İslam Tarihi, özellikle de Asrı Saadet ve Sahabe’nin hayatı, yaşadıkları, günümüz Müslümanları için adeta bir rehber niteliğindedir. O gün yaşanan birçok olay, bugün yaşanan olaylar için de Müslümanlara örnek olmaya devam ediyor.

İlk İslam Halifesi, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) can arkadaşı ve Hicret yoldaşı Hz. Ebu Bekir, ölüm döşeğindeyken, istişare etti ve kendisinden sonra ümmetin başına Hz. Ömer’in geçmesi gerektiğine hükmetti. Onu, ikinci halife olarak ilan etmeye karar verdi.

Oğlu Abdullah’ı görevlendirerek, Hz. Ömer’i çağırttı.

Hz. Ömer gelip selamını verdi. Hz. Ebu Bekir, onun yanına oturmasını istedi. Sonra şöyle dedi:

“Ey Ömer, benden sonra halife sensin. Bu ümmetin başı sensin. Seni bunlara vekil kıldım.”

Hz. Ömer ise şöyle karşılık verdi:

“Ey Resulallah’ın Halifesi! Ben bunu kabul edemem. Bu vazife bana çok ağır gelir. Bunun vebali ve sorumluluğunun altından ben kalkamam. Ne olur beni yakma!”

Hz. Ebubekir, yanındakilere,

“Beni doğrultun…” dedi.

Yatağında doğrulup oturmasına yardımcı oldular.  Şöyle devam etti:

“Ey Ömer, bir kişi yapabileceği bir işi yapmaktan kaçınırsa, Allah ona azap eder.

Ey Ömer, bir kişi yapamayacağı bir işi üstlenirse Allah ona azap eder.

Ey Ömer, bir kişinin liyakati, sadakati, ehliyeti yokken onu seçenlere, onu göreve getirenlere azap eder.

Ey Ömer, ben bunlardan olmak istemiyorum. Sen de bunlardan olma. Bu görevi kabul et…”

Hz. Ömer ağlayarak karşılık verdi:

“Ey Ebu Bekir, ben de bunlardan olmak istemiyorum ve kabul ediyorum…”

Kıssadan hisse! İnsan yapabileceği işe talip olmalı, yapamayacağı işe bir heves uğruna girmemeli!

Bugün birçok insan, etiket uğruna, nefsi uğruna, isim yapmak uğruna bir göreve talip oluyor. Düşünmek lazım: Bu işi hakkıyla yapabilecek misin? Düşünmek lazım, sorumluluk üstlenecek donanıma sahip mi?

Sahabenin yaşamında, inananlar için çok güzel örnekler var.

 

Bahattin Akyön