08 Ağustos 2022 Pazartesi
 
ANA SAYFA   KIRIKKALE WEB TV  
Haber Ara  
 
4 Ayda Bin 217 Aile Ziyaret Edildi
4 Ayda Bin 217 Aile Ziyaret Edildi
Eski İmam Hayatını Kaybetti
Eski İmam Hayatını Kaybetti
Dünyayı Harekete Geçmeye Çağırıyoruz
Dünyayı Harekete Geçmeye Çağırıyoruz
Çakır Kırıkkalespor'da
Çakır Kırıkkalespor'da
  YAZARLARIMIZ
ADLER’E GÖRE İNSAN - 5
13 Haziran 2022 Pazartesi Bu yazı 3365 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

                İnsanlığa faydalı, sağlıklı bir ruh sağlığına sahip, kişilikli, karakterli, davranışları ile duygularının nedenlerini anlayan, kendini tanıyan çocuk yetiştirmek, onları yeterli bilgilerle donatmak, yol göstermek karşılaştığımız temel sorunlardan biridir. Eğitim tarihine adını yazdırmış, düşünceleri gelişmiş ülkeler tarafından kabul görmüş, yapıcı bir dünya fikrinin, bireysel psikolojinin babası, filozof, psikiyatrist Alfred Adler’in eğitim ve insanalanındaki tespitleri: 

Adler: “İnsan, bir toplumun içinde doğar; aile onun ilk toplumudur. Bebekle annesi arasındaki alışveriş, gelecekteki toplumsal ilişkilerin öncüsüdür. İnsanların davranışları, duyguları, algıları, tutumları, kişilik ve yaşam biçimi çok küçük yaşlarda oluşur ve geleceklerini şekillendirir. Dört, beş yaşlarından sonra yaşanılan her şey, o yaşa kadar edinilmiş kalıplara göre meydana gelir. Ailesi, diğer insanlarla, çevresiyle kurduğu ilişkiler yaratıcı benliğinin gelişip kişiliğini yapılandırmasına, yetersizliklerini giderme ve yükselme isteklerini yönlendirmesine, yaşamını biçimlendirmesine olanak sağlar. Kişisel ve bencil kazançlarından sıyrılan insan tüm çabalarını toplumsal amaçlara yöneltir.

İnsan doğal olarak toplumsaldır. Toplumsal ilgi sonradan kazanılmaz, doğuşta her insanda vardır, insana özgü her özellik gibi toplumsal ilginin de gelişmesi gerekir. Çevre, çocuğun toplumsal ilgisini geliştirmek, eğitmek ve yönlendirmek zorundadır. Yanlış eğitim toplumsal ilginin sağlıklı gelişmesini engeller ve çeşitli uyumsuz davranışların, nevrotik belirtilerin oluşmasına yol açar. İnsanlar evrensel bir sosyal duyguyla birbirine bağlı olan sosyal varlıklardır. Çocuğu, büyüklerin yanına çeken sevgi ihtiyacı doğuştan gelen sosyal duygunun ilk belirtisidir. Her çocuğun ruhuna kök salmış olan bu sosyal duygu ve çocuktaki olumsuz duygusal çatışmalar, akıl ya da ruh hastalıklarında rol oynayan kesin bir etkendir. Bu sosyal duygunun yeterince gelişememesi doğrudan doğruya eğitim sistemlerimizdeki ve yöntemlerimizdeki hatalara bağlıdır. İnsan eğer bu gibi hatalardan kaçınabilirse kişisel tabiatı iyiye doğru gelişir.

                İnsanı, sadece içgüdüleri yönetmez, sorunlarının tek nedeni doyumsuzluklar değildir, yetersizlik duyguları yaşamının her yönünde ortaya çıkabilir. Her insanın bir yaşam planı vardır ve bu planın oluşturulmasında çocukluk yıllarının etkileri belirleyicidir. İnsan, kendince geliştirdiği yaşam biçiminde, başka etkenlerin önemli payı vardır. Kişiliğin gelişmesinde ve bütünleşmesinde yaşadığı toplumun önemini çok önemlidir. Hepimizin temel arzusu ve hedefi ait olmak ve kendimizi değerli hissetmektir. Her çocuğun kendince seçtiği ve erişmek için çabaladığı idealleri, davranışlarını etkiler ve o insana özgü ruhsal süreçlerin oluşmasına yol açar.

