Kırıkkale -1°
Kale Haber

Eğitim

EĞİTİMDE YAŞANAN SORUNLAR DAHA DA ARTMIŞTIR BASINA VE KAMUOYUNA   2022/2023 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI I. YARIYIL DEĞERLENDİRMESİ   EĞİTİMDE YAŞANAN SORUNLAR DAHA DA ARTMIŞTIR 2022-2023 eğitim-öğretim yılının ilk yarısı bugün sona erdi. MEB’in örgün eğitim istatistiklerine göre Türkiye’de örgün eğitimde (resmi + özel) 17,5 milyon öğrenci bulunmaktadır. Toplam 70 bin 383 eğitim kurumu/okulu içinde devlete ait kurum/okul sayısı 56 bin 200 (yüzde 80) iken, özel okulların sayısı 14 bin 179 (yüzde 20)’dur. Devlet okullarında okuyan öğrenci sayısı 15 milyon 839 bin 140 (yüzde 92), özel okullarda okuyan öğrenci sayısı 1 milyon 578 bin 233 (yüzde 8) olmuştur. Açık öğretimde okuyan 1 milyon 738 bin 198 öğrenci bulunmaktadır. Türkiye çapında devlet ve özel okullarda toplam 1 milyon 139 bin 673 öğretmen görev yapmaktadır. Öğretmenlerin 455 bin 294’ü (yüzde 40) erkek, 684 bin 379’u (yüzde 60) kadındır. 2022 yılı itibariyle devlet okullarında çalışan öğretmenlerin sayısı 975 bin 698’dir. 2021/2022 eğitim öğretim yılı sonu itibariyle devlet okullarında 95 bin 773 sözleşmeli öğretmen görev yapmaktadır. Devlet okullarında çalışan öğretmenlerin yüzde 42’si (409 bin 63) erkek, yüzde 58’ü (566 bin 635) kadındır. Türkiye’de eğitim sistemi uzun süredir ciddi sorunlarla karşı karşıya bırakılırken, eğitimin temel sorunlarına yönelik çözümsüzlük politikaları 2022/’23 eğitim öğretim yılının ilk yarısında artarak sürdürülmüştür. Siyasi iktidar ve MEB’in bilimsel eğitim anlayışını dışlayarak hayata geçirdiği uygulamalar eğitimin niteliğinde yaşanan gerilemeyi hızlandırmıştır. Eğitimde ticarileşme ve eğitimi dinselleştirme uygulamalarının tüm hızıyla sürmesi, okulların fiziki altyapı ve donanım eksikliklerinin giderilmemesi, kalabalık sınıflar, ikili öğretim, taşımalı eğitim, çocuk ve gençlerin dini cemaat ve vakıfların kreşlerine ve yurtlarına yönlendirilmesi, çocuklara yönelik taciz ve istismar vakaları devam etmektedir. Öğretmen açıkları, mülakata ve arşiv araştırmasına dayalı sözleşmeli öğretmenlik ve ücretli öğretmenlik uygulaması, Öğretmenlik Meslek Kanunu ile “eşit işe eşit ücret” uygulamasına son verilmesi, ataması yapılmayan öğretmenler gibi çok sayıda sorun eğitim sisteminin çözüm bekleyen sorunları olarak geçtiğimiz öğretim yılında da varlığını sürdürmüştür. Çocuklar eğitim hakkından eşit koşullarda yararlanamamakta, çocuk istismarı anlamına gelen çocuk yaşta evlendirmeyi engelleyen adımlar atılmamaktadır. Yoksul, emekçi ailelerin çocukları başta olmak üzere kız çocukları ve kırsal kesimde yaşayan çocuklar açısından eğitime erişim konusunda yaşanan sorunlar sürmektedir. Bölgesel, cinsel, sınıfsal vb. eşitsizlikler, anadilinde eğitim gibi en temel sorunlar iktidarın çözmek bir yana daha da derinleştiği bir yarı yıl geride kalmıştır. Eğitim sistemimiz