22 Ekim 2017 Pazar
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Okulda Cetvelli Saldırı
Okulda Cetvelli Saldırı
4,5 milyon liralık iki atölye
4,5 milyon liralık iki atölye
Sinem Başkanlığa Aday
Sinem Başkanlığa Aday
Sincan'dan 1 Puan 0-0
Sincan'dan 1 Puan 0-0
  YAZARLARIMIZ
MİTİN ÜZERİNE Mİ GİDİLİYOR
20 Şubat 2012 Pazartesi Bu yazı 8564 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Düşünmemek elde değil. Biz çok çabuk adam harcıyoruz. Buna bağlı olarak çok çabuk kurumları karalayıp hemen olumsuz yaftaları yapıştırıyoruz. Sonrada içinden çıkmam için debelenip duruyoruz. Askeri damgaladık. Bazı olumsuz işler yapan askeri personelin yüzünden hemen kurumu yerin dibine soktuk. Elimizden geleni ardımıza koymadan askeri tüh kaka ilan ettik.

Tarihin her döneminde bunu yapanlar oldu. Ancak seslerini pek çıkaramadılar. İki tane olumsuz iş yapan askerleri temel alarak askeri dinsiz imansız kabul edip tüm askerlere dinsiz yaftasını vurduk. Efendim buna çanak tutucu işler olmadı mı? Elbette oldu. Namaz kılıp gerçekten saf ibadetini yapmaya çalışan rütbeli personeli irticacı olmakla suçlayıp, ordudan işliğini kesen veya işliğini kestikten sonra da iş bulamamsı için sürünmesi için elinden geleni yapan olmadı mı? Tabi olarak oldu. Ancak bu olumsuzluklar askerin dinsiz olduğunu mu gösterir?

Taburlarında askerine moral verip düşmanı karşısında psikolojik baskı yapması için “Allah Allah” nidaları attıran ordu nasıl dinsiz olabilir. Askerine süngüleşme eğitiminde ya Allah dedirten bir ordu nasıl dinsizlikle suçlanır. Ölürseniz şehit olacaksınız. Sadece siz cennete gitmekle kalmayıp yakınlarınızdan yetmiş kişiye şefaatçi olacaksınız. Peygamberle komşu olacaksınız diyen bir orduya bu yakıştırma ne kadar doğru.

Ölmez kalırsanız gazi unvanı alacaksınız ki gaziler toplumun baş tacıdır diyen bir orduya imansızların ordusu sözünü nasıl söyleyeceksiniz. Başta dedim ya elbet bunu yapanlar oldu. Ordunun içinde herkes tornadan çıkmış değil ki. Mutlaka aklı kendinden bir karış önde gidenler vardı. Bundan sonra da olacaktır. Ama bunun bizim ordumuzun dinsiz yaftasını hak ettiği anlamına mı gelmesi gerekiyor. Şimdilerde Mitin üzerine gidiliyor.

İnsanlar nasıl görmüyor. Ortadoğu da Türkiye’nin etkisinin nasıl güçlendiğini. Avrupa’da bazı şeylerin değiştiğini. Türk Cumhuriyetinde nasıl etkimiz olduğunu artık görmeyenimiz kalmadı değil mi? Tüm bunlar olurken Suriye, Irak, Mısır, İsrail, Filistin derken Türk etkisin artmasında sizce Mitin etkisi yok mu? Elbette var ve büyük oranda var. İşte bu etkini oluşmasında mit yeri gelecek resmi çalışacak yeri gelecek gayri resmi çalışacak. Kaldı ki Mit gibi istihbarat örgütlerinin zaten pek çok faaliyeti zaten gizlidir ve gizi olmalıdır. Yoksa etkisi olur mu?

İşte dünyada ki bu etkinin artmasında kim ne derse desin Mit etkisini kesmek için yabancı istihbarat boş durmuyor. Bence Türk emniyeti ile mit kavgasının ötesindedir bu işin gerçekleri. Başta Mossad olmak yabancı istihbarat elbette boş durmayacak ve bu etkiyi kırmak için el altından oyunlar oynayacaktır.

Bu oyunu Suriye istihbaratı kendi ülkesi için, Fransa istihbaratı Libya için, ABD istihbaratı Mısır için, İran’ı Irak’ını varın siz düşünün. Güçlendikçe set çekmek isteyenlerin oyunlarına oyun olmamak lazım. Bin birinci kez söylüyorum. Elbette her kurumun içinde ki pislikler temizlenecektir. Silahlı kuvvetlerin, emniyetin, mitin, orman ve hayvancılık bakanlığının, vakıflar genel müdürlüğünün, belediyelerin, müsteşarlıkların içleri temizlenecektir. Temizlenmelidir. Ama bunlar temizlenirken kurumlara cüzamlı muamelesi yapmakta ancak milli birliğe zara verir. Milli birliğin bozulması kimin işine yarar. Elbette hainlerin öyle değil mi?

