14 Aralık 2018 Cuma
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
MPT-76 asker ve polisin gücüne güç kattı
MPT-76 asker ve polisin gücüne güç kattı
MKEK'den  Silah Sevkiyatı
MKEK'den Silah Sevkiyatı
TSO’da İnsan Kaynakları Eğitimi
TSO’da İnsan Kaynakları Eğitimi
CV Hazırlama ve İş Mülakatı Teknikleri
CV Hazırlama ve İş Mülakatı Teknikleri
  YAZARLARIMIZ
Gönlümüz Hep Seni Arıyor, Neredesin BÜYÜK OZANIM!?
24 Eylül 2018 Pazartesi Bu yazı 4034 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Nerde bir türkü söyleyen görürsen korkma, yanına otur.
Çünkü kötü insanların türküleri yoktur!… 
Neşet Ertaş

İnsanlar taa eski çağlardan Karacaoğlan'dan, Âşık Veysel'den günümüze kadar türkülerle dile getirmiş duygularını. Kimi zaman dertlenince, kimi zaman neşelenince, kimi zaman sevdalanınca. Her türlü duygu hâline büründüğünde, derttaşı olmuş sazı. Mızrabının tellerinde bulmuş teselliyi. Sevdiğine açamadığı hislerini, söylemek isteyip de, dili düğüm düğüm olup bir türlü söyleyemediklerini, sazıyla sözüyle anlatmış insanlar.
Kimseyle paylaşamadığı acılarını, sırlarını sazına anlatmış. Türküleriyle dile getirmiş derdini.
Kimilerinin neşeli anında onu coşturan bir ırmak olmuş. Sevinçten vurduğu sazin teli, onu daha da coşturmuş, neşesine neşe katmış.

Merhum büyük ozanımız Neşet Ertaş'ın da söylediği buydu işte. Türkü söyleyen insanlar duygu yüklüdür, onlardan korkma, otur yanına ve sadece dinle. Çünkü onların hislerinde, sözlerinde, türkülerinde kendini bulacaksın.
Peki nereden mi biliyor büyük üstad?
Çünkü büyük ustanın, kendisinin de söylediği gibi "insan çekmediği çilenin türküsünü yazmazmış".

Öyle insanlar vardır ki, ben onunla aynı yıllarda yaşadım, onun zamanında bulundum, kendisini canlı canlı gördüm dedirtir insana. Çünkü onun yaşayışı, örnek davranışı, her bir sözü ders niteliğindedir ve bir şanstır işte. Hayattayken, ilk defa YAŞAYAN EFSANE ödülüne lâyık görünen Bozkırın Tezenesi büyük ozan NEŞET ERTAŞ.

Öyle bir insan ki, hiçbir zaman ne geldiği yeri hakir gördü, ne de bulunduğu yerde insanlara tepeden baktı. Yaşayışı, duruşu ve tevazuluğu ile örnek bir insan oldu hep. Toplumun, sevenlerinin karşısına çıktığında "sizler benim hayat kaynağımsınız, ben sizin ayağınızın turabi olayım" diyecek kadar mütavaziliği örnek niteliğindeydi. Üstelik bu konuşmalarının tamamen samimi ve içten geldiği apaçık yüzünden okunabiliyordu. Sanatıyla kişiliği öylesine bezenmiş ve kendisini topluma öylesine kabul ettirmiş ki Devlet Konservatuarlarında adına bölümler dahi açılmıştı. Bu bir emeğin, bir efsanenin meyvesiydi bir yerde.

Yıllarca söylediği sözler hep ders niteliğindeydi büyük ustanın. Sazıyla buluşturduğu her bir türküsünde dinleyen herkesin kendinden bir şeyler bulduğu türkülerdi.
"Hep sen mi ağladın, hep sen mi yandın, ben de gülemedim yalan dünyada" sözüyle "bu dünyada sadece kendini dertli sananlara teselli oluyordu bir bakıma, derdi dağlar gibi olanlara.
Sevdaya düşmüş her insan onun sözleriyle avunuyor, türkülerinde kendini buluyordu sanki. "Beni eller gibi görme, sen benimsin ben de senin" sözleri her bir sevdalının söylemek istediği dizelerdi.

Analar insandır biz insanoğlu diyerek annelerin kutsallığını vurgulamış, "aydost deyince yeri göğü inleten, Muharrem ustaydı bunu dinleten" dizeleriyle babasının sevgisini taçlandırmıştı adeta.

"Hep yolcuyuz böyle gelmiş gideriz, ana haktır sen bu sırra erdin mi" diyerek insanlara hakikat yolunu, kalp kırmanın yanlışlığını, sonunda ölüm olduğunu işaret ediyordu.

Yaşayışıyla, duruşuyla sözleriyle, türküleriyle gelecek nesile anlatılacak örnek bir insandı. Binlerce kez türküleri başka kişiler tarafından okunup söylense de "o türkü benden çıkmış, onun olmuş" diyerek parada pulda gözünün olmadığını açıkca beyan ediyordu büyük usta. Çünkü onun en büyük kazancı, en büyük varlığı SEVGİYDİ. O bir halk adamıydı, gönüllere yer etmişti. "Bir gün toprak olacağım ama insanlar türkülerimi söylemeye devam edecek ve ben onların yüreklerinde yaşayıp, hislerinin içinde olacağım" diyordu.

Vefatının üzerinden 6 yıl geçti ama söylediği gibi, sevgisi hâlâ yüreklerde, türküleri hâlâ dillerde. Yıllarca da bu şekilde sürüp devam edecektir elbet. O bedeninin ölümlü olduğunu biliyordu muhakkak, lâkin türküleriyle hep yaşayacağından emindi.
"Ölürsem ardımdan öldü demeyin, yoruldu gitti diyin sadece" demişti garip ozanımız.

Sanatın, sanatçının giderek azaldığı, manevi değerlerin yavaş yavaş ehemmiyetini kaybettiği bu zamanda Neşet Ertaş gibi değerleri daha bi arıyor, yokluğu içimizi daha bir burkuyor.

Her ne kadar türküleriyle avunsak da;
"GÖNLÜMÜZ HEP SENİ ARIYOR, NEREDESİN SEN, BOZKIRIN TEZENESİ"...

Vefatının 6. yılında büyük ozanımız, yaşarken efsane olan, BOZKIRIN tezenesi NEŞET ERTAŞ'ı saygı ve rahmetle yâd ediyorum.

Saygı ve hürmetlerimle....

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
Mehmet ÖZTÜRK   -  26-09-2018 - 12:59
Böylesine güzel bir yazı için şahsım adına çok teşekkür ederim canim kardesim. Allah rahmet eylesin, Anadolu\'nun güzel ozani, efendi ozani, saygili ozani, saygiyi hak eden ozanıydı Neşet Ertaş. Yazılarını taa Avustralya\'dan bile takip ediyor, beğenerek okuyorum. Eline, kalemine, yüreğine sağlık. Devamını bekliyoruz.
Ahmet Öztürk   -  26-09-2018 - 12:38
Çok güzel olmuş kardeşim, eline sağlık selamlar 👍
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
ahmet kankal
Kırlangıçoğlu Oktay
İsmail Dursun Kuzucu
Şevket ÖZSOY
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  13 Aralık 2018 Perşembe
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net