16 Aralık 2017 Cumartesi
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Kolları Olmayan Ressamın Başarısı
Kolları Olmayan Ressamın Başarısı
Ortadoğu’da Son Gelişmeler ve Türkiye
Ortadoğu’da Son Gelişmeler ve Türkiye
Uygulayarak öğreniyorlar
Uygulayarak öğreniyorlar
Başarılarınla Gurur Duyuyoruz
Başarılarınla Gurur Duyuyoruz
  YAZARLARIMIZ
NASIL ÖLMEK İSTERSİNİZ
02 Nisan 2010 Cuma Bu yazı 9223 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Çok sık olmamakla birlikte ara sıra sizlerle o Anı paylaşmanızı istediğim gibi yapalım. Kafamızı iki elimizin arasına alalım, beynimizden tören geçişi yapan kırk tiklinin kuyruğunu da bir yana koyalım, anlık çakan şimşeklere de dur diyelim ve derin derin düşünelim.

Nasıl ve nerede ölmek isterdiniz.

Çift kişilik baza üzerine en pahalısından alınmış ortopedik bir döşek üzerine serilmiş kalite ve parfüm kokan çarşaflar üzerine yatmış vaziyette mi? Hani şu bol katlı evlerin satıcılarının artı para almak için ballandırarak anlattığı ebeveynin banyolu diye satmış oldukları avizeler ve aplikler dolu olan gömme dolaplı boy aynalı yatak odalarında ki yataklarda mı?

Yoksa;

Çarşıdan aldığınız poşetleri taşırken, eve gittiğinizde aldığınız balıkları kızartırken yapacağınız salatanın içine koyacağınız soğanı almayı unuttuğunuza hayıflanırken kırmızı ışı görmediğinizde mi ölmek sitesiniz. Hani yayalara yanan ve durmanı emreden aksi halde tehlike var denilen kırmızı ışığı görmediğinizde trafikte zor ilerleyen ama cıs tak müziğin sonuna kadar açık olduğu murat marka arabanın kalın ve eski tekerleri altında kalarak mı?

Hayır diyorsanız;

Şöyle afili bir markası olan arabayla son hızla otobanda giderken viyadükten uçmadan önce banketlere çarptığında daha yere düşmeden kafayı ön cama vurduğunda mı ölmek itersin.

Çapkınlık yaparken yakalanma korkusuyla saklandığın balkondan düşerek mi ölmek istersin. Yoksa tamir için çıktığın çatıdan ayağın kayması sonucu tutunduğun pervazın kırılmasıyla yere çakılarak mı ölmek istersin. Belki;

Madenci olup yerin yedi kat altında çalışırken hazır yeraltındayım diye grizu patlaması sonucunda gün yüzüne çıkmadan mı ölmek istersin.

Kahvede okey oynarken elinde dönmeye müsait kırmızı üçlü varken heyecana dayanamayıp kalp krizi sonunda arkadaşlarının arasında ve en mutlu olduğun mekânda mı ölmek istersin.

Yoksa umre ziyareti için para biriktirerek gitmiş olduğun kutsal topraklar da Kâbe’nin karşısında namaz kılarken, huşunun doruğunda olduğun, rabbine en yakın hissettiğin anda mı ölmek istersin.

Oda mı olmadı?

7.8’lik bir depremin bir buçuk dakika sallaması sonucunda yerle yeksan olan binaların altında ezilerek veya nerden geldiği belli olmayan bir rüzgârın alıp karşı duvara çapması ile mi ölmek sitesin.

Allah Allah bunu damı beğenmedin.

Peki, o zaman.

Siz en iyisi ölümün en şereflisi ile ölün. Ölümün şereflisi mi olur demeyin. Evet, en büyük şeref ebedi âleme giderken edindiğin şereftir. Hep öyle anılırsın fani dünyada ve hep öyle çağrılırsın ebedi dünyada.

En iyisi siz Fatih gibi ölün. Hani şu biricik evladını bırakıp vatan için dağlara giden uzman çavuş var ya, hani bilirsiniz iki gün önce toprağa verdiğimiz Kırıkkale’nin son gururu var ya. Hah onun gibi ölün.

Ya Rab ya şehitlik nasip et, yâda şahadet seviyesinde güzel bir ölümle şereflendir bizi.

