Yeşil kubbenin karşındaki mermerlerin üzerinde okuduğu kuranı kerimi göğsüne yaslayıp, sırtını dayadığı abdest alma duvarına kafasını da yaslamıştı. Aradan ne kadar zaman geçti bilmiyordu ama gözleri gibi gönlüde dalmıştı.
Geniş sayılacak yoldan sağ yanını mezarlığa dayamış dar bir sokağın karanlığında ayağına bir şey takılmadan yürümek maharetini gösteren geniş omuzlu, cüppesinin etekleri ayak bileklerine kadar uzanan pehlivan yapılı adamın önünden ardı ardına iki siyah kedi adeta ayaklarına dolanırcasına sıyırıp koşarak uzaklaştı.
Karanlıkta birden önüne çıkan hayvanlardan korkmak bir yana onların neden kaçtığını anlamak istercesine yönünü harabe olmuş eski bir evin dar sokağa açılan kapısına yöneldi.
Birkaç dakika içeriden gelen lakırdıları ve gülüşme seslerini dilendikten sonra hiddetle içeri daldığında karşılaştığı manzaraya hiç şaşırmamış adeta böyle bir yerde başka ne olabilirdi ki diye düşünerek kendine hak vermişti.
Başındaki sarıklar yana kaykılmış, elbiseleri kir pas içinde kalmış, izbe yerde buldukları taşların üzerine tünemiş, ortalarına aldıkları içki şişelerinden boşalan birkaç tanesi devrilmiş, sağlam olanları ellerinde sıkı sıkı tutan üç adam görmüştü.
Önce yüzü kapıya dönük adam gördü kapıdaki gölgeyi. “Kim var orda” diye seslenmesi ile diğerleri de o yöne döndü. Kapıdaki onlara bakan adamın kim olduğunu anlamaları uzun sürmedi. Birden ellerindekileri yere atıp ayağa fırladılar. Aslında kaçmak için hamle yapmak istediler ama her üçü de karsılarındaki pehlivan yapılı adamın daha bir iki adım atmadan belindeki kılıcı savursa bile ele geçeceklerini bildiklerinden mıhlanmış gibi kalakaldılar.
Öyle yüksek sesle Hiç şüphesiz şeytan içki ve kumar yoluyla sizin aranıza ancak düşmanlık ve kin bırakmak, sizi Allah’ı zikretmekten ve namaz kılmaktan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçtiniz, değil mi? Diye Maide suresi 91 nci ayeti okudu ki adeta yer yerinden oynadı.
Üç kafadarın seslerini bile çıkarmasına müsaade etmeden içerinden birinin sarığını kafasından çıkarıp, önce ikisini ve diğerinin sarığının ipi ile üçünü birbirine bağladı. Bir ucundan da kendisi tutarak Medine’nin musallası denen mevkie çeke çeke getirdi.
Sabah’ın olmasına az bir vakit kalmıştı. Üç kafadarın bu yiğit adama karşı koymak gibi bir hata yapamayacakları her hallerinden belliydi. Getirdiği yerde bulunan bir hurma kütüğüne sırt sırta verdirip bağladı. Yakında bulunan su kuyusundan bir kova su getirip üçünün kafasından boca ettiğinde kafaları bulanık olan kişilerin gözlerinde adeta şimşek çaktı. Öylece bırakıp Mescidi Nebeviye doğru yürüdü gitti.
Bilal Habeşi’nin yankı sesi ile sabah ezanına uyanıp, Peygamber efendimiz (sav)’in dizinin dibine koşan herkes hurma kütüğüne bağlı adamları gördüğünde önce ne olduğunu anlamasalar bile kısa sürede oradan Hz. Ömer’in geçtiğini anlıyorlardı.
Sabah namazını kıldırıp mihrabında oturan Resulüllah (sav) efendimize durum intikal etmişti. Zaten ön saflarda namazını kılan Hz. Ömer’e hafif tebessüm ederek gece ne yaşandığını sormuş Hz. Ömer’de haram olan içkiyi içenlere verdiği cezayı anlatmıştı.
Tebessüm etmeye devam eden Efendimiz Ya Hattab oğlu! Bilir misin niçin tebessüm ettim. Hazret-i Ömer (Ra) Allahü teâlâ ve Resûlü bilir, dedi.
Efendimiz buyurdu: (Ondan dolayı güldüm ki Allahü teâlâ, Arefe gecesi Arafatta bulunanlara inayet (iyilik) nazarı ile nazar etti. Sana hususi olarak nazar etti.) sonra gidip o kişilerin ve ellerini çözmesini onlara içkinin zararlarını bir daha tebliğ etmesini kendisine öğütledi.
Hz Ömer yanlarından izin isteyip ayrıldığında Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (sav) ardından bakarak ;
“Şeytan Ömer’i gördüğü vakit, Ömer’in heybetinden yüzü üzerine düşer” buyurdu.
“Hacı yallah” sözü ile irkilmiş yerleri temizleyen gönlü güzel insanların ikazı ile kendine gelmişti. Gördüğü rüyanın etkisi ile belki de biraz önce rüyamda gördüğüm Hz Ömer burada oturdu burada dinlendi diyerek toparlamaya başladı.
Abdestini aldı ve aklından;
“Müslüman olmakla şereflenen Hz. Ömer ile İslam’a iman edenler daha bir güçlenmiş, daha açıktan ibadet etmeye başlamıştı. Heybeti cesareti ve adil davranışları ile efendimizin en yakınlarından olma bahtiyarlığına kavuşan Hz Ömer ikinci halifelik görevini üstlendiğinde yeri gelmiş sırtında ihtiyaç sahiplerine un taşımış, yeri gelmiş yeni fetihlere imza atmış, yeri gelmiş genişleyen İslam devletini adil biçimde yönetmiş.”
Diye geçirerek ruhuna Fatihalar okuyarak hem Peygamberi hem Hz. Ebubekir’i ve hem Hz. Ömer’ selamlamak üzere mescide yöneldi.
Kırıkkale 28 Aralık 2024
ADİL
Fatih ENSAR
Yorumlar (1)