19 Ekim 2018 Cuma
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
TGF’de Büyük Bir Ailedir
TGF’de Büyük Bir Ailedir
Öztürk’ten Çiftçilere ve Taşıma Sektörüne Müjdeli Haber
Öztürk’ten Çiftçilere ve Taşıma Sektörüne Müjdeli Haber
Ticaret Borsası’ndan enflasyon mücadelesi
Ticaret Borsası’ndan enflasyon mücadelesi
Fikir Sizin Kırıkkale Hepimizin
Fikir Sizin Kırıkkale Hepimizin
  YAZARLARIMIZ
Emekliliğin Sonu YAŞ
02 Ekim 2018 Salı Bu yazı 2844 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

Hepimiz hayatımızı idame ettirebilmek amacıyla belli bir yaşa geldiğimizde meslek sahibi olabilmek için mücadeleye gireriz.

Kimimiz üniversite sıralarından geçip, doktor, avukat, mühendis, öğretmen olur, kimimiz ticaretle uğraşıp esnaf olur, kimimiz belli bir puanla devlet dairesinde işçi veya memur, kimimiz inşaatlerde, kimimiz de pazarlarda çalışarak ekmeğimizi rızkımızı kazanırız. Hepizin gayesi aynı. Çoluk çocuğumuzun nafakasını kazanmak ve onlara daha iyi bir hayat sunabilmektir.

Şurasını hepimiz biliyoruz ki, bu çalışma hayatımız belli bir zaman sonra, yaşımızın da ilerlemesiyle çalışma gücümüz gitgide azalacak. Şartlarımız biraz daha ağırlaşacak. Bunun için herkes emekliliğini garanti altına almak gayesindedir.

İşe ilk başladığımız andan itibaren, sağlık sigortası yaptırarak, hem kendimizi güvenceye alır, hem de belli bir primi doldurduğumuzda emekli olabiliriz.

Son yıllarda ülkemizin en çok sancı çektiği durumlardan birisi de, kısaca "EYT" diye adlandırdığımız "Emeklilikte Yaşa Takılanlar" mevzusu.
9 Eylül 1999'da çıkarılan 4457 sayılı yasa ile binlerce kişinin emekliliği hayalde kaldı. HER EMEKLİLİĞİN SONU YAŞ'a takıldı. 1999'daki Marmara depreminin kargaşası arasında çıkarılan yasanın içeriğini, pirim günü dolup da emekli olmaya karar verenler net bir şekilde görünce bir deprem de onlar yaşadı.

Avrupa birliği uyum yasaları için çıkarılmış bir yasa gibi görünse de, asrın felaketini yaşamış ve ekonomik anlamda sıkıntıya düşmüş bir ülke için bu yasa kaçınılmaz olmuştu. Çünkü 1991 seçimlerinde Süleyman Demirel'in "kim ne veriyorsa 5 fazlasını vereceğim" vaatleriyle erken emeklilik sistemi gelmiş, henüz 30-35 yaşlarında insanlar emekli olmaya başlamıştı. Bir ülkede emekli sayısı, çalışan sayısını geçiyorsa, bu sosyal güvenlik açısından tehlile çanları çalıyor demektir. Yani her bir kişinin emekli olabilmesi için çalışan sayısı, emekli sayısından fazla olması gerekiyor. Aktif/pasif denge ile çalışan sayısı emekli sayısını forse etmesi gerekir. 1991 yılından, 1999'a kadar emekli olanlar ekonomiye de bir hayli yük getirmeye başlayınca yasa kaçınılmaz oldu. Bu yasa da geriye doğru işleyince binlerce insan bu sefer de mağdur duruma düştü. 2002 yılında çıkan 4759 sayılı kanunla da kademeli geçişten yaş sistemine dönüştü.
Bu mağdur olanların sayıları da öylesine çoğaldı ki, EYT Sosyal Yardımlaşma Dernekleri bile kuruldu. Üstelik sayıları da 5 milyondan fazla.

Peki bu insanlar neden dernek kurarcasına örgütlendiler ve sürekli bir figân içerisindeler? Çünkü şurası var ki; hukukta genel olarak kanunların uygulanması yürürlüğe girdikten sonraki dönemi kapsar. Bir çok çalışanın emeklilik hayalleri geriye doğru işleyen yasayla 10-12 yıl ileriye gitti.

Burada elbette ülke bütçesini düşünmek gerekir fakat göz önünde bulundurulması gereken insanlar da var.

Özelleşen kurumlarda, devletle olan bir kaç yıllık sözleşmesi sona eren şirketler, kadrosunu gençleştirmek maksadıyla 55-57 yaşındaki insanı işten çıkarıyor. Emeklilik için gerekli primleri dolmuş. Ama yaştan dolayı emekli olamıyor. Bu yaştaki kişiyi, kimse işe de almıyor.
PEKİ BU ADAM NE İŞ YAPACAK? NASIL GEÇİMİNİ SAĞLAYACAK?

İnşaatlarda yıllarca beli büküle büküle çalışan usta, 55 -60 yaşından sonra çalışabilir mi? Primleri dolduğu halde yaş beklemek binlerce insanı zor durumda bırakıyor.

Kamuda da emekliliği yaşa takılmış binlerce insan var. Yeni istihdamlar oluşturmak adına çalışma gücü kaybolmaya başlamış insanlara emekliliğin yolunu açmak gerekiyor.

Bunun için Avrupa'da uygulanan primli emeklilik sistemi getirilebilir.
Misal Almanya'da emeklilik yaşı 65-67. Fakat 63 yaşına gelince, kişi eğer kabul ederse her eksik yaş için %2 düşük maaşla emekli olabiliyor. Daha sonra çalışsa bile bunun maaşına etkisi olmuyor.
Bir de Finlandiya modeli var ki bu en uygunu diyebilirim. Emeklilik yaşı 65 ama emekliliğine 2 yıl kalanlar isterse eksik maaşla emekli olabiliyor ve çalışmaya devam ederse de çalıştıkları her yıl için emekli aylığı %2 artıyor.

Neticede ülkemizin ekonomik düzeni dengede tutulmaya çalışılırken vatandaşın da yaşam koşulları, çalışma şartları ve yaş ömrü gözardı edilmemesi gerekiyor. İnsanlar yıllarca beklediği emekliliğin hayalden öte olmayıp, mağduriyetinin kaldırılmasını, bir af da ona getirilmesini bekliyor. Sosyal devlet anlayışı da vatandaşının mağduriyetini gözetmekten geçer.
Vatandaşımız artık "EMEKLİLİĞİN SONU YAŞ" demek istemiyor.


Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
Eyüp KANTEKİN  -  02-10-2018 - 13:25
Değerli kardeşim yüreğine sağlık...Teşekkürler...Çok güzel bir yazı..Yazının tamamını okudum...işin rastgelsin
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Kırlangıçoğlu Oktay
Şevket ÖZSOY
Fazlı GÜVENTÜRK
İsmail Dursun Kuzucu
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  18 Ekim 2018 Perşembe
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net