                İnsan, yalnızca çevreden gelen etkilerle belirlenmiş bir varlık değil kendi hayatını düzenleme yeteneğine sahip bir varlıktır. Bu da insanın yaratıcı benliğinin gelişmesine bağlıdır. İnsanın yaratıcı benliğinin en elverişli ortamının yaratılması ve gelişmesi, kişiliğinin hatalı gelişmelerinin önlenmesi, düzeltebilmesieğitim kuruluşlarının görevidir. Eğitilebilir olmanın temelini, çocuğun kendi zayıflığını ve güçsüzlüğünü, aşağılık ve yetersizlik duygularını başarılı bir şekilde giderebilme yolu gösterdiği çabalarına ve kendisine bağlıdır. Herkesin iyiliği için uğraşarak, kişisel yetersizliklerinin üstesinden gelebilir, problemlerini çözebilir, hayatına daha olumlu bir yön verebilir, çevresindeki kimselerle daha iyi ilişkiler kurabilir.Kişisel sorunlarımızı çözmenin yolu şudur:İnsan, çevresindeki kimseleri tanıyıp, onlarla iyi ilişkiler kurarak, psikoloji biliminin ilkelerinden faydalanıp, yaratıcı benliğini geliştirip, en elverişli ortamı yaratarak, çeşitli sebeplerle çocukluğunda geliştirdiği aşağılık ve yetersizlik duyguları ile kendi kuşku, kıskançlık, haset, kin, boş gurur vb. gibi insani zayıflıklarını, kusurlarını büsbütün düzeltebilir, düzeltmese bile onlara iyi bir yön vererek kendisine ve topluma yararlı olabilecek bir biçime sokarak problemlerini çözebilir ve hayatına daha olumlu bir yön verebilecek pratik birtakım yollar geliştirebilir.

                Bazı psikologlar-psikiyatristler “insan tabiatı gereği vahşidir toplum tarafından ehlileştirilmesi gereken bir varlıktır” düşüncesine sahip olsa da “Her insan, özünde iyidir.İnsanlara ve insani problemlere iyimser bir görüş açısından yaklaşılmalıdır.”

Kendini tanıma mutluluğun bir yasasıdır. Günümüzdeki insanın kendini tanımak için sahip olduğu imkânlar yarım yüzyıl öncesine kıyasla mümkün olmayacak oranda artmış ve yaygınlaşmıştır. Gündelik gözlemlerle ve insan tabiatını incelemiş olanların yazdıkları kitapların aracılığı ile insan kendini ve başkalarını objektif bir biçimde tanıyabilir  

İnsanların önüne çıkan, hiç durmadan ortaya çıkan problemler vardır, insan bu sorunları/problemleri çözmek zorundadır. Bu zorunluluk insan ruhunun etkinliğine yön verdiği için insan ruhu özgür bir kuvvet olarak hareket edemez. Bu problemler/sorunlar toplum hayatının mantığına sıkı sıkıya bağlıdırlar. Ve toplu hayatın temel şartlarıdır ve bu problemler bireyi/kişileri etkilemekle problemli/sorunlu bireyin/kişinin olumsuzlukları da toplumu etkilemektedir. Toplum da bireyden etkilenmektedir. Toplum hayatının şartları kesin ve mutlak değildir. Birçok değişimlere ve başka biçimlere girmeye yatkın olan çok çeşitli toplum hayatının şartları vardır.

                Kendi ilişkilerimizin ağlarından kurtulamadığımız için, ruhsal hayat probleminin gizli, karanlık yönlerini bütünüyle aydınlatacak, tümüyle anlayacak durumda değiliz. Bir kargaşa ve güçlük karşısındayız. Bu güçlük karşısında yapabileceğimiz tek şey, gezegenimiz/dünya üzerinde var olduğu biçimiyle toplum hayatımızın mantığını yani olumsuzluklarını kesin ve mutlak bir gerçekmiş gibi kabul ederek bu gerçeğe örgütlenememiz, yeteneklerimizin sınırlı olması, aklımızı tam kullanamamız yüzünden kabullenmekteyiz. 

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Yener KAZAN
Hüseyin GÜNEY
Ahmet ULUSOY
Sadettin KARALÖK
Rabia Saylam TAŞDEMİR
Dede BULUT
Başar ÖZDEMİR
ÜLKÜ'CE
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  07 Ağustos 2022 Pazar
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net