21 Kasım 2017 Salı
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
İşitme Engelli Emine'nin Hedefi Olimpiyat Şampiyonluğu
İşitme Engelli Emine'nin Hedefi Olimpiyat Şampiyonluğu
Öğrenciler Oku Projesiyle Okuma Alışkanlığı Kazanıyor
Öğrenciler Oku Projesiyle Okuma Alışkanlığı Kazanıyor
KIRIKKALE’YE AİLE ÇİFTLİĞİ
KIRIKKALE’YE AİLE ÇİFTLİĞİ
Takımda kardeşlik havası oluşturduk
Takımda kardeşlik havası oluşturduk
  YAZARLARIMIZ
41 YILLIK HAYÂL
09 Kasım 2017 Perşembe Bu yazı 2595 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Yazının başlığı belki biraz garibinize gelebilir. Fakat özetle anlatmaya çalışacaklarım, geçen gerçekler olduğu için bunu öncelikle belirtmek istedim.

          Sene 1976’ nın bu ayları idi. Bir yıl önce yurtdışından dönüş yapmış, birkaç ay önce de o zamanki ‘’TOFAŞ’’ tan ‘’MURAT – 124’’ sıfır bir araba çekmiştim. Ç. Ç. Boru Fabrikasında çalışıyor, arabanın taksit borçlarını ödeyebilmek için de sabah akşam, gidiş dönüşlerde taksi dolmuş yapıyordum. 

          Rahmetli kayınbabam da o zaman İstanbul’ daki hemşehrisi Hasan Bey’ in sahibi olduğu ‘’FIRAT TURİZM’’ adına hac organizasyonu yapıyordu.

          O yıllarda karayoluyla yapılan hac organizasyonunda, güzergâhtaki tüm Arap devletlerinin konsolosluklarından pasaport vizesi yapılmak suretiyle gidilip geliniyordu.

          Buradan yapılan organizasyonda kayınbabam işin her şeyini üstlenmek suretiyle yürütüyor, ben de boş zamanım nispetinde yardımcı oluyordum.  

          Şirket merkezi İstanbul ve diğer yerlerin hacı adaylarının pasaportları İstanbul’ da toplanıyor ve bir valiz içerisinde, hemşerilerinden birisiyle özel kurye olarak Ankara’ ya geliyor, buradan da biz çanta içinde toplanan belgeleri alıp Ankara’ da buluşarak, başlıyorduk konsolosluklardan vize randevusu almaya. İşin yoksa artık günlerce konsoloslukların kapılarında nöbet tutuyorduk!

          Yurt içinde hudutlarımız dâhilindeki tüm işlemler tamamlandıktan sonra da, şirketin 15 – 20 otobüsü hac yoluna revan oluyordu. Bundan sonra hacı adaylarının yurt dışı serüveni başlıyordu.   

          Yine o zaman kafile düzenleyen şirketlerin belli bir otobüs sayısına bağlı olarak kafilede bir de ambulans ve sağlık yetkilisi bulundurma zorunluluğu vardı. Babam rahmetli de aynı şirket bünyesinde bu kategoride hac farizasını ifa etmişti.

          Sistem hakkında bu bilgilere sahip olduğum için, kafile başkanlığı yapan kayınbabamdan, o seneki kafilede bende exra ücret almadan, arabamla yurtdışı hizmetini vermek suretiyle hac farizamı yerine getireyim istedim.

          Fabrikadan üretimden çıkan otomobillerin motorları, o tarihlerde ilk kullanıma yönelik bizim ‘’motor açma’’ dediğimiz usta bir şoförün elinden geçmemişse, ‘’sağır’’ tabir ettiğimiz şekilde kalır ve ilânihaye o araçtan yeterli performans alınamazdı.

          İşte ben de arabanın motorunu açma sürecinde bulunuyordum. Kayınbabam benim hacca gidiş talebime karşı çıktı. (- Bre oğlum daha arabanın motorunu açmadın, gözün üstünde. Bu yol meşakkatli. Allah ömür sağlık verirse senesi var devamı var. Kısmet olursa o zaman gideriz.) diye beni sözde ikna ederek alıkoymuştu.

