24 Ekim 2017 Salı
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
BİLİRKİŞİLİK TEMEL EĞİTİMİ KURSUNA  REKOR KATILIM
BİLİRKİŞİLİK TEMEL EĞİTİMİ KURSUNA REKOR KATILIM
Mutluluğu Kırıkkale'de Bir Eve Taşıdı
Mutluluğu Kırıkkale'de Bir Eve Taşıdı
Çocukları gözlerinin önünde eriyor
Çocukları gözlerinin önünde eriyor
Güne Pedal Çevirerek Başlıyorlar
Güne Pedal Çevirerek Başlıyorlar
  YAZARLARIMIZ
BİR YİRMİSEKİZ DAHA
24 Şubat 2012 Cuma Bu yazı 9498 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Hayat gibi olan her şey öylesine bir akıyor ki ardından yetişmek mümkün olmadığı gibi durdurmak veya duraklatmakta pek olası olmuyor. Giden gidiyor, olan oluyor. Ardından sadece bakıp gidene ah çekmek kalıyor insanoğluna.

Neticesi bin yıl sürecek denilen yirmi sekiz şubatın nez aman olduğunu artık pek çoğumuz hatırlamaz bile. O gün doğan çocuklar ilkokulu bitirdi. Ama etkisi daha olan çocuk kısa donla gezmeye başlamadan bitti.

Kaçımız hatırlıyoruz o gün Sincan’da tan yürüten komutanın kim olduğunu. Kaçımız hatırlıyoruz o komutana emir veren ikinci başkanı. Kaçımız hatırlıyoruz basına brifing veren askerleri. Kaçımız hatırlıyoruz haberi yapıp sadece ajanslara yayınlanması için gönderenleri.

Acaba anket yapsak kaç kişi Fadime Şahini hatırlar. Müslim Gündüzü hah hatırladım o adamı der. Ya elinde asa ile sokaklarda dolaştırılan cüppe niyetine giydikleri asaplarını sallayarak adeta gövde gösterisi yapmaya teşvik edilen sonrada kim bunlar diye ortalığı velveleyeveren zihniyetleri kim hatırlar.

Her gün yeni bir figüran ile irtica geliyor diyenleri kim hatırlar. Türbanının altında maddi zenginliğini sergileyen ve makyajlı, markalı giysiler ile modern Müslüman imajını oluşturanı kim hatırlar.

Aslında Başbakanlık konutunda verilen tarikat ve cemaat liderlerine iftarı da kimseler hatırlamıyor.

Başbakanın terlemesini hatırlıyoruz ama.

Aslında o terleme ile olası bir darbenin önüne geçtiği sonralardan anlaşılan bir süreci hatırlıyoruz.

Dayatmaları hatırlıyoruz. Apoletleri ile sivilleriezenleri, ezmeye çalışanları hatırlıyoruz. Kalemi önlerine fırlatıpimzalamazsan yakarım havaları ile yüzlerce rütbeli personeli ordudan attıranzihniyeti hatırlıyoruz.

Ayak oyunlarını hatırlıyoruz. Kocaman makamları işgaleden insanların nasıl çalıma girdiğini, oyunlar çevirdiğini, vekillerin nasılbir gecede döndüğünü, parti değiştirmek için sıra beklediğini hatırlıyoruz.

Haklı olanların haksız duruma düştüğünü, teamüller gereğiiktidarın verilmesi gerekenlerin derdest edilerek üçüncü dördüncü partilerehükümet kurma yetkisinin nasıl verildiğini hatırlıyoruz.

Son olarak bir şey daha hatırlıyoruz. Halka rağmen “iş”yapanların yaptıklarının yanına kalmadığını hatırlıyoruz. Yaradan korkusuolmadan, demokrasi bağı olmayan, millet sevgisi olmayanların yok olduğunu görüyorve hatırlıyoruz.

28 şubat işi burada biter. Seneye kırıntıları bile kalmazdiye düşünüyorum.