toplumsal cinsiyet eşitliğinden oldukça uzakta ve giderek dinsel içerik kazanan egemen ideolojinin yoğun baskısı ve denetimi altındadır. Geçtiğimiz dönemde cinsiyetçilik ve cins ayrımcı uygulamaların özellikle karma eğitim karşıtı uygulamaların devam ettiği görülmüştür. Türkiye’de çeşitli nedenlerle eğitime erişimde, kız çocukları, mülteci çocuklar, anadili farklı olan çocuklar, engelli çocuklar ve geçici koruma altındaki çocukların dezavantajları günden güne artarak devam etmektedir. Türkiye’de milyonlarca çocuk ve gencin eğitim hakkından eşit koşullarda yararlanması için gerekli adımlar atılmaz iken, milyonlarca çocuk ve gencimizin ağırlıklı olarak ekonomik sorunlar nedeniyle eğitime erişim hakkını ihlal eden uygulamalar sürmektedir. EĞİTİMDE TİCARİLEŞTİRME POLİTİKALARI ARTARAK DEVAM ETMİŞTİR Eğitim, herkese eşit koşullarda sunulması gereken temel bir insan hakkı, aynı zamanda devredilemez ve vazgeçilemez kamusal bir haktır. Kamusal eğitimden uzaklaşıldıkça eğitim hakkından eşit koşullarda yararlanma olanağının ortadan kalktığı, eğitime erişim başta olmak üzere, pek çok konuda yeni eşitsizliklerin ortaya çıktığı bilinmektedir. Piyasacı eğitim sistemi, yaşamın her düzeyinde rekabeti, hizmetin bedelini ödemeyi, öğrenci ve velilerin ‘müşteri’ haline getirilmesini hedeflemiş, toplumdaki sınıfsal eşitsizlikleri daha da belirgin hale getirmiştir.   ÇOCUKLARA VE ÇOCUK HAKLARINA YÖNELİK TEHDİTLER SÜRMÜŞTÜR Türkiye’nin de taraf olduğu Çocuk Haklarına Dair Sözleşme halen dünya genelinde en çok sayıda ülke tarafından kabul edilen insan hakları belgesi olma özelliği taşımaktadır.  197 devletin imzaladığı ve çocuk hakları konusunda yükümlülük altına girmeyi taahhüt ettiği belge, çocuklar için daha iyi bir dünya çabası açısından önemli bir dayanak olmayı sürdürmektedir. Türkiye’de eğitim ve sağlık sisteminden kadın politikalarına kadar her alanda çocukların yararını değil, kendi çıkarlarını düşünen mevcut sistem; çocuklarımızın sahip olduğu heyecan, merak ve yaratıcılıktan açıkça korkmaktadır. Bu nedenle toplumsal yaşamdan dışlanarak aile içine hapsedilen kadınlar ve çocuklar devlet politikaları ile sosyal yaşamdan uzaklaştırılmaktadır. Son olarak otizmli çocuklara yönelik olduğu gibi, özel eğitim alanındaki çocuklar da sık sık ayrımcı ve dışlayıcı uygulamalarla karşı karşıya bırakılmaktadır. Türkiye’de çocuk haklarına yönelik olarak ortaya çıkan karanlık tablo, çocuk haklarının ülkemizde sadece kâğıt üzerinde kaldığını göstermektedir. Eğitim ve yaşam hakkı başta olmak üzere, Türkiye’de çocukların en temel haklarının tehdit altında olduğu gerçeği göz ardı edilmemelidir.   