Selam ve dua ile…

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
Yetmez ama evet!  -  22-02-2012 - 09:09
Yetmez ama evet! AK Parti, siyasi iradesine sahip çıkmak üzere, yetkilendirdiği bürokratların verdiği görevler dolayısıyla sorgulanmasını Başbakanın iznine bağlayan bir yasal düzenleme gerçekleştirdi. AK Parti'nin mevcut krizi bu düzenleme ile aşma çabası, iki şekilde eleştiriliyor. İlk olarak, gerçekleştirilen yasal düzenlemenin anti-demokratik unsurlar barındırdığı dile getiriliyor. İkinci eleştiri olarak da, hükümetin, MİT'e yönelik dile getirilen kaygıları kulak ardı ederek MİT'i koruma tutumu içine girdiği ifade ediliyor. Bu iki eleştiriyi, siyasal bir okumayla ele almakta yarar var. Öncelikle, gerçekleştirilen düzenleme, bir kriz dönemi düzenlemesidir ve yegâne hedefi krizi atlatmaktır. Özel yetkili savcının CMK'yı MİT Kanunu'nu iptal edecek şekilde yorumlaması karşısında, yasamanın MİT Kanunu'ndaki 26. maddenin altını çizmesi anlamına gelmektedir. Dolayısıyla, bugün, bu yasanın doğuracağı demokratik meşruiyet mahzurlarını krizin sürmesi için gerekçe kılarak yapılan düzenlemeye karşı çıkmak, demokratik siyasetin bürokrasi tarafından örselenmesini onaylamak anlamına gelmektedir. AK Parti, gerçekleştirdiği düzenlemeyle mevcut krizi atlattıktan sonra, daha demokratik düzenlemelerle, çıkarılan yasanın mahzurlarını gidermeye zorlanabilir, zorlanmalıdır. Cengiz Çandar'ın doğru analojisiyle, bu 'yetmez ama evet' durumudur. 'Yetmez' kısmı için AK Parti'den beklenen, mevcut krizin ilk aşamasını atlattıktan sonra vakit geçirmeden, gerekli bazı siyaset değişiklikleri ve yasal düzenlemeleri gerçekleştirmesidir.
MERRT DİYORKİ  -  22-02-2012 - 08:52
Birçokları, açıkça ortada olan, MİT-Emniyet çekişmesinin ardında cemaat ile iktidar çekişmesine işaret ediyor. Daha doğrusu birçokları ‘cemaat’i telaffuz edemeyip, ima veya tarif ediyor. Nitekim, uzun süredir böyle bir çekişme olduğu üzerine ‘kulaktan kulağa’ oynanıyordu. Hatta, iktidara muhalefet edenlerin, böyle bir muhtemel çekişmeye ‘umut’ bağladıkları bile gözlenebiliyordu. Samimi olarak söylüyorum, ben bu spekülasyonları anlamlandırmakta öteden beri zorlanıyorum. Güçlü bir iktidar partisi içinde kişiler de, farklı grup ve çevreler de birbiri ile güç mücadelesine girebilir, buraya kadar olanı tamam. Ancak, ben ‘cemaat’ denilen çevre ile iktidar partisi arasında kolay sınırlar çizileceğini hiç düşünmedim. Zira, bu çevrelerin, değer dünyaları da siyaset anlayışları da, büyük ölçüde birbiri ile örtüşüyor. Aynı iktidar çerçevesi içinde yer alan, farklı grup ve çevrelerin aralarındaki ayrışma ancak çok önemli konularda ve çok ciddi ölçüde olmalı ki, bu ölçekte bir çatışma çıksın, ben bu ölçekte bir ayrışma izlenimi edinemiyorum. Diğer taraftan, ‘cemaat’ denilen çevrenin şeffaf bir yapısı olmaması dolayısı ile fazlasıyla gizemli ve spekülasyona açık bir halde olması, kimden bahsettiğimizin tam da belli olmaması, konuyu tartışmamız önünde ciddi bir engel. Doğrudan ‘cemaat’i işaret eden yorumcuların bile, bu tabiri telaffuz edememesi, doğru dürüst bir tartışma yürütmeyi imkânsız kılıyor. Her taşın altında bu çevrenin parmağı olduğuna inananlar dışında kalanlar bir yana, neden herkes ‘cemaat’ denilince bu denli ketum davranır, bunu da anlamak mümkün değil. Bu bir tür korunma tavrı ise, bence tam tersine, bu tür tutumlar, ‘her taşın altında cemaat var’ mitini sadece güçlendirmeye yarıyor.
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Hakan Gökkaya
Kırlangıçoğlu Oktay
Fazlı GÜVENTÜRK
Nursan Gül Annaç
İsmail Tekpınar
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  21 Ekim 2017 Cumartesi
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net