geçen gün bozulan ekonomik ortam gelir dağılımı adaletsizliğini daha da körüklerken, bu durum insanların sofrasında ki ekmeği daha da küçültmektedir. Ekmeği küçülen insanın yüzündeki tebessümlerin giderek azaldığını, gülümsemelerin yerini sert ve boş boş bakışların aldığını görmeniz mümkündür. Ekmeği küçülen insanın önce umutları teklemeye başlar. Ardından hayalleri tökezler. Türküleri susmaya, şiirleri, mısraları anlamsızlaşmaya başlar. Konuşurken sesindeki çaresizliğin titremelerini duyarsınız.

               Umutların her geçen gün azalması insanı daha da bir hırçınlığa ve daha da bir tükenmişliğe sokar. Umutlar çürümeye, hayaller sönmeye görsün insanın dünyasında. İşte zor günlerin iştiması başlamıştır artık hayat kışlasında. Hamalın sırtındaki küfenin ağırlığı kurşundan bir gülle,  alnında ki tozlu ter ateşten bir damla. Sabaha sofraya konacak peynir, ekmek ve  kuru zeytin için para gerek. Sırtında taşıdığı yükün urganı nasırlı avuçlara bir kaç kesik daha atmaktadır. Avucların içi ateş gibi. Bir temmuz ayının tam ortasında öğle vakti Cizre meydanı gibi. Termometre meydanda 43 dereceyi gösteriyor. Cizrede toprak kor ateşten bir közdür kimsesizlerin yüreği gibi. Bulanık yeşil Dicle bugün daha da bir yorgun akmakta. Yeşil umuttur, yeşil hayattır, yeşil bir yudum mutluluktur bulanık ta aksa.

             Kıymayın umutlara, kıymayın çocuklara. Kıydığınız bir çocuğun mavi mavi, çakmak çakmak gözleri tutuşturur tüm dünyayı. Bir peygamber bedduası bir de çocuğun ahı hiç bir zaman yerde kalmaz. Ne umutları ne de çocukları harcamayın çıkarlarınız uğruna.  Tükettiğiniz dünya ile birlikte tükettiniz tüm güzellikleri. Beyazı karaya, çiçeği çamura belediniz. Allah'ın cehennemi tekti, siz yüzlercesinı yarattınız.

Dünyayı resetleme fantazileriyle yarattığınız cehennemler.  Emperyalizmin güdümünde ortadoğu da hüküm süren terör cehennemi....ve bir türlü sonu gelmeyen ve kökü kazınamayan yoksullukta ayrı  bir cehennem.

             Eyyyyyy bilmem ne adına, kimin adına, kimlerin menfaatine hizmet için kundaktaki bebeğin umutlarını yakanlar, hiç beklemediğiniz bir gece yarısında umutları tüketilmiş çocuğun feryatlarıyla bir sur üflenir ensenize ve kopar kıyametiniz.  Bu kopan kıyametle kurulur bir yanda cennet diğer yanda cehennem ocağı. Umut çocuk cennetin gülü olur gözleri çakmak çakmak. Yüreği bir kuş yüreği gibi çırpınarak sevinçten kanat kanat adı bilinmeyen sevdalara uçan maviş benekli bir kuş olur. Kuş olur da süzülür mas mavi gökyüzünün kucağında. Göğsünde bir bir yazılıdır ona çektirdikleri . Allaha şikayeti olacaktır göğsünü açarak.  İşaret parmağını melunun gozlerine sokarak. İşte umutlarıma kıyanlar. İşte gök ekini zamansız ve hoyratça biçenler.

            Dicle yorgun ve öfkeli yine. Bir kükrerse, bir haykırırsa sağır edecek kulakları.  Zor günlerin türküsü bu. Zulme meydan okumanın Kerbelası. Hüseyin'in göz yaşları Diclenin fokurdayan suyudur. Sessiz sessiz akma değil, için için ağlamak bu.  Zor günlerin rengi siyahtır. Ekmeği aşı zehir, gömleği kefendir. Mazlumun mahkemesi sabaha karşı kurulur. Boynuzsuz koç boynuzlu kaçtan alır bi tamam hakkını güneş daha diklenmeden. Her zorluğun sonunda bir ferahlık vardır diye müjdeler haykırır ilahi kitap 1500 yıl ötesinden ya. İman sağlamsa korku yoktur mazluma. Korkuyu Kerbelada bırakıp gelmiş yiğitlerin türkülerine de selam olsun. Korku cehennemden, umut ve cesaret cennettendir.  Sabret, yaradana sığın ve sabret. Sabır o ki çilesi çetin, meyvesi tatlıdır.

                     Zor günlerin türkülerini söyle çocuk. Zulme inat, karanlığa başkaldırı olsun. Dicle Nehrinin kıyısında kardeşliğin türkülerini söyle. Sonra bir yudum iç bu umut veren her derde deva olan efsunlu sudan. Ayağa kalk ve haykır tüm dünyaya. Bitecek zulüm, bitecek dertlerimiz. Sonra bırak kendini bulanık yeşil Dicle suyuna. Alıp götürsün seni iyilik ve güzellik adına, nerede ne varsa bıraksın kucağına. Uyu ve bir daha asla gözlerini açma dünya denilen bu cehenneme.  Zaten bitecekti ve bitti nihayetinde zor günler. Müjdeler olsun sana çocuk......

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Yener KAZAN
Hüseyin GÜNEY
Ahmet ULUSOY
Sadettin KARALÖK
Rabia Saylam TAŞDEMİR
Dede BULUT
Başar ÖZDEMİR
ÜLKÜ'CE
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  07 Ağustos 2022 Pazar
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net