16 Eylül 2019 Pazartesi
 
ANA SAYFA FOTO GALERİ KIRIKKALE WEB TV İLÇE-BELDE HABERLERİ
Haber Ara  
 
Öğrenciler Türk Bayrakları Eşliğinde Sınıfa Girdi
Öğrenciler Türk Bayrakları Eşliğinde Sınıfa Girdi
Dayanışma Duygularımız Yeniden Pekişecektir
Dayanışma Duygularımız Yeniden Pekişecektir
Yorgun Mermi Can Alıyordu
Yorgun Mermi Can Alıyordu
Dağdelen Teşkilatları Dolaşıyor
Dağdelen Teşkilatları Dolaşıyor
  YAZARLARIMIZ
Diğer Milletlerde FESTİVAL, Bizde KATLİAM, Öyle mi!?..
16 Ağustos 2019 Cuma Bu yazı 2411 kez okunmuştur.
 
  
Yazı boyutu : 13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

 

"GÜNAH KEÇİSİ" tabirini bir çok yerde duymuş, bir çok cümle arasında da telaffuz etmişsinizdir. İlk bakıldığında gayet masumane ve birçok kez de yerinde bir cümle gibi duruyor. Esasında nerden geldiğini bilmediğimiz, hangi tarihe veya millete dayandığını farketmediğimiz, günlük hayatta dilimize dolanmış öylesine sözler, ifadeler var ki...

Bu deyimin kökeni aslında Yahudilere dayanır. Eski Ahit'deki Kefaret Günü ayinlerinde iki keçi seçilir birine Yahudi kavminin aklınıza gelebilecek her türlü günahlarını bir erkek keçiye yüklenirdi. Keçi, Azazel adlı kötü ruhu yatıştırmak için Yahudi kavmini günahlarından arındırmak üzere Kudüs dışında bir uçurumdan aşağya atılırdı. Bazı kaynaklarda keçinin başı boş bir şekilde çöle bırakıldığı söylenir. Diğer keçi ise kurban olarak kesilirdi.

Bazen de, bireysel olarak insanlar işledikleri her bir günah için bir günah keçisi alıp tapınağa giderlerdi. Tapınanakta, günah işlemiş olan kişi elini keçinin ya da koyunun başı üzerine koyup günahlarım için bu hayvanı günah kurbanı olarak sunuyorum dedikten sonra hayvanı boğazlayarak öldürürdü. Böylece o kişi işlemiş olduğu günahın bedeli hayvanı boğazlayarak ödemiş sayılırdı.

Ayrıca Yahudilerin en kutsal günü ve dinî bayramı olan YOM KİPPUR gününde de "KAPAROT" adında bir ayin uygulanır. Dua eden kişi, tavuk veya bir tutam demir parayı bir başkasının kafasının üzerinde üç kere çevirerek o kişinin günahlarını sembolik olarak tavuğa veya paraya geçirir.

Kendi günahlarını TAVUĞA yükleyip, tavuğu canlı canlı duvara vurarak öldürürler.

Zavallı TAVUK acı ile öldüğünde de, günahlarının silindiğini düşünürler.

Tavuğu eziyet ederek öldüren yahudi ise, güya artık tertemiz, sütten çıkmış ak kaşık gibi oluverir.

Çin'de her yıl, yaz mevsiminin gelmesiyle 21 Haziran'da başlayarak 10 gün boyunca YULİN KATLİAMI yapılıyor. Binlerce kedi, köpek yakılarak, kafasına vurularak, kaynar suya atılarak ve türlü işkencelerle katlediliyor...

Ve bunun adına FESTİVAL diyorlar!!!              

İspanya'da taa 1700'lü yıllardan bu yana gelenekselleşmiş San Fermin isimli BOĞA FESTİVALİ 6-14 temmuz arası yapılıyor. Arenada güreştirilecek boğalar sokağa salınıp binlerce insan şuursuzca boğaların önlerinde sağa-sola kaçışıyorlar. Sonrasında da zavallı hayvanlar türlü türlü işkencelerle öldürülüp, çöp yığını gibi yerlerde atın arkasında sürükleniyor. Sanki övünçmüş gibi.