Selam ve dua ile…

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
ahmet tanca  -  25-02-2012 - 15:46
allah bizi bu iktidardan biran evvel kurtarsın kırıkkale uyan artık sen kendine özüne hainlik yapmaktasın bunu artık kavra
bir şevkett kazan.ifadesi daha  -  25-02-2012 - 10:24
Şevket Kazan, 1997 Ocak ve Şubat aylarında Türkiye'deki irticai faaliyetler olarak iddia edilen faaliyetlerin işaret fişeğini dönemin Deniz Kuvvetleri komutanı Oramiral Güven Erkaya'nın Hürriyet'in Genel Yayın Yönetmeni'ne verdiği demeç olduğuni dile getiriyor. 22 Aralık'ta Erkaya "Bu kez sivil kuvvetler halletsin" dediği demecinin ardından Müslüm Gündüzler, Fadime Şahinler, Ali Kalkancılar, Aczmendiler yürüyüşleri, lamba yakıp söndürme eylemleri ortaya çıkıyor. Kazan, Fadime Şahin'in şeyhlerle birlikte yakalanmasının hepsinin sistemli olduğunu ve bir yönden yönlendirildiğini belirterek, "Bunun kimin tarafından organize edildiğini hükümetten ayrıldıktan sonra açıklanmaya başladı. O dönemle ilgili Sisi denilen kişinin organizasyonla ilgili açıklamaları oldu. O tarihte yapılan bu çalışmalar Genelkurmay Harekat Dairesi'nde organize ediliyor. O zaman Harekat Dairesi'nde kim var? Çetin Doğan. Balyoz Harekat Planı'nı yapan kişi. 1997 yılının Genelkurmay Harekat Dairesi Başkanı. Kendisi daha sonra söyledi, yargıdaki brifingleri ben düzenledim dedi. Ayrıca Erkaya, MGK'nın irtica konusuyla toplanması için Demirel'den talepte bulunuyor. Önce Aralık MGK'sına istiyor Demirel koymuyor, Ocak MGK'sına istiyor konulmuyor, en son Şubat MGK'sına irtica gündemi konuluyor." Bir askeri yetkili açıklamaları devam ediyor. Erkaya, MGK'nın irtica ile toplanması Aralık ayı toplantısı için istiyor. Demirel koymuyor. Ocak'ta konulmasını istiyor Ocak'ta konulmuyor. Israr edince konuluyor. Ve 28 Şubat'ta tarihi toplantı yapılıyor" ifadelerini kullanıyor.
o akşam olanlar  -  25-02-2012 - 09:47
Şevket Kazan o akşamı Yeni Şafak'a şöyle aktarmış. "MGK geceyarısına kadar sürüyor. En son konuşuyor Erbakan Hoca. Güven Erkaya sözcü olarak saatlerce konuşuyor. Dosyalar yapmışlar, fotoğraflar getirmişler. RP'nin kapatılmasına delil gösterilen gazete küpürleri getirmişler. Bunlarla irtica hortladı, bunu önlemek için ne yapalım diyorlar. RP'yi yükselten ne? Kendilerince imam hatipler, Kuran kursları, önlerine getiriyorlar. MGK'da RP'den tek kişi var. Erbakan. O MGK'da enine boyuna konuşuluyor. Askerler 18 maddeyle geliyor, bu da Pentagon'da hazırlanmış. Erbakan Hoca gece 10.00'da söz almış. Tansu Çiller fazla konuşmuyor, konuştuğunda da askerlerin sözlerine karşı bir tepki yok. Askerlerin okuduğu 18-20 maddelik kararın kabulu isteniyor MGK kararı olarak ve laikliğe aykırılık olarak. O sırada Erbakan Hoca'nın elinde Anayasa kitabı yok. Cumhurbaşkanı Demirel'in önündeki Anayasa kitapçığını alıyor. Önce 'siz laikliğe aykırılık olarak şu tedbirler alınsın diyorsunuz. Madde madde söylüyorsunuz, bunun da anayasaya dayanarak alındığını söylüyorsunuz. Anayasa'da demokratik, laik, sosyal hukuk devleti diyoruz, bu