ÖĞRENCİLERİN BESLENME SORUNU BÜYÜMÜŞTÜR 2022/’23 eğitim öğretim yılının ilk yarısında en dikkat çekici sorunlardan birisi öğrencilerin beslenme sorununa ilişkin olmuştur. Türkiye’de çok sayıda öğrenci okula kahvaltı yapmadan gitmekte, yine birçok öğrencinin okulda yemek yemeden günü tamamladığı ve eve döndüğü görülmektedir. Sağlıklı beslenme alışkanlığının çocukların sadece büyüme ve gelişiminde değil, okul başarısı üzerinde de son derece etkili olduğu bilinmektedir. Türkiye, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) ülkeleri arasında çocuk yoksulluğunda ilk sıradadır. Son dönemde çok hızlı artan yoksullaşma Türkiye’de önce en hassas durumdaki çocukları vurmuştur. Türkiye’de bugün her 5 çocuktan biri derin yoksulluk sorunları ile yüzleşmekte, yeterli ve besleyici gıdaya ulaşamamaktadır. Bu noktada yapılacak en acil eylem, bir an önce okullarda kamunun öğle yemeği hizmeti sunmasıdır.     EĞİTİMİ DİNSELLEŞTİRME POLİTİKALARI YOĞUNLAŞMIŞTIR  2022 yılında Türkiye’nin eğitim sistemi en temel bilimsel ilkelerden ve laik eğitim anlayışından hızla uzaklaşırken, okullarda dinselleşme hızla artarak kaygı verici boyuta ulaşmıştır. MEB’in geçmişte eğitimin dinselleştirilmesi hedefiyle Diyanet İşleri Başkanlığı başta olmak üzere, çeşitli dini vakıf ve derneklerle ortak yürüttüğü projeler ve imzalanan ‘iş birliği’ protokolleri, okulları çeşitli cemaat, tarikat ve dini grupların etkinlik ve faaliyet alanı haline getirmiştir. Erkek ve kız öğrencilerin karma eğitimine dinsel ve cinsiyetçi gerekçelerle karşı çıkmak ve tek cinse dayalı eğitimi savunmak, okulların sadece öğrenme değil, aynı zamanda çocuklar ve gençler için sosyalleşme mekânları olduğu gerçeğinin göz ardı edilmesi, öğrencilerin cinsiyetlerine göre ayrıştırılması birbirinden açıkça tecrit edilmesi anlamına gelmektedir. Devlet, eğitimi ve toplumsal yaşamı örgütlerken bunu dini kurallara, söylemlere ya da referanslara göre yapmamalı, özellikle eğitim sistemini dini kurallara göre değil, bilimsel gerçekleri referans alarak ve çocukların üstün yararını gözeterek düzenlemelidir. Bu nedenle Millî Eğitim Bakanlığı ile Diyanet ve diğer kurumlarla imzalanan ve fiilen ‘sıbyan mektebi’ işlevi gören bütün protokoller derhal iptal edilmelidir.   ÖĞRETMENLİK MESLEK KANUNU YENİ EŞİTSİZLİKLER YARATMIŞTIR 2022/’23 eğitim öğretim yılının ilk yarısında öğretmenlerin, eğitim emekçilerinin çalışma ve yaşam koşullarına ilişkin sorunları Millî Eğitim Bakanlığı’nın yine gündeminde olmamıştır. Yıllardır ekonomik, sosyal ve özlük haklarımıza ve geleceğimize yönelik talepler görmezden gelinirken, insanca yaşam ve insan onuruna yakışır ücret talepleri yok sayılmıştır.  Türkiye’deki bütün eğitim kurumlarında 15 Ocak 2023 itibariyle “eşit işe eşit ücret” uygulaması bizzat siyasi iktidar ve MEB eliyle kaldırılmıştır. Öğretmenlik Meslek Kanunu çerçevesinde yapılan Kariyer Basamakları Sınavı sonrasında “başöğretmen” ve “uzman öğretmen” unvanı alan öğretmenler aynı derece ve kademede görev yapan öğretmenlerden daha yüksek maaş alacaktır. Bu kadar yüksek maaş farklılığının olduğu bir eğitim sisteminde