*****

İslâm Âlemi olarak bir KURBAN BAYRAMINI daha geride bıraktık. Yüce Allah'ın buyruğu üzerine maddî imkânı olanlar kurbanlarını kesti, olmayanlar dua ettiler.

Bu yıl da, her kurban bayramı dönemi gibi, birtakım polemikler ve şuursuz tartışmalara şahit olduk yine. Et lokantalarından çıkmayan ve "etsiz yemek mi olur" diyenlerin, "Yav kıymayın şu hayvanlara, bir de bunun adına bayram diyorsunuz" şeklindeki enteresan safsatalarına maruz kaldık.

Oysa ki Allahû Teâlâ KURBAN için ne buyuruyor bizlere;

“Biz, büyükbaş hayvanları da sizin için Allah’ın (dininin) işaretlerinden (kurban) kıldık. Onlarda sizin için hayır vardır. Şu hâlde onlar, ayakları üzerine dururken üzerlerine Allah’ın ismini anınız (ve kurban ediniz). Yan üstü yere düştüklerinde ise, artık (canı çıktığında) onlardan hem kendiniz yiyin hem de ihtiyacını gizleyen/gizlemeyen fakirlere yedirin. İşte bu hayvanları biz, şükredesiniz diye sizin istifadenize verdik.” (Hac 22/36)

Yani kurban, Allah'ın emri üzerine kesiliyor ve müslümanlar aynı bu kurbanın yerinde kendisi varmış gibi hissiyatla davranarak, canı en az yanacak şekilde davranıyor.

Ne hikmettir ki her KURBAN BAYRAMI dönemi boş safsata yapan zihinler, yukarıda yazdığım, ne günahları için işkence yapılan KEÇİLER VE TAVUKLARA, ne de festival adı altında diri diri yakılan, yerlerde sürüklenen KÖPEKLERE, BOĞALARA hiçbir tepki göstermeyip istiflerini bile bozmuyorlar.

Haa bu arada, kurbanı, et hesabı yaparak bir çok yanlışa düşenleri ve Allah'ın rızasını geri plâna atan bir çok insanlarımızın da olduğunu söylemeden de geçemeyeceğim.

Unutmamak gerekir ki; "Kurban ettiğiniz hayvanların ne etleri ne de kanları asla Allah’a ulaşmaz; sizden O’na ulaşacak tek şey, takvadır.” (Hacc, 37)

Bizler ne kestiğimiz kurbanların, ne de bizlere hediye edilmiş müjdelerle dolu olan bayramların asıl amacını bilmeyip, İslâmın gerekli esaslarını yerine getirmeden hareket ettiğimiz sürece, birileri aklına geleni diliyle işleyecek, başka milletlerin katliamlarını mübah görüp, bizi irdeleyecektir.

 

Bu yazıyı paylaş      Sayfayı yazdır    
  YORUMUNUZU YAZIN
Isminiz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
 
  
Açiklama :

Yorum yazarken lütfen küfür, hakaret ve suç unsuru teskil edecek ifadeler kullanmayiniz. Bu tür yorumlar editörlerimiz tarafindan onaylanmamaktadir.

  
  YORUMLAR
Murat   -  16-08-2019 - 14:25
Gardaşım yazını bşr solukta okudum hakikaten gerek avrupa olsun gerek diğer milletler olsun hayvanları sırf zevk olsun diye katlederken bizim içimüzdede olan bazı aklı evveller bunlara en ufak ses çıkarmıyorlar
  
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  
   
 
YAZARLAR Tüm Yazarlar
Halil Eşmebaşı
bahattin akyön
Gülüş Teke
Hakan Öztürk
  
 E-GAZETE E-Gazete Arşiv
  16 Eylül 2019 Pazartesi
  
  
 ÇOK OKUNANLAR  
  
 
Sitemizden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tüm hakları saklıdır. 2010 - Tasarım ve kodlama :kergisi
Tel : 0318 224 34 34  -  E-mail : bilgi@kalehaber.net