          Ertesi seneden itibaren de karayoluyla hac işi yasaklandı! Dolayısıyla bizim umudumuz suya düştü. Ama hacda servis işlerini yürütmek amacıyla bu seferde sezonluk olarak Türkiye’ den otobüslerin gidişine müsaade edildi.

          Yurtdışında iken oradaki trafik düzen ve sistemini öğrenmek amacıyla aldığım eğitimin ehliyeti buradaki statüye göre ‘’ağır vasıta’’ ya tekabül ettiği halde, 1975’ te döndüğüm zaman buradaki uygulamaya tahvil ettirdiğimde, bir alt kategoriden çevriliyor oluşundan dolayı bana o zamanki ‘’profesyonel’’ dediğimiz binek araç ehliyeti yani ‘’B’’ vermişlerdi.

          Evdeki hesap çarşıya uymaz misali, benim ilk plan iptâl olunca bu defa ikinci çareye başvurdum. O sıra Kırıkkale’ ye kurulan ‘’Emniyet Trafik Şubesi’’ ne tevdi edilen sürücü ehliyeti verme yetkisi dolayısıyla, yeni uygulamaya yönelik burada imtihana girerek ehliyeti değiştirip ilk şekline yani ‘’E’’ ye çevirttim. Böylece servis otobüs şoförlüğü şeklinde gidebilirliği sağladım.

          Ben bunu sağlamasına sağladım ama kim benim bu şekilde ve bilâ bedel hizmetle hacca gitmek istediğimi biliyordu ki? Bu defada çevrede ne kadar bu işlerle uğraşan eş dost tanıdık ve firmalar varsa hepsine haber verdim. Pasaportum da dâhil her şeyim kendimden olmak üzere gitmek istediğimi bildirdiğim halde, senelerce bu formülümde tutmadı!

          Artık umudum kalmamış ve yaşımızda geçmeye başlamıştı. Bu defa da Diyanet İşlerinin Hac Listesine yazılmaktan başka çare kalmamıştı. Eşimle birlikte gitmek üzere oraya kaydımızı yaptırdık. Ondan sonra da 3 sene, 5 sene 8 sene bekle Allah bekle ki kur’ a çekilişinde çıkasın da gidesin! Yok Allah yok! 

          Biz her sezonun kur’ a çekilişinden umudumuzu bir sonrakine ertelerken, yâni çağırılmayı beklerken, bu kez büyük oğlum bir vesileyle bizi ‘’UMRE ZİYARETİ’’ ne göndermek üzere her şeyi hallederek bize sürpriz yaptı!

          Hâl böyle olunca usûl olarak önce hac sonra umre farizasında, bir takdim tehir yaparak, bizim umre öne geçmiş oldu.   

          Yaklaşık bir haftalık hazırlığımızdan sonra da, Allah nasip ederse ‘’Kırk bir yıllık hayâl’’ imiz bir şekilde gerçekleşmiş olacak. Bir şekilde diyorum, zira esas itibariyle ve hac farizası münasebetiyle çağırılmış olarak değil de, umre şeklinde ziyarete gitmiş olacağız. Ama sonuç olarak bütün bunların hepsi de kısmet ve nasip meselesi tabii ki.

          Anadolu da yolculuk vedasına yönelik bir deyim vardır: ‘’Gitmek var dönememek var, dönüp gelip te görememek var’’ derler. İşte o misal yolculuğa çıkmadan ben de tüm dostlarıma ve okuyucularıma veda etmeden önce haklarımı helâl ediyorum. Sizlerden de helâllik diliyor ve dualarınızı bekliyorum.

          Cenabı Allah bir zeval vermezse, iki hafta sonra dönüp gelmek ve görüşmek dileğiyle, hepiniz Allah’ a emanet olun.    


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
YALÇINKAYA  -  15-11-2017 - 20:07
Güle güle gidip Allahın izniyle sag salim gelmeyi nasip eylesin.Dualarınızda biz okur kardeşlerinizide dahil edin.
Şevket ÖZSOY  -  09-11-2017 - 13:48
Güle güle gidin Oktay Abi, Yolunuz açık olsun..
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Fazlı GÜVENTÜRK
İsmail Tekpınar
Şevket ÖZSOY
Nursan Gül Annaç
Kırlangıçoğlu Oktay
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  21 Kasım 2017 Salı
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net