eşitlikten, adaletten ve nitelikli eğitimden bahsetmek mümkün değildir. Öğretmenlik mesleği ve öğretmenin saygınlığı ÖMK üzerinden polemiğe açılmış, öğretmenlik mesleği daha da itibarsız hale getirilmiştir. Önümüzdeki dönemde çocuğunun sınıfına uzman ya da başöğretmenin girmesini isteyen velilerle okul idaresi ve öğretmenler arasında sorunlar yaşanması kaçınılmazdır. Türkiye'de aynı işi yaptıkları halde farklı statü ve maaş kaleminde çalışmak zorunda kalan aynı işi yaptığı halde bu kadar farklı ücretlendirme yapılan başka bir meslek grubu bulmak mümkün değildir. ÖMK ile öğretmenler arasında halen var olan aday, sözleşmeli, kadrolu, ücretli ayrımına yenilerini eklenirken, eğitim sisteminin rekabetçi ve eleyici yapısına öğretmenlik mesleği de dahil edilmiş, aynı derece ve kademedeki öğretmenlere yönelik farklı ücretlendirme politikası sonucunda iş yerlerimizde huzursuzluk artmıştır. Öğretmenlik Meslek Kanunu (ÖMK) ve Kariyer Basamakları Sınavı (KBS) sonrasında aynı sınıfta, aynı konuyu anlatan bir öğretmenin sırf unvanı farklı olduğu için farklı maaş alması doğru değildir. Yapılması gereken oluşan ücret farklarının “eşit işe eşit ücret” ilkesi doğrultusunda düzenlenmesi, derece, kademe ve lisansüstü eğitim gibi kriterler dikkate alınarak en düşük öğretmen maaşının yoksulluk sınırı üzerinde belirlenmesidir.   EĞİTİM HARCAMALARININ YÜKÜ YİNE VELİLERİN SIRTINA YIKILMIŞTIR Eğitim sistemi, her geçen yıl daha fazla paralı hale getirilirken milyonlarca öğrenci velisi çocuklarını okutabilmek için bütçelerine göre çok yüksek rakamlarla harcama yapmak zorunda bırakılmaktadır. Halkın ödediği vergileri, halkın ihtiyaçları için harcamaktan kaçınanlar, herkesin eşit ve parasız olarak yararlanması gereken eğitim hakkını para ile satmaya çalışanlar bu durumun öncelikli sorumlusudur. Her yıl eğitimde ve diğer kamu hizmetleri alanında çeşitli adlar altında yapılan ‘büyük soygun’a artık son verilmeli, herkes için gerçek anlamda eşit ve parasız eğitim hakkı hayata geçirilmelidir.     HUKUKSUZ KHK İHRAÇLARI SORUNUNA ÇÖZÜM ÜRETİLMEMİŞTİR OHAL sürecinde ihraç edilen kamu emekçileri çok ciddi zorluklarla karşı karşıya kalmış, aralarında eğitimci ve akademisyenlerin de olduğu 60’ı aşkın KHK’li yaşadıkları haksızlığa dayanamayarak intihar etmiştir. KHK ihraçları ile eğitim ve bilim emekçilerinin sadece işleri ellerinden alınmamış, uzun uğraşlar sonucunda kazandıkları mesleklerini yapmaları engellenmiş, kendilerinin ve ailelerinin yaşamları adeta kâbusa dönüştürülerek, eğitim ve bilim emekçileri açlığa mahkûm edilmiştir.   