çekirdek. Ama bunun çevresinde bazı şeyler var. Bunlar toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde insan haklarına saygılı olmak. Yani üç tane daha çember var. Siz bu tedbirleri alalım derken toplumun huzuru bozuluyor mu önce ona bakacaksınız. Laikliğe aykırılık var ama toplumun huzuru bozuluyor mu? Toplumun huzuru bozulmuş gibi gösteren bir taraf var. Sizin dosyalarınızla medya bozulmuş gibi gösteriyor' Erbakan bu sırada anketleri gösteriyor. TÜSİAD tarafından yapılan RP'nin iktidarda kaldığı takdirde 2000 yılında yüzde 35'e 2005 yılında yüzde 66'ya çıkacağını gösteren anketleri gösteriyor ve devam ediyor: 'Siz insan haklarını rencide ediyorsunuz. İmam hatiplerin orta kısımları kapatılsın, cami inşaatları durdurulsun diyorsunuz. Toplumun huzurunu neden bozuyorsun. Laikliğin varlığına aykırılığı bir itham haline getirmek için yapılıyor bunlar. Bunlar yapıldığı takdirde toplumun huzuru bozulacaktır. Hiçbir zaman MGK kararı içine böyle bir şey konulamaz. Ülkenin genel durumu gözden geçirilmiş diyerek klasik metin yazalım. Ayrıca madem laiklik açısından oluyor denirse sonuna kadar laikliği tartışalım." Erbakan'ın bu sözleri üzerine Demirel'in devreye girdiğini belirten Kazan, Demirel'in Erbakan'a, "Efendim geç oldu. Aşağıda bekliyor medya. Bu satten sonra devam edemeyiz" dediğini aktarıyor. Erbakan, "O zaman yarın devam edelim MGK'ya" diyor. Onu da kabul etmiyorlar. O zaman Demirel, 'MGK Genel sekreteri askerlerin istediği bu maddeleri incelemek üzere hükümete bildirsin, hükümet değerlendirsin. Tavsiye kararının ekinde olsun' diyor. Bunun üzerine de Hoca da 'tamam' diyor. İmzalanmış birşey yok o gece. MGK Genel Sekreteri İlhami Kılıç iki gün geldi gitti. Erbakan hoca 'asla MGK kararı olarak imzalamam' diyor. Hoca, 'MGK kararı 4 madde olacak. Kıbrıs ve diğer genel konular olacak. 18 maddelik yazı da hükümet tarafından incelenecek' diyor. Toplantı o şekilde bitiyor ve ilgili bakanlara gönderilen tavsiye kararları konusunda bakanlıklar görüşlerini daha sonra bildirip Erbakan'a iletiyor, o da MGK'ya gönderiyor."
şamilÇEÇEN  -  25-02-2012 - 01:24
KİM hatırlıyor kırıkkalede insanların fişlendiğini okullarda jandarma astsubayının başörtülü öğretmen avına çıktığını derslere baskın yaptığını bazı okul müdürlerinin jandarmaya fişleme raporları sunduğunu koskoca valinin 28 şubat sürecinde cunta tarafından görevlendirildiğini kim biliyor yeni atanmış bir bayan öğtremenin bir uzman çavuş raporuyla meslekten men edildiğini kırıkkale öğretmenevinden hıçkırıklarla memleketine geri döndüğünü velhasıl o dönemde bazı okul müdürleri ankara merkez komutanlığından daha iyi çalıştı ALDIKLARI TAKDİRİ İYİ SAKLASINLAR ŞİMDİ HEPSİ İKTİDAR TARAFINA GEÇTİ ONURSUZCA YAŞAMAKTANSA ŞEREFLİCE ÖLMEYİ YEĞLERİM
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Şevket ÖZSOY
Kırlangıçoğlu Oktay
Hakan Gökkaya
Fazlı GÜVENTÜRK
Nursan Gül Annaç
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  23 Ekim 2017 Pazartesi
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net