Selam ve dua ile…

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
KONU İNCE HOCAM  -  03.04.2010 - 23:43
İslam'da en önemli bir mesele de elem ve üzüntü, ağlama ve göz yaşı dökme meselesidir. İslam bunu doğal ve insani bulur, ama elem ve ızdırabın bilinçli olarak sürdürülmesini ve canlı tutulmasını istemez. Onun için İslam'da ölüm yıl dönümü günleri ve bu günlerde ölüyü anma törenleri yoktur. İslam'da, bir kişi yakın akrabası için en fazla üç gün matem/yas tutabilir; bu caiz ve mübahtır, farz, sünnet ve müstahal olmadığından yas tutulmasa da olur. Sadece kocası ölen kadın dört ay on gün yas tutar. (Şevkâni, Neylu'l-evtat, IV, 309-315) Acıyı sürdürmek, yaşatmak, tazelemek ve canlı tutmak İslam'da yoktur. Bunun Hz. Peygamber vefat eden en yakınlarının bile ölüm yıldönümünü, onları anma vesilesi olarak düşünmemiş, kendisi vefat edince de yakınları ve Sahabeler Onun bu konudaki adetini olduğu gibi sürdürmüşlerdir. Belli bir gün ayırmamak ve belli bir vakit belirlememek şartıyla ölüleri çeşitli vesilelerle hatırlamak, rahmetle anmak ve onlara dua etmek İslam'ın tavsiye ettiği bir şeydir. Böyle davranmak ölüler için faydalı olduğu gibi diriler ve toplum için de gerekli ve yararlıdır. Geçmişini tanımayan, anmayan ve onlara minnet duymayan bir toplum mazisi ve tarihi olmayan bir toplumdur. Köksüz ağaca benzer, yaşama şansına sahip olmaz. sende fazla üstünde durma Fzlı hocam bu konunu.Konu ince konuuuuuuuu...
EMEL REYYAN  -  02.04.2010 - 17:02
reyyan ALLAH razı olsun yanlız biz ölümü düşünmüyoruz zaten düşünsek takvalı olurduk ölümü bekleyen tıpkı mevlana gibi murat... abi niye marka murat.*???? diğer arabalarda müziğin sesi açılmıyormu? yerli malına sahip çıkılmamakta. NECMETTİN SALUK FAZLI BEYİN YAZILARINI TAKİP EDİYORUM ŞEHİTLİK EN BÜYÜK MERTEBE AMA YILLARDIR ŞEHİT OLANLARIN İÇİNDE MİLLET VEKİLİ ÇOCUGU BAKAN MÜŞAVİR PAŞA YANİ ÜST KESİM HEPMİ GARİBANLARIN ÇOCUKLARI ŞEHİT OLUR VATAN SAĞOLSUN DENİR GEÇİLİR VATAN SADECE BUNLARINMI VATAN HEPİMİZİN O ZAMAN YAZDIĞIM O KİŞİLERİNDE ÇOCUKLARI ORDA ASKERLİĞİNİ YAPACAKLAR TORPİLSİZCE ONLARIN ÇOCUKLARI ORDA ASKERLİK YAPARKEN GÖZLERİNE UYKU GİRECEKMİ HER TELEFONDA YÜREKLERİ HORP OTURUP HORP KALKACAK O ZAMAN EŞİTLİK OLSUN DERİM BÜTÜN ŞEHİTLERİMİZE ALLAHTAN RAHMET DİLERİM REFİK 'TEN ey ölüm, biçereyiz bak! ümmetçe. biçareyiz bak! bilgilerimiz yetmiyor kanayan yaralarımızı iyileştirmeye, avuçlarımızdan kayıp giderken hayat, sevmek yetmiyor hayatı; sevmeyi bilmek gerek belki de. yaraları sevgiyle onarmak gerek. ey ölüm, biz kimi "öncelikli" seveceğimizin bilgisinden yoksuluz; yaralarımız ondandır; yanışımız ondan, çaresizliğimiz ondan. uzak kalma bize; içimizin dostu ol, senle varalım yare; rabıtanla dirilelim; acı(t)masın hayatın avuçlarımızdan kayıp gidişi, acıtmasın yarın yüzümüze bakışı R.RECEP Ölüm,esrarı silen şifrenin ta kendisi Ölüm,gerçeğin,veche soğuk esintisi Ölüm,bedendeki hayatın kesintisi Ölüm,lahzada ki gerçeğin tecellisi. Ölüm suretin aslı ile birleşmesi, Ölüm Toprağın can ile yeşermesi, Ölüm ruhunun terk-i diyar etmesi, Ölüm mananın madde’den de ötesi. Ölüm zamanın sekte edip düşmesi Ölüm mekanın emir ile göçmesi Ölüm varlığın tezahür edip gelmesi Ölüm yokluğun zihindeki sekmesi F. Erkan Duanıza yürekten bir AMİİNN diyorum. Allah isteyen kullarına şehadet makamı nasip etsin inşallah.
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Kırlangıçoğlu Oktay
Şevket ÖZSOY
Fazlı GÜVENTÜRK
Hakan Gökkaya
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  16 Aralık 2017 Cumartesi
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net