EĞİTİMDE GÜVENCESİZ İSTİHDAM VE ATAMALARDA MÜLAKAT ISRARINA SON VERİLMELİDİR Siyasi iktidar, yıllardır kamu istihdamında liyakat yerine, siyasal-ideolojik yakınlık, sadakat ve yandaşlık ilişkilerine göre istihdam uygulamalarını benimsemiş, ülke tarihinde en yoğun siyasal kadrolaşma geçtiğimiz 20 yıl içinde yaşanmıştır. İlk uygulandığı andan itibaren tartışılan ve çok sayıda mağduriyet yaşanmasına neden olan mülakat sınavı ile sözleşmeli öğretmen alımında yaşanan haksızlıklar ve adaletsizlikler artarak sürmektedir. Türkiye’de mülakat sınavına dayalı tüm uygulamaların ‘siyasal kadrolaşma’nın önünü açarak sayısız haksızlığa neden olduğu, aldıkları puanlara bakılmaksızın iktidarın dünya görüşüne uygun olanlar sürekli başarılı olurken, iktidarın dünya görüşüne yakın olmayanların taraflı ve kasıtlı değerlendirmeler sonucunda elendiği çok iyi bilinmektedir. Siyasi iktidarın ve MEB’in, kamuya ait kadroları kendi siyasal tutum ve anlayışları doğrultusunda yapılan atamalarla doldurması kabul edilemez. Okullarımız siyasi iktidarın Türkiye’de doğrudan torpil anlamına gelen ‘mülakat’ ile kadrolaşacağı makamlar değildir. Kamu hizmetlerinin sürekliliği, düzenliliği ve halka daha nitelikli olarak sunulması için eğitimde her türlü güvencesiz istihdam uygulamasından derhal vazgeçilmeli, ataması yapılmayan öğretmenler sorunu kalıcı olarak çözülerek herkese kadrolu ve güvenceli istihdam sağlanmalıdır. SONUÇ 2022/23 eğitim öğretim yılının ilk yarısında eğitim alanında yaşanan gelişmeler, MEB’in eğitimin yapısal sorunlarına yönelik somut ve çözüme dayalı politikalar geliştirmek gibi bir derdinin olmadığını göstermiştir. Okullarda yaşanan yoğun dinselleşme ve eğitimi ticarileştirme uygulamaları, siyasal-ideolojik hedeflere uygun olarak alınan bilim karşıtı kararlar eşliğinde okullarda hayata geçirilmeye devam etmektedir.  Eğitim alanında yaşanan sorunların çözümü için gerekli adımların atılmadığı, eğitime erişimde yaşanan sorunlar başta olmak üzere eğitimde dayatmacı politikaların sürmesi nedeniyle öğrencilerin ve öğretmenlerin mutsuz olduğu, öğretmenlerin esnek, güvencesiz ve angarya çalışmaya zorlandığı, siyasal kadrolaşmanın devam ettiği, eğitim sürecinde farklı dil, kimlik ve inançların dışlandığı, eğitimin zaten sorunlu olan niteliğinin daha da kötüleştiği bir eğitim sisteminin başarılı olması mümkün değildir. Eğitim sisteminde yaşanan sorunların ülkedeki ekonomik, toplumsal ve siyasal alanda yaşanan gelişmelerden ayrı ve bağımsız olmadığı açıktır. Eğitim Sen, her geçen gün daha fazla piyasa ilişkileri içine çekilen, okul öncesinden üniversiteye kadar bilimin ve laikliğin değil, milliyetçiliğin, ayrımcılığın ve inanç sömürüsünün referans alındığı bir eğitim sisteminde kamusal, bilimsel, demokratik, laik ve anadilinde eğitim hakkı için mücadelesini kesintisiz sürdürmeye kararlıdır. 20.01.2023                                                                                                        imza                                                                                                  Ayşe AVCI                                                                                                Şube Başkanı ...
Kale Haber
Çoban Çocuğa Eğitim Desteği Kırıkkale Millî Eğitim Müdürü Hayati Telefoncu, ailesi ve kendisi ikna edildikten sonra eğitime kazandırılan çobanlık yapan çocukla yakından ilgilendi. Okula kaydı yapılan çocuğa hediye ve kitaplarını teslim etti.   EĞİTİME KAZANDIRILDI ”Kırıkkale Millî Eğitim Müdürlüğü, "Eğitimle Yeniden Buluşma" projesi kapsamında köyde çobanlık yapan ve eğitime bir yıl ara veren çocuğu ailesi ile birlikte ikna ederek eğitime kazandırdı. Millî Eğitim Bakanlığı tarafından eğitim sisteminde kaydı bulunmayan öğrencilerin eğitime dahil edilmesi amacıyla "Eğitimle Yeniden Buluşma" projesi yurt genelinde hayata geçirildi. 4 Ocak 2023 tarihinde başlayan proje kapsamda Kırıkkale Millî Eğitim Müdürlüğü de çalışmalarını hızlandırarak zorunlu eğitim kapsamında olan öğrencilerin eğitime kazandırılması amacıyla köy köy, mahalle mahalle gezerek öğrencilerin tespitini yapıyor. Eğitimsiz hiçbir çocuğun kalmaması için sahada çalışmalarını aralıksız sürdüren görevliler, lise çağında olan ancak çeşitli sebeplerle eğitim öğretime başlayamayan öğrencilerin tespiti görevlilerce yapılarak mesleki eğitim merkezlerine ya da açık öğretim liselerine kayıtları yapılıyor." Ortaokuldan sonra bir yıl eğitimine ara veren ve köyde çobanlık yapan öğrencilerden biri de 17 yaşındaki Resul Aktepe.  Kırıkkale Millî Eğitim Müdürlüğü görevlileri, öğrencinin yaşadığı Samanlık köyü yakınlarında bulunan evlerine giderek öğrenci ve ailesiyle görüşme yaptı. Millî Eğitim Müdürü Hayati Telefoncu ve beraberindeki görevliler, Resul Aktepe ve babası Adem Aktepe ile bir süre görüşme yaparak ikna edildikten sonra öğrencinin eğitim öğretime devam etmesi gerektiği belirtildi. Daha sonra ise çobanlık yapan öğrencinin fotoğrafı çekilip bilgileri de bilgisayara girilerek Açık Öğretim Lisesinin birinci sınıfına kaydı yapıldı. Millî Eğitim Müdürü Telefoncu, kaydı sisteme işlenen öğrenciye ders kitaplarını teslim etti, ayrıca çanta ve çeşitli hediyeler de verdi." EĞİTİMSİZ GENCİMİZ KALMASIN Telefoncu, konu ile ilgili basın mensuplarına yaptığı açıklamada, "Bakanlığımızın başlattığı "Eğitimle Yeniden Buluşma" projesi kapsamında Kırıkkale'mizde tüm çocuklarımızın eğitimle buluşması için yoğun bir şekilde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İlimizde de ortaöğretimde okullaşma oranımız yaklaşık yüzde 98 civarında, temel eğitimde bu oranımız yüzde 99'larda. Zorunlu eğitim çağında olup çeşitli nedenlerle eğitime devam edemeyen ilimizde yaklaşık 313 çocuğumuzun olduğunu tespit ettik. Bunları eğitim öğretimin içine alınması için kapı kapı, köy köy geziyoruz." dedi. Hedeflerinin zorunlu eğitim çağı içerisinde olup öğrenime devam edemeyen hiçbir çocuğun kalmaması olduğuna dikkat çeken Telefoncu, "Sayın Bakanımızın da bu konuda çok talimatı var. Eğitimsiz çocuğumuz kalmasın, eğitimsiz gencimiz kalmasın. Bu anlamda yakın köylerimizden birine geldik. Resul'ümüzü bulduk. Resul'ümüz gibi 313 çocuğumuz var. Onları sistemin içine dahil ediyoruz. İnşallah eğitimsiz çocuğumuz kalmayacak." ifadelerini kullandı. Yeniden eğitim öğretime kazandırılaran öğrenci olan Resul Aktepe ise, kendisine kitaplar verildiğini belirterek Millî Eğitim Müdürü Telefoncu ve diğer görevlilere ilgilerinden dolayı teşekkür etti. Millî Eğitim Müdürü Telefoncu'ya Müdür Yardımcısı Serkan Akpınar, Halk Eğitimi Merkezi Müdürü Ahmet Süreyya Kılıç ile diğer millî eğitim müdürlüğü çalışanları eşlik etti. ...
Kale Haber
"Öğrenciler matematik dersini severek, oynaya... Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özer'in yurt genelinde başlatmış olduğu "Matematik Seferberliği" kapsamında Kırıkkale'de de temel eğitim alan öğrenciler matematiği severek, oynayarak öğreniyorlar.   MATEMATİK HAYATIMIZIN HER YERİNDE VAR Millî Eğitim Bakanlığı, TÜBİTAK ve üniversiteler iş birliğinde matematik dersinin öğrenimini günlük yaşam becerilerine uyarlayarak kolaylaştırmak hem de öğrencilerin bu dersi küçük yaştan itibaren sevmelerini sağlamak amacıyla başlatılan "Matematik Seferberliği" her geçen gün öğrencilerin özellikle de temel eğitim alan öğrenciler arasında sevilerek öğrenilen bir ders haline geldi.Bu kapsamda Kırıkkale Millî Eğitim Müdürlüğü de üniversite işbirliği sayesinde temel eğitimde ağırlık vermek üzere kentteki tüm okullardaki eğitim faaliyetleri kapsamlı şekilde devam ediyor. Kırıkkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölüm Başkanı Prof. Dr. Veli Toptaş ile İl Millî Eğitim Müdürü Hayati Telefoncu kentteki Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKE) Anaokulunda öğrencilerle bir araya geldi. Öğrencilere kısa bir ders anlatımında bulunan Toptaş, daha sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından hayata geçirilen "Matematik Seferberliğinin" toplumsal açıdan büyük önem taşıdığını söyledi. Toptaş, "Okul öncesi eğitim alan öğrencilerin akranlarına göre yüzde 30 daha başarılı olduğu ile ilgili bilimsel bulgular elimizde var. Matematiği anlamak, hayatı anlamaktır. Matematiği anladığımız zaman hayatı daha kolay anlarız ve matematik eğitimi çocuk doğduğundan itibaren başlar." dedi. Dünyaya gelen bir bireyin heyecanla ve merakla dünyayı keşfetmeye çalıştığını hatırlatan Toptaş, şöyle konuştu: "Bu keşfetmeye çalıştığı unsurlardan en iyi destekleyen şey matematiktir. Matematik hayatımızın her yerinde var. Matematiği anlamak, hayatı anlamaktır. Matematiği anladığımız zaman hayatı daha kolay anlarız ve matematik eğitimi çocuk doğduğundan itibaren başlar. Ebeveynler evde matematik terminolojisi kullandığı zaman okula geldiğinde bu çocuklar akranlarına göre yüzde 25 daha başarılı olduğu görülüyor. Ankara'da yapmış olduğum bilimsel bir çalışmada okul öncesi eğitim alan öğrencilerin birinci sınıfta akranlarına göre yüzde 25, yüzde 30 daha başarılı olduğu ile ilgili bilimsel bulgular elimizde var. O yüzden matematik çok önemli. Bir çocuk kendisinin ne kadar ağır olduğunu, ne kadar uzun, akranına göre kısa mı, uzun mu olduğunu matematik sayesinde kavrıyor. Kaç yaşında olduğunu, ağırlığını, bununla ilgili binlerce örnek verebiliriz. Matematik o yüzden hem okul öncesinde olsun, hem ebeveynlerin çocuklarıyla matematiksel terminoloji kullanması açısından olsun çok çok önemli."   TOPLUMLAR DİĞER TOPLUMLARA YÖN VERİYOR   Matematiğin bilgi ve teknolojinin temelini oluşturduğunu belirten Toptaş, şunları söyledi: "Toplumlara baktığımız zaman matematiksel bilgi ve becerisi yüksek olan toplumlar diğer toplumlara yön veriyor. Matematik bizim hayatımızı kolaylaştırıyor. Bakanlığımızın matematik seferberliği başlatması toplumsal anlamda bizim matematiksel gücümüzü ve matematik düşünme gücümüzü artırmasıyla diğer toplumlara rekabet  gücümüzün artacağını düşünüyorum. Bunun için önemsiyorum. Örüntüler yapay zekanın temelini oluşturuyor. Koordinatlar sistemi, navigasyon sisteminin temelini oluşturuyor. Çocuklar burada gerçek yaşantıya hazırlık yapıyorlar. Somut model araç gereçleri kullanarak matematiksel modellemeden yararlanıyoruz. Bu modeller sayesinde çocuk gerçek yaşamdaki matematikle karşılaştığı şeyleri burada somut deneyimlemiş oluyor. Çocuk matematiği deneyimlediği zaman anlamlı öğrenmesi daha yüksek oluyor. Bu yüzden burada yapılan faaliyetler çok önemli. Çocuğun merak ve heyecanı iyi bir şekilde eğitildiğinde, matematiksel bilgi kazandırıldığında o zaman çocuğun hem ilkokulda, hem ileriki akademik hayatında en iyi temelinin atıldığı bir dönem ve bir fırsat haline geliyor. Bu anlamda Millî Eğitim Müdürlüğünün okul öncesinde başlatmış olduğu matematik seferberliği çok önemli. Çocuklara ne verirseniz alır ve matematik eğlenerek öğrenilen bir şey. Eğlence ve oyun olduğu yerde çocuk kuralları keşfeder. Matematikte de kurallar vardır. Matematiği keşfettikçe seversin oyun da öyle. Oynadıkça zekan gelişir. Matematik düşünce biçimidir, düşüncemizi geliştirir. Burada öğretmenlerimiz oyunlarla, etkinliklerle matematik uygulaması yapıyor. Bu da matematiksel düşünceye olumlu katkı sağlıyor ve temelini oluşturuyor." Millî Eğitim Müdürü Hayati Telefoncu ise, "Sayın Millî Eğitim Bakanımızın ülkemiz genelinde başlattığı "Matematik Seferberliğini" üniversitemizle iş birliği yaparak Kırıkkale'mizde de başlattık. Matematik mantık öğretir, düzen öğretir, kıyaslama öğretir. Biz de çocuklarımıza düzenli olmayı, mantıklı olmayı, kıyaslama becerisini basit düzeyde de olsa okul öncesi eğitimde veriyoruz. Sayın Bakanımızın gayretleriyle hayata geçirilmiş olan "Matematik Seferberliği" Kırıkkale'mizde de üniversite ile birlikte, hocalarımızla birlikte okul öncesi eğitimden başlamak üzere çok faydalı ve kazanımlı çalışmalarımızı uyguluyoruz. Okul öncesi eğitimde çocuklarımıza basit düzeyde azdan çoğa, çoktan aza, büyükten küçüğe ve çeşitli görsel matematiksel materyallerle daha kalıcı ve etkili çalışmalar yapıyoruz. Gördüğünüz gibi çocuklarımız bu bilinçsel düzeyde en güzel şekilde eğim alıyorlar. Her türlü materyalimiz de mevcut." diye konuştu. ...
Kale Haber
BİZE ULAŞIN

Yenidoğan Mahallesi Mimar Sinan Caddesi 596.Sokak No: 5 Kat: 3 Kırıkkale

+90 (318) 224 34 34

bilgi@kalehaber.net

BİZİ TAKİP EDİN

Kalehaber I Kırıkkale Haber - Kırıkkale Son Dakika Haber Kırıkkale haber,Kırıkkale son dakika haberleri ve güncel Kırıkkale haberleri,güncel Kırıkkale nöbetçi eczaneleri,hava durumu,namaz vakitleri,cenaze ilanları ve vizyondaki sinema filmleri Kalehaber.net'de!

yüklenemedi

kalehaber.net, Anadolu Ajansı abonesidir.

© 2010-2023 Kale Haber Tüm Hakları Saklıdır.